Yazarlar

Ömer Ekinci

Ömer Ekinci

oekinci@stargazete.com

Dünyanın kurtuluşu eltilerin elinde

Ömer Ekinci tüm yazıları

Henüz daha 48 saat bile olmadı.

Gaziantep’te iki kız kardeş, iki ağabeyi tarafından sokak ortasında öldürüldü.

Miras meselesinden sebep, yani mal-mülk, üç kuruş para için.

*** 

Geçen hafta konferans için gittiğim Malatya’da 1000 kişilik salonda sordum:

 “Aile bireyleri arasında kavga olmayan el kaldırsın”.

 Tek bir el bile kalkmadı desem inanır mısınız?

***

Sorsan dünya barışının peşindeyiz hepimiz,

Sorsan ülkeler barışsın, savaşlar bitsin isteriz.

Yahu daha evde eltileri barıştıramamışız.

Amcanla baban yıllardır kavgalı, babanla deden 20 yıl olmuş konuşmamış.

Gelinle-kaynana desen, bir türlü ısınamamış.

Babadan kalan mal, hatıra olacağına kardeşleri birbirine düşürmüş.

Yadigar kalacağına torunlara, paylarına düşe düşe kan davası düşmüş.

Şimdi soruyorum; evin içinde savaş varken hangi dünya barışı?

*** 

Türkiye’de 1 milyon 380 bin kişi bir aile bireyiyle davalı.

Çarp ikiyle, 2 milyon 760 bin kişi ailesinden birini gitmiş vermiş mi mahkemeye?

Kavga demiyorum, küslük demiyorum, sokak ortasında bağırış-çağırış demiyorum,

Bu 760 bin kişi her aşamayı geçmiş de gitmiş hakkını mahkeme kapısında aramaya.

Kanından, canından olanla anlaşamamış da “Hakim anlar derdimi” demiş.

Bu ayıp da yetmez mi bize, ayrı ayrı her birimize?

*** 

Üçüncü dünya savaşından söz ediyoruz ya sıkça,

Sen evine, hanene, ailene huzur ekemediysen üçüncü dünya savaşı senin evinde.

Öldükten sonra cennete gitmek istiyor herkes.

Ailende dedikodunun, fitnenin zerresi yoksa; uzaklarda arama cennet senin evinde. 

*** 

“İntikam isteyen iki mezar kazsın”

Nefis laf, değil mi?

Biraz evirip çevirelim.

Bilin ki kardeşler arasındaki sürtüşme, evlatlara yangın olarak geçecek, torunlar birbirini tanımayacak belki.

*** 

Not:

Eğer ailenden biriyle konuşmuyorsan, kavgalı ya da dargınsan bu yazı sanaydı. Ailende böyle birileri varsa bu yazıyı onlara okutmak sana düşer.

Huzuruma kul hakkıyla gelmeyin” buyuran Hakk’ın huzuruna yüzümüz kızarmadan, “kardeş hakkıyla” nasıl çıkacağız?