Yazarlar

Mahir KAYNAK

Mahir KAYNAK

mkaynak@stargazete.com

DARBE

Mahir KAYNAK tüm yazıları

Şu günlerde yapılacak kanun değişimlerinden biri de ordunun iç hizmet kanununda olacakmış. Amaç darbe yapılırsa bunun kanunların orduya verdiği bir vazife olduğu  iddiasını geçersiz kılmak ve darbeleri engellemek ve buna rağmen darbe yapılırsa bunun kanunlara aykırı olduğunu tesbit etmek.

Bugüne kadar yapılan darbeleri savunmak  için  ileri sürülen nedenlerin gerçek sebepleri olup olmadığını araştırmak gerekir. ve bunun gerçek sebebi örtmek için kullanılıp kullanılmadığı üzerinde de durulmalıdır.

Darbelerin hepsini yaşadım 1960 darbesi hazırlanırken üniversite öğremcisiydim Yurtlarda barınan .Anadolu çocuklarını evlerine gönderdiler. O zaman  arkadaşım olan eşime yazdığım bir mektupta olaylarda öğrencilerin kullanıldığını ve  eylemlere katılmamasını söyledim.  Öğrenci olayları CHP tarafından yönlendiriliyordu.

Ordunun en önemli görevlerden biri Cumhuriyetin temel ilkelerine yapılacak sadırıları engellemekti. Bu ne bir dış saldırı  idi ne de kanunlara aykırı bir olayı engellemekti. Çünkü iktidarlar Ordunun benimsediği bazı ilkelere uymuyorlarsa da kanunlara aykırı eylemleri yoktu. Zaten olsa adalet mekanizması bunu engellerdi. Cumhuriyet kurulurken her konunun sınırları çizilmiş ve buna aykırı olanlar, kanunlara karşı olmasa bile temel ilkelere karşı olabiliyordu. Bu da CHP karşıtı bir partinin yapacağı düşünülen şeylerdi. Ordu yeni sağ partileri kuruluş kurallarına aykırı buluyordu. Eğer şartlar müsait olsa, yani askeri bir darbe ihtimali olmasa kuruluş ilkelerine karşı da tavır alınabilirdi. Yani bu ilkeler bir yenilginin mirası kabul edilip  ülkedeki düşüncelerin  de değişmesine çalışılabilirdi. Bu ilkeler yalnız yaşam tarzımızı ve dünyayı anlamamızı sağlamak için savunulmuyor dış güçlere karşı bir savunma aracı sayılıyordu. Yani bu ilkelere uyulmazsa yabancı güçlerin ülkemize son vermek isteyeceklerine inanılıyordu.

Oysa dış güçler ülkemizi kontrol altında tutmak istiyordu ve bunlar bir tane değildi. Herkesin müttefik saydığı ABD ile Avrupa birbirine karşıydı. İkinci Dünya Savaşından sonra galip tarafta yer alan ABD ve SSCB  Avrupa’yı bölüşmüş doğusu SSCB’nin Batısı ABD’nin kontrolüne  verilmişti ve bir birine düşman muamelesi yaparak her ülkenin ait olduğu bloktan ayrılması engellenmiştir. Orta Doğunun kilit noktasında bulunan Türkiye nin üzerinde ABD baskısını artırarak bölgenin konrolünde  hakimiyet kurmaya çalışıyordu.

Bizde dostluk ve düşmanlık duygusal nedenlerle tanımlandığı için ABD ile İngiltere mücadelesi yanlış sayılabilir. Ama ben bu görüşümü 1960 darbesinden beri koruyorum. 1960 darbesinden sonra yapılan anayasada sola izin verildi ama solcu denen tarafın  temel göstergesi ABD aleyhtarlığı idi ve ABD karşıtlığı solcu görüntü vermeye yetiyordu.Oysa kuruluştan itibaren yerleşik hale gelen İngiliz etkisi ile ABD rekabeti önemli boyutlarda idi İngiltere’nin  ekonomik düzeydeki yerleşik ilişkileri siyaset üzerinden de bazı yakınlaşma ve yönlendirmelere hatta medya üzerinden de halka etkilerinin olduğu görülüyordu.Bu durum  bilindiği gibi zaman zaman ortaya çıkan çatışmalar sebebi ile orduyu da rahatsız ediyordu ve darbe ya da darbe teşebbüsü şeklinde Orduyu haraketlendiriyordu.

Bugün İç Hizmet kanununun değişmesi darbeciliği zorlaştırabilir. Darbeciler de buna uygun sebepler bulabilir. Asıl yapılması gereken şey askerlere  gerçekleri anlatmaktır ve ülkenin duygularla değil  siyaseti doğru analiz yaparak belirlemek gerekir. Türkiye yönetilmesi güç  olsa  da insanların hem siyasi olarak hem de duygusal olarak çok mutlu olmasını sağlar.