Çin-Rusya yakınlaşması ve değişen dengeler

Geride bıraktığımız hafta Rusya’nın başlattığı büyük tatbikat ve Pekin ile Moskova arasındaki yakınlaşma başta Washington olmak üzere Batı başkentlerinde yakından izlendi. 

Senkronize bir şekilde yaşanan bir başka başlık ise İsveç seçimlerinde göçmen karşıtı, aşırı sağcı partinin ilerleme kaydetmesi ile bir kez daha gündeme gelen Avrupa Birliği ve aslında tüm Avrupa kıtasının krizi oldu. 

Bu iki ana gelişme haftaya damgasını vuran olaylar. Elbette İdlib ile ilgili süreci de yakından izledik ve diplomasimiz bu başlığa başta Birleşmiş Miletler olmak üzere her cephede büyük enerji harcadı. 

Ve aralıksız süren terörle mücadele operasyonları. Öncelikle MİT’in Suriye rejiminin ana üssü Lazkiye’den Reyhanlı katliamının sanığı Yusuf Nazik’i paketleyip getirmesi. Haftayı başarılı terörle mücadele operasyonları ile tamamladık. 

ABD, tarihinde ilk kez başkan Donald Trump şahsında yüzü Rusya, sırtı Avrupa’ya dönük bir politika izlemekte. Elbette son dönemde Trump’ın hareket alanının iyiden iyiye daraltılmasıyla yeniden klasik ABD-Rusya bilek güreşi sayfası da açılabilir. Ancak bunun ötesinde, ABD’nin ticaret savaşları ve gümrük vergileri eliyle karşısında genişlettiği cephe aynı zamanda bir işbirliği zemini de oluşturuyor. 

Çin ve Rusya ikilisi bu çabaya karşı meydan okuyarak hem ekonomi ve enerji, hem savunma sanayi, hem de diğer stratejik konularda ortak adım atıyor. 

Öncelikle Rusya’nın başlattığı büyük askeri tatbikata Çin’in de katılımı. 

Vladivostok’ta düzenlenen ve Çin, Rusya, Japonya ve Güney Kore liderlerini bir araya getiren Doğu Ekonomi Forumu, Çin ile Rusya’nın aldığı kritik kararlara da sahne oldu. 

ABD dolarına karşı yerel para birimlerinin kullanılması yönünde önemli bir adım atıldı. 

Cumhurbaşkanımızın da başta BRICS zirvesi olmak üzere pek çok ikili ve uluslararası zeminde vurguladığı bir öneri bu. 

Türkiye, içeride de yabancı para birimleriyle yapılacak olan sözleşmelerin Türk lirasına dönüştürülmesi sürecini başlattı. 

ABD’nin çok kutuplu dünyanın yeni egemeni olmak üzere sürdürdüğü yeni nesil kavganın kendi aleyhine döneceği aşikardı. 

Yükselen aşırı sağ, göç, Brexit ve son olarak ABD ticaret savaşları nedeniyle kendi kaosunu yaşayan AB de artık ABD’ye yakın değil… 

Dünya dengeleri ABD’yi sarsan Florence kasırgası hızıyla değişiyor.