
Yaradan yol gösteriyor, yaradan hesap soruyor.
Düşünmez misiniz?
Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim'i okuyanlar bilir, defalarca sorulmuştur bu soru mümine ayetlerde.
Neden defalarca sorulmuştur?
Cevap çok basit.
Akla davet ediyor yaradan kullarını.
Düşünün...
DÜŞÜNÜYOR MUYUZ...
Evet kritik soru bu.
Yeterince düşünüyor muyuz?
Sizce?
Ben de sizinle aynı fikirdeyim.
Düşünmüyoruz.
Bazen duygularımızın, bazen ezberimizin, bazen de yanlış bildiklerimizin esiri oluyor ve düşünmüyoruz.
Bu duygular bizi akıl denen bu kutsaldan uzaklaştırıyor.
SORGULAYIN...
İnsanoğlunun temel görevi aklı kullanmak, düşünmek ve sorgulamaktır.
Bu bilinci yaşam felsefesine dönüştürmüş biri olarak yaşamım boyunca çok sayıda insanımıza doğruları anlattım, çok sayıda insanımıza nasihat ettim ve çok sayıda konferans verdim.
Verdiğim konferansları mutlaka önemli hatırlatmalarda bulunarak bitirdim.
İşte o hatırlatmalardan biri;
"Sorgulayın... Hayatınız sorgulamayla geçsin, gördüğünüz, yaşadığınız her şeyi sorgulayın. Benim burada anlattıklarımı da sorgulayın. Bir adam geldi, ben Albayım dedi, bir şeyler anlattı gitti. Ne anlattı bu adam doğru mu söyledi yalan mı söyledi diyerek sorgulayın."
LAFIN FAZLASI...
Tüm bunları neden yazdım.
Malum İran üzerinden Ortadoğu'da yeni bir oyun kuruluyor.
İran-İsrail arasında başlayan sonrasında Amerika'nın da katılmasıyla üçlü ateş çemberine dönüşen olaylarda ateş tüm bölgeye yayılıyor.
"Tanrıyı kıyamete zorluyoruz" diyerek dünyanın başına bela olmuş sapık Yahudilerin sapkın ideolojileri sayesinde önce Ortadoğu'yu ardından tüm dünyayı saracak yangın giderek yayılıyor.
Peki bu yangını kim yayıyor, bu sapık ideolojinin sahibi İsrail mi yoksa onun baş düşmanı(!) İran mı?
Enteresandır bu yangını Nahçıvan'dan, Türkiye'ye, Umman'dan Kuveyt'e kadar şuursuzca her yere saldıran İran yayıyor.
Peki bu yaptıklarıyla giderek yalnızlaşan İran bunu cahillikten mi yapıyor dersiniz yoksa arka planda başka bir iş mi dönüyor.
Acaba İran bu yaptıklarıyla İsrail'in değirmenine su taşıdığını bilmiyor mu?
SAF OLMAYALIM...
Koca çınar İran bu yaptıklarının kime yaradığını bilemeyecek kadar saf olabilir mi zannediyorsunuz.
Hiç kendimizi kandırmayalım. İran bölge ülkelerine yaptığı bu saldırıları bile isteye İsrail'in değirmenine su taşımak için kasten yapıyor.
Şimdi bütün İran yanlıları bize karşı çıkacaktır.
"Vayy siz İsrail dostusunuz, İran düşmanısınız!" türü söylemler havada uçuşacaktır.
Önemli değil doğruyu söyleyelim, vicdanımız rahat etsin varsın tepki alalım.
İŞİN DOĞRUSU...
Şimdi üzerine konuştuğumuz konu ile ilgili bazı yaşanmış örnekler vereceğim.
Sonrasında bu örnekleri birlikte değerlendirip kim haklı kim haksız karar vereceğiz.
Bu arada kısacık bir hatırlatma yapayım, sarf edeceğim sözler, burada anlatacaklarım iyi niyetle İran'ı destekleyenler, yaptıklarından dolayı İsrail'den nefret edenler için geçerli.
Anlamadan bilmeden körü körüne İran'ı destekleyenler, bilerek isteyerek İran'a askerlik edenler sözüm sizden dışarı.
Gelelim sorguya...
İran ilk saldırıyı İsrail'den aldı sonrasında Amerikan donanması da füzelerle saldırdı.
Bu iki ülkeden saldırı alan İran ise gitti sessiz sedasız kendi halinde duran Arap ülkelerine saldırdı, Körfez'de vurmadığı ülke kalmadı ve savaşı bölgeye yaymak için atmadığı takla kalmayan İsrail'in değirmenine su taşımadı, resmen baraj kurdu.
İran ne yapmaya çalışıyor hiç düşünmez misiniz?
İran'ın elindeki tek güç füze ve dron teknolojisi. Bu manada elinde sınırlı sayıda füze ve kamikaze dron var. İran gitti gözü gibi bakması gereken bu mühimmatı bölge ülkelerine harcadı ve boş Amerikan üslerini, otelleri, havalimanlarını, petrol üretim tesislerini, boş Tel Aviv sokaklarını vurdu.
Esas saldırması gereken İsrail uçaklarına, bu uçakların havalandıkları pistlere, silah ve mühimmat depolarına, donanmanın kalbine, Amerikan donanmasına yönelik en ufak bir saldırı yok.
Bu ne yaman çelişkidir, neler oluyor diye düşünmez misiniz?
Bunlar gibi daha niceleri var...
Görmez misiniz...
Hiç akıl etmez misiniz...
Düşünmez misiniz...