Yazarlar

Halime KÖKÇE

Halime KÖKÇE

hkokce@stargazete.com

CHP’nin faturaları ve Varlık Fonu

Halime KÖKÇE tüm yazıları

CHP'nin en büyük sorunu rasyonel muhalefet yapamaması. Bu hem kendi tabanının agresifleşmesine hem de CHP'nin bir türlü iktidar alternatifi olamamasına yol açıyor. Bu CHP'nin kadim problemi üstelik. Çok partili hayata geçişten bu yana tek başına iktidar olamamış bir partiden söz ediyoruz. Hadi çok uzağa gitmeyelim, 15 yıldır en ağır ithamlarla iktidarı eleştirmesine rağmen bugün parlamento seçimi olsa CHP'nin oyu yine yüzde 25. Yani CHP hala iktidar alternatifi değil.

Peki neden? Çok şey sayılabilir ama en temel neden, CHP'nin bir siyasi parti olmaması. Çünkü hala kendinde ayrıcalık vehmediyor. Bu vehimle siyaseti hor görüyor. Mahallede toprak sahada top oynayıp terlemektense golf sahasında top gezdirmeyi tercih ediyor. Bunun neticesi de rasyonel argüman, pozitif siyasa üretememek ve ana muhalefet konumunu değersizleştirmek oluyor.

Bunu en son Varlık Fonu'nda gördük. Daha nedir ne değildir anlamadan, CHP'nin kem sözleriyle tanınan yeni yüzü Duyun-i Umumiye'den laf açtı. Ak Parti'yi müsrif bir mirasyediye benzetti bir diğeri.

28 Şubat sürecinde darbeci seleflerinin Türkiye'yi nasıl bir ekonomik felakete sürüklediği bilinmiyormuş gibi iktidarı tam da bu alandan vurmaya çalışarak milleti kendine güldürdü.

Hadi yine eski defterleri açmayalım ama daha Elif Doğan Türkmen'in top 10'da ve ilk 10'u muhtelif CHP'lilerin paylaştığı Meclis faturaları konusu kapanmadı bile. CHP'li vekilin "Ne var canım, madem sınırlama getirilseydi" şeklindeki dudak uçuklatıcı savunması unutulsaydı bari...

Ben diyorum ki, halkoylamasında AK Pati ve MHP'lilerden önce 'evet' için CHP'lilerin sandığa koşması gerek. Çünkü Nisanda halkın oyuna sunulacak olan Cumhurbaşkanlığı Sistemi'nin Türkiye'ye en büyük faydası hükümet sistemini değiştirirken muhalefet sistemini de değiştirecek olması.

PKK mı haklı CHP mi?

Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ni düzenleyen anayasa paketi Cumhurbaşkanı'nın önünde. Hafta sonuna kadar imzalaması bekleniyor. Partilerin kampanya çalışmaları da şekillenmeye başladı. MHP hafta sonu Konya'da yapacağı toplantıyla yola çıkacak. Devlet Bahçeli'nin dünkü grup konuşması, bir süredir MHP üzerinden yapılan spekülasyonlara cevap niteliğindeydi. MHP, Meclis'te olduğu gibi sahada 'evet' için etkin çalışacak, belli.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da kampanyada aktif olacağını söyleyebiliriz. SETA'nın tertip ettiği, 11 Şubat Cumartesi günü gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı Sistemi Sempozyumu'nda yapacağı konuşmayla aslında kampanyanın startını da vermiş olacak.

Anayasa değişikliğinin hazırlık aşamasında katkısı olan hocaların da konuşmacı olduğu sempozyumu izlemenizi öneririm.

Başbakan Binali Yıldırım'ın süreçteki rolü ise kuşkusuz çok önemli. Kendi siyasi ikbalini öncelemeyip güçlü Türkiye'nin önünü açan Başbakan olarak tarihe geçecek. Muhalefet bir kaç gündür Başbakan'a yükleniyor; sebep Binali Bey'in "PKK ve FETÖ'nün hayırcı kanatta olmasına" dikkat çekmesi.

CHP bu durumun kendisinde bir absürtlük görmüyor ama buna dikkat çekilmesini sorun ediyor.Üstelik Başbakan, "PKK ve FETÖ'nün anayasa değişikliğine karşı olmalarını" CHP'ye nispet etmeden dile getirdi.

Cevap ise CHP'den geldi.

AK Partililer 'evet'e kurucu bir anlam yüklüyor, Cumhuriyet'in gerçek anlamına kavuşacağı, milli iradenin tam tecelli edeceği yeni bir hükümet sistemine kavuşacağımızı söylüyor."Sonuç ne çıkarsa çıksın başımızın üstüne" demeyi de ihmal etmiyor.

CHP ise FETÖ ve PKK ile yan yana düşen kendisi olmasına rağmen, "evet çıkması halinde ülkenin bölüneceğini" söyleyebiliyor. Bu durumda PKK, 40 yıllık hayaline hayır demiş oluyor!

MHP "Milletin bekası, Türkiye'nin yeniden dirilişi için evet" diyor.

Bu denklemde izahı en zor pozisyon sizce hangisi?