Fadime ÖZKAN
Fadime ÖZKAN
fozkan@star.com.tr
Tüm Yazıları

CHP'nin denetlemediği belediyeleri AK Parti nasıl denetliyor?

AK Parti Yerel Yönetimler Başkanı Mustafa Demir dün gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle bir araya gelerek soruları yanıtladı.

Daha önce üç dönem Fatih Belediye Başkanı olarak görev yapan haliyle yerel yönetimler konusunda önemli bir tecrübeye sahip olan Demir "insan ve şehir" ilişkisi üzerine yaptığı giriş konuşmasının ardından AK Parti'nin siyasetteki başarısının yereldeki başarısıyla geldiğini hatırlattı; halka hizmet için çalıştıklarını anlattı.

Bir arkadaşımız AK Parti'nin kaybettiği / Mustafa Demir'in ifadesiyle "arzu ettiği neticeyi alamadığı" seçimlere dair değerlendirmesini sordu. Ben sebep-sonuç değerlendirmesine ek olarak kaybettikleri belediyeleri geri almak dahil 2029 yerel seçimleri için stratejilerinin ne olduğunu sordum.

Demir'in cevabının merkezinde "insan" vardı. "AK Parti milletle bütünleşen, insana hizmeti önceleyen siyasetten yanadır. Belediyecilik anlayışı da böyledir. 24 yıllık iktidarımızda önemli işler başardık ama yapılanların temelinde insan olduğunu, onlara hizmet için çalıştığımızı gösteremediğimiz yerler oldu. Oysa bizde tembel başkan yoktur. Herkes çok çalışır çünkü 7/24 çalışan bir liderin belediye başkanı olmak kolay değildir. Önümüzdeki dönem milletimize, yapılan her işin, her hizmetin onlar için olduğunu göstermek istiyoruz" dedi.

İkinci sorum, AK Parti'nin yönettiği belediyelerde iç denetim mekanizmalarını nasıl işlettiği yönündeydi. Malum CHP belediyelerindeki yolsuzluk iddiaları ortaya saçıldığında gördük ki meğer bu şikayetler, iddialar savcıdan önce genel merkeze ulaştırılmış ama parti içinde hiçbir sorgulama olmamış. Her şey sümen altı edilmiş, çark dönmüş.

Mustafa Demir, Sayıştay denetiminin dışında parti olarak yönettikleri belediyeleri her zaman dikkatle takip ettiklerini ve dört farklı yöntemle denetlediklerini anlattı.

1) Büyük ve tecrübeli bir teşkilatımız var. Bizde otokontrol güçlüdür. Teşkilatımız belediyelerimizi, başkanlarımızı takip eder, denetler.

2) Yerel Yönetimler Başkanlığı olarak belediye başkanlarımızın röntgenini çekeriz. Diğer başkanlıklardan farklı olarak 17 başkan yardımcım var. Vatandaşa gideriz. Sorar, rapor hazırlar, Genel Başkanımıza sunarız.

3) Kamuoyu araştırmaları yaptırarak memnuniyeti ölçeriz.

4) Özel alanlarda spesifik çalışmalar yapar, kimsenin yanlışını yanına bırakmayız.

ÖZGÜR ÖZEL'İN "SÜTTE LEKE OLUR, BİZDE OLMAZ" STRATEJİSİ

AK Parti düne dair muhasebe yaparak, iç denetim mekanizmalarını işleterek bir seçim stratejisi izliyor. Peki, CHP ne yapıyor?

Görünen o ki tek strateji "iktidarın mağduruyuz" söylemi.

2025'in neredeyse tamamını CHP belediyelerindeki yolsuzluk sarmalını konuşarak geçirdik ve üstelik yargılamalar yeni başlıyor. Yani uzunca bir süre daha davalar üzerinden "CHP ve yolsuzluk" konusu gündemi meşgul edecek ama bu "davalar siyasi" örtüsü o kadar dayanacak mı göreceğiz.

İmamoğlu ve arkadaşlarının yolsuzluk, rüşvet, irtikap gibi yüz kızartıcı suçlardan yargılanacağı İBB davasının ilk duruşması 9 Mart'ta.

Aziz İhsan Aktaş'ın CHP'li belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiğini iddia eden, 6'sı görevden uzaklaştırılmış 7 CHP'li belediye başkanının yargılandığı dava ise önceki gün başladı.

CHP ve habitatı da -Özel'den teşkilata, CHP medyasından sosyal ağlara kadar- hep bir ağızdan "dava siyasi" tekerlemesini tekrara başladılar. Hatta Özgür Özel "Sütte leke olur, CHP'lilerde olmaz" diyerek yekten kefil oldu hepsine.

CHP İTİRAFÇILARA NEDEN İFTİRA DAVASI AÇMIYOR?

Bu, siyasi bir tercih elbette... Şu ana kadar işe yaramış da olabilir. En azından parti tabanı bir süre buna inanabilir, davadan şüphe edebilir. Lakin iddialar banka hareketleri, tapu devirleri, HTS kayıtları, MASAK raporları, itiraflar ve tanık ifadeleri gibi somut ve güçlü delillerle ispatlandığında işler tersine dönecektir.

Halbuki bu gibi konularda meseleye serinkanlı bakmak, partinin kurumsal kimliğini her şeyin üstünde tutmak gerekir.

Özgür Özel bunu yapmadı. CHP'nin geçmişini ve geleceğini yolsuzluktan yargılanan arkadaşları için harcamaya hazır görünüyor.

Ama ilginçtir. CHP canını bu kadar yakan, "yalan söylüyor, iftira atıyor" dedikleri itirafçı Aziz İhsan Aktaş hakkında hala suç duyurusunda bulunmuş değil.

Sahi CHP, CHP'lilerin ortaya attığı bunca iddiayı neden resmen yalanlamıyor?

CHP medyasından kimse çıkıp da "Bir dakika... Bir değil iki değil. İBB'den başlayarak onlarca CHP belediyesinde bu kadar yolsuzluk usulsüzlük olmuş, organize suç örgütleri kurulmuş, çark dönmüş, pis kokular ayyuka çıkmış ama CHP genel merkezi yönettiği belediyeyi neden denetlememiş?" diye sormuyor. Sizce neden sormuyor?