Ahmet KEKEÇ
Ahmet KEKEÇ
akekec@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Cibilliyetsizin derdi şu: İslam ülkeleri neden sessiz?

Obama, “daha kötüsü olmaz” dedirten bir başkandı...

Neredeyse bütün bir İslam coğrafyasını işgalle tedip etmişti.

Daha kötüsü ne olabilirdi?

Daha kötüsü, İslam karşıtı söylemleriyle haklı (!) bir şöhretin üzerinde oturan ve ikide bir “size yapacaklarımın yarısı aklımda bile değil” diyerek İslam dünyasına ve göçmenlere gözdağı veren Donald Trump’ın başkan seçilmesiydi elbette.

İyi de, bu zaten böyleydi...

Dünya (özellikle İslam dünyası) anlayış beklemedi. Trump’ın kuş konduracağını ve yeryüzünü “barış havzası” haline getireceğini düşünmedi.

Bir yeni zamanlar faşisti ve iflah olmaz bir İslam düşmanı olarak Trump tıynetinin gereğini yapacaktı.

Nitekim öyle şeyler yapıyor.

Bizim meselemiz, “demokrat” ve “İslam dostu” bilinenlerle...

En çok Müslüman kanı, Müslüman ismi taşıyan ve “İslam dostu bir demokrat” diye pazarlanan Obama döneminde döküldü.

En çok işgal bu dönemde yaşandı.

Obama yönetiminden müşteki İsrail’e en çok bu dönemde savunma yardımı yapıldı. (38 milyar dolar...)

NATO üyeleri, en çok bu dönemde zarara uğratıldı.

Üçüncü dünya ülkelerine ekonomik yaptırım en çok bu dönemde uygulandı.

Terör örgütleri bu dönemde palazlandırıldı.

DEAŞ bu dönemde kuruldu.

PYD, bu dönemde ağır silahlarla teçhiz edildi.

Ülkemiz bu dönemde bir “işgal girişimine” sahne oldu.

FETÖ bu dönemde şımartıldı.

Daha kötüsü ne olabilirdi?

Evet, Obama’nın gidişi “ikiyüzlü demokratlık bitti” diye nümayişle karşılandı ama bu zaten tıynetinin gereğini yapacak olan Trump’ı desteklemek anlamına gelmezdi.

Bütün seçim stratejisini demokratların sahtekârlığı üzerine kurmuş Trump’tan beklenen, müttefiklerini hatırlaması ve terör örgütleriyle kurulan stratejik ortaklığa son vermesiydi.

Hepsi buydu...

Cibilliyetsiz diyor ki, “Trump duvar örüyor, göçmenleri kovuyor, bazı İslam ülkelerine giriş yasağı uyguluyor, niye tepki göstermiyorsun?”

Bunlar, Obama döneminin “işgal” ve “dolaylı katliam” planlarını desteklemiş kitleler.

Dışarıdaki cibilliyetsiz, Trump’la meselesini halletmek için Müslüman kucaklıyor, timsah gözyaşları döküyor, “Hepimiz Müslüman’ız” sloganları atıyor...

İçerideki cibilliyetsiz ise, Erdoğan’la ve istikbaldeki Cumhurbaşkanlığı sistemiyle meselesini halletmek için Trump pataklıyor, “Türkiye’nin suskunluğu dikkat çekti” şeklinde operasyon haberleri yapıyor.

Biri şöyle yazmış: “Federal Mahkeme Müslüman düşmanlığına dur dedi. Amerika’da da hâkimler varmış.”

Nereden icap ettiyse, Federal Mahkeme’nin kararına övgüler düzüyor.

Daha doğrusu Federal Mahkeme’nin kararı üzerinden, FETÖ’ye savaş açmış Türk yargı sistemini eleştiriyor. (Öyle ya, Türkiye’de hâkimler yok. Olsaydı, bütün darbecileri serbest bırakır, büyük bir mağduriyete son verirdi.)

Bu cibilliyetsize şunları söylemek isterim:

İnanç ve değer tercihlerine savaş açan sensin...

Başörtüsü karşıtı nümayişlerde sahne alan sensin...

İkna odalarını “hukuka uygun” bulan sensin...

Ezan’dan rahatsız olan sensin...

Temel hak ve hürriyetlere karşı Anayasa Mahkemesi’nin yolunu tutan sensin...

Özgürlüklere karşı tankları “güvence” olarak gören sensin...

Müslümanların ve göçmenlerin hukukunu hatırlaman için, ille de bir manyak Amerikalının başkan olması mı gerekiyordu?

Bir de, Kemal Kılıçdaroğlu diye biri var.

Bu kişi, CHP genel başkanıymış.

Birden göçmen dostu kesilen bu zat, “Niçin Müslümanları ve göçmenleri kovuyorsun?” diye Amerika’nın yeni başkanına posta koyuyor.

Türkiye’deki göçmenleri ülkelerine göndereceğini söyleyen, üstelik bunu “seçim vaadi” olarak miting meydanlarında seslendirmiş bir adam bu...

İçinde “göçmen” geçen cümleler kurabiliyor ve hiç utanmıyor!