Yazarlar

Ahmet KEKEÇ

Ahmet KEKEÇ

akekec@stargazete.com

Demiştim... Psikolojik destek şart!

Ahmet KEKEÇ tüm yazıları

Ünlü Stalinist şair Ataol Behramoğlu, “Andımız”ın kaldırılmasına tepki olarak, yeni bir “Andımız” kaleme almıştı, hatırlayacaksınız.

Kötü bir metindi.

Sıralamada iyi bir yer işgal eden Behramoğlu’na yakışmayan bir metin...

Naif, çocukça ve “Koskoca adamların uğraştığı şeye bakın” dedirten bir metin...

Gözler, Anıtkabir’deki kutlu önlük eyleminde Behramoğlu’nu aradı.

Ben aradım şahsen.

Behramoğlu’nu göremedim ama Mehmet Altan oradaydı...

Hayır, cismiyle değil...

Ruhuyla oradaydı...

Müteakip 10 Kasım’da, cismiyle de görmek istiyoruz.

Kemalizm karşıtlığı üzerinden kendisine alan açan bu değerli akademisyeni Anıtkabir’de, Ata’nın huzurunda, önlüklü hemcinsleriyle tepişirken görmek ve bu ölümsüz anın tadını çıkarmak hepimizin hakkı...

Hayır, Hasan Cemal’in ekstradan bir kılığa girmesi gerekmiyor. O doğuştan önlüklü...

Bütün darbeleri desteklemiştir. Hatta bazılarının içinde yer almıştır. Tipik bir Kemalist’tir. Kafası, önlük eyleminde gördüğümüz Atatürkçüler gibi işlemektedir. Dolayısıyla, Hasan Cemal’i kıyafet tercihinde serbest bırakmak gerekiyor.

Murat Belgeönlük giymez... Önlüklülerle arasına mesafe koyar, müsamere Atatürkçülüğünü eleştirir gibi yapar, hatta eleştirir, “Kemalizm”i bir nakısa olarak görür, çoğunlukla delikanlı bir tarafı varmış intibaı uyandırır ama müsamere Atatürkçülerinin (yani darbecilerin) işini kolaylaştırmaktan da kendini alamaz. (Bkz. “Erdoğan otoriterleşmesini sürdürürse 27 Mayıs benzeri bir darbe gündeme gelebilir” ve “Ordu, laikliğin elden gitmesine izin vermez” beyanatları.)

Mehmet Altan demişken...

Esasında “Mehmet Altan” demek içindi bütün bu hazırlık...

Değerli akademisyen, ülkenin, “hukuk ve yasa tanımaz” bir örgüt tarafından yönetildiği iddiasında... Bu örgütün bir lideri var: İsmi Recep Tayyip Erdoğan. Bir de, bu lider tarafından kafaya alınmış generaller var. (Bu arkadaş, eskiden, askeri bürokrasinin sivil siyasetçilerin emrinde olması gerektiğini savunurdu. İktidarını askerle paylaşan sivil siyasetçilere ağza alınmayacak hakaretler savururdu. Bu konuda en az 5 bin yazı yazmıştır. Şimdi, iktidarını paylaşmayan sivil siyasetçileri eleştiriyor. Siyaset yeniden “kışla”ya girse, huzura erecek.)

Peki, madem ülke bir örgüt tarafından yönetiliyor, bu durumda vatandaş ne yapacak?

Sandığa mı başvuracak?

Hayır, sandık çözüm olamıyor.

Çünkü (Mehmet Altan’a göre), “seçimleri kazananlar, bütün devletin ve toplumun ‘eti senin, kemiği benim’diye kendilerine hediye edildiğini sanarak, devletin içinde buldukları üniformalı ve üniformasız müttefikleriyle bu ülkeyi harabeye çeviriyorlar...”

Ne yapıyorlar mesela?

Kürt meselesini mi çözüyorlar?

Kürtçe yasağı ayıbına mı son veriyorlar?

Ermeni ve Alevi açılımı mı yapıyorlar?

Müsadere edilmiş kitapları özgürlüğüne mi kavuşturuyorlar?

Darbelerle mi hesaplaşıyorlar?

Başörtüsünü “sorun” olmaktan mı çıkarıyorlar?

Ekonomi alanında reformlar mı yapıyorlar?

Hayır, “zeytin ağaçlarını kesiyorlar”mış...

Peki, bu durumda biz ne yapacağız? Daha doğrusu, ne yapabiliriz?

Cevabı Profesör Mehmet Altan versin: “Bu ülkenin Kürdü Türkü, Alevisi Sünnisi, cemaatçisi ateisti, solcusu sağcısıyla ‘dürüst’ bütün insanları, sadece devleti değil, üstünde yaşadığımız toprakları da bir barbar saldırısından korumak için el ele verebiliriz...”

Profesör Mehmet Altan, halkın oylarıyla iktidara gelmiş AK Parti hükümetinin icraatlarını “barbar saldırısı” olarak değerlendiriyor. Sandıktan ümidini kestiği için de, ülkenin bütün renklerini halkın hükümetine karşı vaziyet almaya çağırıyor.

Bir yorumda bulunmak istemiyorum.

Ne söylesem boş...

Konu psikiyatrinin alanına giriyor çünkü.

Delirme sınırının da ötesine geçmiş bu adamlar için “acil şifa” dileyebilirim ancak.