Yazarlar

Halime Kökçe

Halime Kökçe

hkokce@stargazete.com

Darbeler ve imam hatipler

Halime Kökçe tüm yazıları

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, AK Parti’nin kapatılması ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘adil yargıyı etkilemeye teşebbüs ve görevi kötüye kullanma’ suçlarından cezalandırılması talebiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuş. 10 yıl değil birkaç yıl önce böyle bir hadiseye gülüp geçmemiz pek mümkün değildi. Böyle haberler soğuk duş etkisi yapardı. Ve zaten bugün gerçekleşen pek çok şey, yakın geçmişte AK Parti’yi kapatmak, yöneticilerini siyasetten men etmek için yeter de artardı.

Nitekim bu icraatların daha hiçbiri gerçekleşmemişken, ihtimal hesapları yapılmak, niyet okumak suretiyle AK Parti’ye karşı türlü darbe planları yapılmış, Balyoz ise bir tatbikat inceliğinde ilmek ilmek dokunmuştu.

Kutlu Doğum Darbesi

Her ne kadar, ast üst ilişkisinin askeriyedeki kat’i anlamının hesaba katılmaması, bugün “darbeyi ben engelledim” diyen Aytaç Yalman’ın gibi kimi komutanların tanıklığına başvurulmaması ve o tarihte seminerde olmamasına rağmen pek çok muvazzaf hakkında uzun mahkumiyet kararları verilmesi eleştirilse de yargılama süreci ve sonucu darbe teşebbüslerinin cezalandırıldığının tescili oldu. Bugün ülkeyi kaosa sürüklemek pahasına seçilmiş hükümetleri devirmek niyetiyle gizli planlar yaptıkları ve yine gizli ve kirli emellerine silahlı gücü alet ettikleri iddiasıyla tutuklu bulunan zevat, dışarıda ve görevlerinin başında olsalardı ve Türkiye şu 10 yılı hiç yaşamamış olsaydı bugün yeni bir darbe ya olmuştu ya eli kulağındaydı.

Düşünsenize ‘laik’ bir devletin okullarında ne işi var Kuran’ı Kerim ve Peygamber’in hayatı gibi çağ dışı bir takım şeylerin! Kiralanan düğün salonlarında gerçekleştirilen Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine tahammül edemeyen, daha 2007 e-muhtırasında bile Kutlu Doğum Haftası’nı irtica faaliyeti olarak tanımlayan, milletine yabancı bir ‘ordu-devletin’ bugün okullarda Kuran ve siyerin seçmeli ders olarak okutulmasına, yetmezmiş gibi 28 Şubat’ta kapattığı imam hatip ortaokullarının yeniden açılmasına tepkisi ne olurdu? Tanklar Sincan’dan değil bu sefer Kızılay’dan yürür, Meclis’in önünde park ederdi. Adnan Menderes Bulvarı’nda yürür, merhum Özal’a ve Menderes’in mezarlarında şöyle bir hizalanır, bu ülkeyi size yedirmediğimiz gibi, sizin haleflerinize de yedirmeyeceğiz selamı çakardı.

Evet, Türkiye’de çok şey değişti. Şimdi artık, darbe seminerlerinin bir daha yapılamaması, siyasetten başka hiçbir yöntemin akla hayale getirilmemesi için demokrasinin kurumsallaştırılması ve ‘yeni Türkiye’ye yakışacak ‘yeni anayasa’nın tez elden yapılması gerekiyor.

Nostaljiye gerek yok

Son bir söz de yeni açılan imam hatip ortaokulları için: Her kim olursak olalım, hangi dünya görüşünü benimsemiş olursak olalım demokrasi ortak hassasiyetimiz olmalı. Demokrasi tahammül geliştirme rejimidir. Birbirimize tahammül gösterebilmek için farklılıklarımızı normal kabul etmeli, onların altını çizmek yerine ortaklaştığımız hususları vurgulamalıyız. Yeni açılan imam hatiplerde yaşanan duygusallığı anlamak mümkün. Yeni açılan bu okullar çok ciddi bir teveccühle karşılandı ve kayıt aldı. Ancak henüz 10 yaşındaki çocuklara “siz farklısınız, siz imam hatip çocuklarısınız” şeklinde misyon yükleyici söylemlerle seslenmenin de hiç lüzumu yok. 15-20 yıl öncesinin nostaljisine kapılıp çocuklara ideoloji gömleği biçmek onlara en büyük kötülük. Veliler dinin gereklerini ve ilmini öğreten ama bunun yanı sıra akademik yeterlikte diğer okullardan hiç aşağı kalmayan bir performans bekliyor, ideolojik donanım değil.