Levent Ersin Orallı
Levent Ersin Orallı
ersinlevent@yahoo.com
Tüm Yazıları

Ege'de yeni bir başlangıç

Türk ve Yunan halkları, coğrafi, kültürel ve tarihi açıdan derin bir bağa sahiptir. Ancak bu köklü bağlar, zaman zaman güvensizlik ve çatışmalara da sahne olmuştur. Her iki ülkenin iç ve dış siyasetindeki değişiklikler, birbirlerine karşı olumsuz bir algının oluşmasına yol açmıştır. Fakat bugün, bu iki toplumun daha barışçıl, işbirlikçi ve karşılıklı iyi niyet temelli bir yaklaşım benimsemeleri mümkündür. Zira tarihsel. olarak, dostluk tohumu ekmenin, barış meyvesini yemeyi mümkün kılacağına inanmak için çok sayıda neden vardır.

Türk-Yunan ilişkilerinde önemli bir dönüm noktasına tanıklık ediyoruz. Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis, 11 Şubat 2026 tarihinde Türkiye'yi ziyaret etmeye hazırlanıyor. Bu ziyaret, son yıllarda yaşanan gerginliklerin ardından, karşılıklı anlayış ve iyi niyet temelinde yeni bir sayfa açılması adına büyük bir fırsat sunmaktadır. Yunanistan ve Türkiye, bu ziyaretle birlikte bölgesel işbirliğini güçlendirmek ve geleceğe yönelik daha sağlam temeller atmak adına önemli bir adım atabilirler.

TÜRK-YUNAN İLİŞKİLERİNDE DİPLOMASİ RÜZGARI

Türk ve Yunan ilişkilerinde en belirgin sorun alanları, özellikle Ege Denizi'nde egemenlik, deniz sınırları, hava sahası ihlalleri ve azınlık hakları gibi konularda yoğunlaşmaktadır. Bu meseleler zaman zaman ciddi krizlere yol açmış, uluslararası arenada gerilimlere sebep olmuştur. 1974'teki Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında adada var olan farklı etnik ve dini gruplar arasında denge sağlanmış, ağır bir dram engellenmiş, ancak Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkiler kopma noktasına gelmiştir.

Yunanistan'da zaman zaman Türk düşmanlığına dayalı söylemler ve mitler, kamuoyunda bu sorunların daha da büyümesine yol açmaktadır. Bu gibi olgular, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri olumsuz etkilemekle kalmaz, aynı zamanda iki halkın birbirlerine olan önyargılarını pekiştirir. Bu noktada, karşılıklı anlayış ve diplomasi önemli bir çözüm aracı olarak öne çıkmaktadır.

GEÇMİŞİN YARALARINDAN GELECEĞE

Türk-Yunan ilişkilerinde sorunların çözülmesi, yalnızca siyasal bir mesele değil, aynı zamanda kültürel bir sorumluluk olarak da görülmelidir. Her iki halkın da geçmişten gelen acı hatıralardan öte, ortak bir gelecek inşa etmeyi hedeflemesi gerekmektedir. Geçmişin hatalarından ders alarak, günümüzde daha sağlıklı bir ilişkiler ağı kurmak mümkündür. İki ülkenin diplomatları ve siyasetçileri, uluslararası hukuk ve mevcut ikili anlaşmalar çerçevesinde, anlaşmazlıkları çözme noktasında daha yapıcı ve adil bir yaklaşım sergileyebilirler.

Birinci adım, karşılıklı güven inşa etmeye dayalı bir iletişim yolunun açık tutulmasıdır. İletişimdeki şeffaflık, yanlış anlamaların ve gerilimlerin önüne geçecektir. Ayrıca, kültürel alışverişlerin arttırılması, halkların birbirlerini daha iyi tanımasına ve anlamasına olanak tanıyacaktır. Ortak tarih, edebiyat, sanat ve mutfak gibi unsurlar üzerinden kurulacak işbirlikleri, iki toplumun birbirine olan önyargılarının kırılmasına büyük katkı sağlayacaktır. Özellikle genç nesillerin, karşılıklı dostluk ve hoşgörü içerisinde yetişmesi, gelecekteki ilişkilerin sağlam temeller üzerinde yükselmesini sağlayacaktır.

Yunan halkı için, Türk düşmanlığını körüklemenin bir yarar sağlamayacağı çok açıktır. Çünkü, tarihsel olarak hem Türkiye'nin hem de Yunanistan'ın birlikte hareket ettikleri ve birbirlerini destekledikleri birçok dönem vardır. Özellikle günümüzde uluslararası politikada daha yakın işbirlikleri geliştirilmesi gerektiği bir döneme şahitlik etmekteyiz. Türk-Yunan ilişkilerindeki gerginlikler, sadece her iki ülkenin değil, tüm bölgenin güvenliğini ve ekonomik refahını tehdit etmektedir.

TÜRK-YUNAN İLİŞKİLERİNDE KARŞILIKLI İYİ NİYETİN GÜCÜ

Türk düşmanlığını beslemek, Yunan halkının ulusal çıkarlarına hizmet etmez. Aksine, bu tür söylemler, bölgesel istikrarsızlık yaratabilir ve büyük güçlerin etkisini artırmasına zemin hazırlar. İki ülke, güçlü diplomatik ilişkiler kurarak, bölgesel barışı sağlayabilir, karşılıklı ekonomik faydaya dayalı projeler geliştirebilir ve Ortadoğu ile Avrupa arasında köprü işlevi görebilir. Bu noktada, sağlıklı bir diyalog ve karşılıklı anlayış, her iki ülkenin de yararına olacaktır.

Türk-Yunan ilişkilerinin geleceği, ancak karşılıklı güven, hoşgörü ve diplomasi ile şekillendirilebilir. Hem bölgesel hem de küresel ölçekte işbirliklerinin arttığı bir dönemde, iki ülke arasında güçlü bir dayanışma ve ortak çıkarlar etrafında buluşmak mümkündür. Bu doğrultuda, Türk ve Yunan hükümetleri ve halkları, stratejik işbirliklerini geliştirebilir, bölgesel sorunlar üzerinde ortak politikalar geliştirebilir ve ekonomik, kültürel işbirliklerini arttırarak daha refah düzeyi yüksek bir geleceğe doğru adım atabilirler.

Dostluk tohumu ekmek, barış meyvesini hep birlikte yemek, sadece bu iki ülke için değil, tüm bölge için en doğru yol olacaktır. Barış ve anlayış, toplumlar arası ilişkilerde her zaman en güçlü silah olarak kalacaktır.