Cüneyt Özdemir’in varoşluğu ve dönemin başbakanı

Whuuuuu! Romantik çok duygusal babamız çok bozulmuş. Hatta çıldırmış. Whuuu! Artık nasıl bir sinir harbi yaşadıysa, bilgisayarının karşısında aklı gibi parmakları da ‘save” ve “delet” tuşları arasında gidip gelmiş.

Biliyorsunuz geçenlerde köşeciğinden dâhiyane bir fikir ortaya atmıştı Cüneyt Özdemirciğimiz!

Muhalefetin beceriksizliğinden dem vurduğu yazısında, ‘beceriksiz muhalefete’ şahane önerilerde bulunuyordu okurun gözleri önünde.

Akılsız muhalefet akıllı Özdemir’in ‘boykot’ önerisini uyguladığı takdirde Erdoğan’ın göğsüne misler gibi bir de diktatörlük unvanı da iliştirilmiş olacakmış.

Şaka değil.

Neyse! AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu’yu ağırladığım Söz Bitmeden’de konu Özdemir’in dâhiyane önerili yazısına geldi.

Ben de dedim ki:

“Kendisi bir aslında bir Ertuğrul Özkök filan da değil. Ankara’nın varoşlarında hayat sürmüş, annesi de mütevazi başörtülü birisi.”

Ben ‘aşağılamak’ için değil bilakis kendisinin de ‘bizler’ gibi olduğunu belirtmek için söyledim ama Cüneyt Özdemirciğimiz için “varoş”un tek anlamı varmış o da “aşağılamak”!

Anlamayacak biliyorum ama yine de anlatayım ne demek istediğimi.

Evet, Ertuğrul Özkök bir vakadır. Ahlaksızdır. Kendi ifadesiyle omurgasızdır. Darbecidir.

28 Şubat’ın medya ayağının aktörlerindendir.

O yüzden dedim ki: Cüneyt Özdemir bir Ertuğrul Özkök değildir.

Ve Ankara’nın ‘varoş’larında büyümüş birisi olarak dedim ki; kendisi de bizler gibidir aslında ‘varoşlarda büyümüştür’ ve bizler gibi ‘annesi de mütevazi başörtülü” birisidir. Ama o çıldırmış. Nasırına basılmış gibi zıplamış yerinden ve bağırmaya başlamış:

Paraları hukkalaya hukkalaya beyni sulanmış aktrol!

Bu ben oluyorum!

Hukkalamaktan ise ‘Hugga’ya gönderme yapıyor. Komik.

Birincisi ben Hugga’cı değilim.

İkincisi patronundan ne kadar maaş aldığını bilmiyorum ama sana bir teklifim var.

Aldığın maaşın sadece 5’te 1’iyle benim tüm maaşımı değiştirmeyi teklif ediyorum sana.

Tamamı değil maaşının sadece 5’te 1’ini. Sakın “ben gazeteciyim” falan deme komik duruma düşersin.

Neyse lafı fazla uzatmayacağım. Benim de bugün çok önemli bir konum var:

Başbakan Erdoğan, Yalova mitinginde, 17 Aralık’ta darbe kalkışmasında bulunan Gülen Cemaati’nin kirli bir planını daha deşifre etmişti.

Hatırladın mı?

Başbakan Erdoğan, 17-25 Aralık darbecilerinin ‘Dönemin Başbakanı’ diye fezleke hazırladıklarını açıklamıştı.

Hani, Bülent Korucu’da twitter hesabından ‘yalannnn vallahi de yalan billahi de yalan bizim savcı öyle demiyor’ diye inkar etmeye çalıştığı fezleke!

Savcıları ne diyecektiyse?

Neyse neyse...

Ekrem Dumanlıgiller başarılı olsaydı eğer Başbakan Erdoğan’ı Yassıada benzeri bir mahkemede yargılayacaklardı, olacaktı “Dönemin Başbakanı!”

Akabinde de ivedilikle olası bir koalisyon hükümeti kurulacaktı senin beceriksiz muhalefet de iktidar olacaktı. O fezlekede Başbakan Erdoğan’ın ismi hiç normal bir şekilde Başbakan olarak geçmiyor. Ya ‘Örgüt Lideri’ olarak geçiyor ya da ‘Dönemin Başbakanı” olarak geçiyor.

***

Nasıl mı ortaya çıkmış? Anlatayım.

25 Aralık sonrasında emniyette 14 tane bilgisayar ele geçirilmiş.

Bu ele geçirilen bilgisayarlarla ilgili Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne gerekli yazılar gönderilerek hukuki süreç başlatılmış. Mahkeme kararıyla imajları alınmış.

Bilirkişi inceleme raporları istenmiş.

İnceleme iki ay sürmüş.

Anlayacağın Gülen Örgütü emniyeti kendisine güvenli bir karargâh haline getirmiş.

Birden suçüstü yakalanınca bilgisayardaki tüm örgütsel dokümanlarını, henüz montajlanmamışından montajlanmışına kadar tüm ses kayıtlarını hatta ‘Dönemin Başbakanı’ ve ‘Örgüt Lideri’ yazılı fezlekeyi de o fezlekeye teşkil edecek fezlekenin gövdesini oluşturacak bilgileri de bu bilgisayarlarda toplamışlar.

Bugün ortaya çıkan ‘imzasız fezleke dosyası’ yani işlem tamam olduğunda çıktısını alıp ıslak ıslak imzalayacakları “Microsoft Office Word” dosya!

Yüzsüzlüğe bakın ki; çıktısını almadıkları dosya için ‘hani ıslak imza’ diye soruyorlar.

Gerçekleştirseydiniz darbenizi imzalayacaktınız elbette!

Plan tersine dönünce bütün dokümanları silmeye çalışmışlar.

Silmişler de.

6 terabaytlık bilgisayarların %95 banlanmış!

Bilgisayarların sadece %27 gigabyte kurtarılabilmiş.

Kurtarılan tüm dosyalar 17-25 Aralık soruşturmasını yürüten savcıların ellerinde.

Bilmem anlatabildim mi Cüneyt Özdemir?

Bülent Korucu sen de duydun değil mi?

Tamam, fezlekede ‘Dönemin Başbakanı-Örgüt Lideri’ yazmışsınız da hanginiz kaleme aldınız güzel güzel, ha!

Peki “gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır” sözü kime aitti?