Yazarlar

Halime KÖKÇE

Halime KÖKÇE

hkokce@stargazete.com

CHP'ye takiyye taktiğini kim verdi?

Halime KÖKÇE tüm yazıları

Geçtiğimiz haftayı Sivil Dayanışma Platformu'nun "Anayasa Değişikliği ve Büyük Türkiye Buluşmaları" dolayısıyla Bilecik, Eskişehir ve Kütahya'da geçirdik. Her şehirde gündüz sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldik, akşam ise halka açık salon toplantısı tertip ettik. Her biri soru cevaplı toplantılardı.

Bu üç günlük turun izlenimlerini ayrıca yazacağım. Ancak öncelikle CHP'de son günlerde öne çıkan söylemlerin sahada nasıl çalıştığına dair edindiğim bilgi ve izlenimleri paylaşmak istiyorum.

CHP güçlü olduğu yerlerde vekilleriyle sahaya inmeye başlamış. Ayşenur Arslan, Ümit Kocasakal gibi isimler CHP'nin kemik tabanına hitap eden söylemleri tekrarlarken CHP'li kimi vekiller AK Parti tabanındaki olası kararsızları 'hayır'a ikna etmeye çalışıyor.

AK Parti'nin güçlü olduğu mahallelerde kahvehanelere gidip "Mesele Erdoğan değil, öyle olsa ben bile oy veririm. Ama bu bir sistem meselesi. Diyelim ki Erdoğan gitti, bir gün ya bir FETÖ'cü gelirse ya PKK'ya yakın biri seçilirse" gibi milletin aklıyla dalga geçen ve demokrasiyi sindiremediklerini gösteren tebliğler yapıyorlar. Eskişehir'de en çok konuşulan konulardan biriydi bu.

AK Partililere sağdan yanaşma taktiğini kimden aldıkları belli. CHP şu anda 17-25 Aralık'tan sonra ellerine tape verenlerin itikadının da temelini oluşturan takiyye yöntemiyle hareket ediyor. Son 14 yılın ekonomik ve demokratik kazanımlarını önemseyen, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğine itimat eden kesimlerde kafa karışıklığı yaratmak için "Bu bir parti seçimi değil nasıl olsa, hayır da çıksa cumhurbaşkanı, başbakan değişmeyecek" diyorlar.

Oysa herkes biliyor ki referandumda hayır çıkması halinde bunu bir meşruiyet kaybı olarak okuyacak ve yeni bir kampanyaya altlık yapacaklar.

***

Eskişehir'de konuşulan konulardan biri de yine CHP'li bir vekilin Büyük Birlik Partisi Eskişehir İl Başkanlığı'na yaptığı ziyarette söylediği iddia edilen sözler. Başkanlık sisteminden yana olduğunu bildiğimiz rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun kemiklerini sızlatarak 17-25 Aralık'ta FETÖ'nün dümen suyuna giren BBP'nin tavrı henüz netleşmiş değil bildiğim kadarıyla.

CHP'li vekilin BBP'de pazarladığı şeye bakın şimdi; diyor ki "AKP'nin taslağında federasyon vardı ama MHP'nin zoruyla çıkarttılar." Bitmedi, "Çıkarttılar çıkartmasına ama mevcut öneride de ülkeyi bölünmeye götürecek federasyonun şifreleri var." diye de ekliyor.

Meselenin CHP kanadında hangi seviyede ele alındığını, halkı kandırmak için ne tür yalan dolanlara başvurulduğunu göstermesi bakımından önemli bir örnek.

Yıllarca AKP dediklerine Ak Parti demeye başlamak, son üç yıldır dünya aleme diktatör ilan ettikleri Cumhurbaşkanı Erdoğan'a handiyse "reis" demeye durmak, samimiyet olmadığı gibi seçim stratejisi bile değildir.

Olsa olsa F tipi takiyye taktiğidir bunun adı.

15 Temmuz'a 'hayır' diyemeyenler

"Bizi biz yapan şey ‘Evet’lerimizden çok ‘Hayır’larımızdır. Hayır demek bilinç ve güç gerektirir. Evet'lerin çoğu itaat yatkınlığıdır” demiş Murathan Mungan.

Oysa neye hayır dediğini bilmek kadar neye evet dediğini bilmek de bilinç gerektirir. Bu millet Türk demokrasisisin bilinç ayarıdır adeta. Her darbeden sonra demokrasiyi sandığa bağlayan bilinçtir bu. Millet neye hayır diyeceğini de neye evet diyeceğiniz de çok iyi bilir.

15 Temmuz hain darbe girişiminde tanklara tüfeklere "hayır" diyerek vatanı ipten alan "itaat yatkını" dediğini bu halktır.

Ve her evet bir hayırdır.

16 Nisan'da sandıktan çıkacak olan "evet" darbeler tarihine karşı kocaman bir hayırdır!