Yazarlar

Halime Kökçe

Halime Kökçe

hkokce@stargazete.com

CHP’yi bölen ‘büyük uzlaşı’

Halime Kökçe tüm yazıları

Uzun arayışların, kılı kırk yaran hesapların, hipotenüslerle, oklit bağıntılarıyla varılan yüzde 60’ların, ‘büyük uzlaşı’ toplantılarının ardından CHP ve MHP’nin çatı adayı açıklandı. Fakat isim en başta CHP milletvekillerini şoke etti.

Teşkilat ise tam anlamıyla afallamış durumda.

‘Büyük uzlaşı’ toplantısındaki sanatçılar ise kandırıldıklarını düşünüyorlar.

Yerel seçimlerde ittifak arayışına eleştiri getirenlere veryansın eden, Mustafa Sarıgül’ün seçim otobüsünde ‘bağımsız’ gazetecilik yapan Koray Çalışkan bile isyanda.

İstişarenin dibini buldular ama hiçbir istişare toplantısında adı geçmeyen bir isimde karar kıldılar.

Kemal Kılıçdaroğlu partili bir Cumhurbaşkanı olmayacak derken, partililerin fikri de alınmayacak demek istemiş olmalı!

‘Büyük uzlaşı’ da büyük bir yalanmış zaar; zira en başta CHP’nin kendi içinde uzlaşamadığı bir ismi aday gösterdi Kılıçdaroğlu ve Bahçeli ikilisi. Galiba ‘büyük uzlaşı’dan kasıt iki liderin uzlaşmasıydı.

***

Her ne kadar Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı’ndan beklenenler listesindeki her özelliği haiz olmasa da, mesela yabancı devlet adamlarının yanında espri yapabilen mizaçta olduğu izlenimi vermese de kesinlikle zarif, iyi eğitimli, yabancı dil bilen, muhafazakar değerleri ön planda bir kişi Ekmeleddin İhsanoğlu.

AK Parti’nin de İhsanoğlu isminden rahatsızlık duyduğunu sanmıyorum.

Centilmen bir rakip.

Açık konuşalım; üstelik AK Parti’nin zorlanmadan birinci turda adayını seçtirebileceği bir rakip...

***

Gelelim esasa...

Çatı aday olarak karar kılınan Ekmeleddin İhsanoğlu’nun ismi bahsi diğer, ondan önce çatı aday fikri ile ilgili söylenecekler var.

Bir kere CHP ve MHP bu fikirde birleşirken siyaseti dışladılar. Anti siyasi bir vasatta Cumhurbaşkanlığı seçimini mütalaa ettiler.

CHP’nin ana muhalefet olma durumunu iyi değerlendirebilir ve siyaseti ön plana çıkartarak şansını artırabilirdi.

30 Mart’ta ‘paralel yapının’ aklına uyup tape siyaseti yapmasaydı, AK Parti’ye karşı pozitif bir siyaset geliştirebilseydi yani seçmen karşısına tapelerle değil de siyasi bir ajanda ile çıksaydı 10 Ağustos’taki cumhurbaşkanlığı seçimine çatı adayla değil kendi adayıyla girebilirdi. Yanlışlar zincirleme trafik kazasına yol açtı. Aynı hatayı şimdi de yapıyor. Partisinin istişare mekanizmalarını işleterek kendi adayını çıkarsaydı teşkilatı motive edebilecek, seçmene ümit verebilecek ve böylece adayı cumhurbaşkanı seçilemese de; Parti, 2015’deki milletvekilliği seçimlerine yüksek moral ve motivasyonla girebilecekti.

Muhalefeti Erdoğan nefreti üzerine inşa etmek, ne pahasına olursa olsun Erdoğan’dan kurtulmalıyız kafasıyla hareket etmek CHP’yi zehirledi. Bu zehir, siyaset üretmesine mani oluyor. Bu yüzden rasyonel davranamıyor, kendi tabanını da radikalleştiriyor. Attığı her adım siyasi parti hüviyetine zarar veriyor. Cumhurbaşkanı adayı CHP’nin değil Türkiye’nin adayı olacak argümanı ise kendini kandırmaktan öte bir anlam ifade etmiyor.

Türkiye’nin adayı diye bulup çıkardığınız isim daha CHP’nin adayı olamamışsa, partililerin kazan kaldırılmasına sebep olmuşsa bu işte bir tuhaflık yok mu?

CHP bundan böyle kendi vizyonunun, altı okunun arkasında nasıl duracak?

Gelelim MHP’ye...

Bu çatı aday tiyatrosundan kazançlı çıkan taraf kuşkusuz MHP. Kendi tabanında rahatsızlık yaratmayan, kolayca arkasında durabileceği bir isimle Cumhurbaşkanlığı seçimine girmiş olacak. Zaten bu gidişle CHP ana muhalefet partisi makamını MHP’ye bırakacak...

***

Ekmeleddin Bey’e gelince...

Daha ilk günden eşi üzerinden PR’ı yapılmaya başlandı: Muhafazakar ama bakın eşi gayet modern ve başı açık! Cumhuriyet gazetesine verdiği röportajla “sözde değil özde laik” olduğunu da ispatladı.  Ama CHP tabanını bu kadar kolay tatmin edemeyebilir. Hem peşin peşin böyle sorgulanıyor olmak bence Ekmeleddin beye hakarettir.

Fakat CHP ile bu yola çıkan samimiyet testini de göze almış demektir.