Yazarlar

Yiğit BULUT

Yiğit BULUT

yigitbulut@stargazete.com

Ekonomide neler yapabiliriz?

Yiğit BULUT tüm yazıları

Birlikte serbestçe sorgulayalım... Sizler de katılın birlikte geliştirelim... - Gerekli hukuki düzenlemeleri yaparsak-yapabilirsek, birilerinin “alternatif bankacılık” diyerek küçültmeye çalıştığı “katılım bankacılığının” merkezi Türkiye olacak. Daha açık yazayım; “İslami Bankacılık-Katılım Bankacılığı” olarak nitelendirilen yapının “ana merkezi” İstanbul olacak ve “katılım bankalarının” büyüklükleri ve piyasa değerleri diğer bankalar ile yarışır hale gelecek... Kamu Bankalarının yıllardır engellenen adımları hızlandırılmalı! 

- Türkiye bu gerçeği şimdiden görerek, “katılım bankacılığı” modeline dayanan BDDK tipi bir yapılanmaya” gitmeli. Bu düzenlemeye “ülkeye ne oluyor” gibi anlamsız çıkışlar ile engel olmak isteyecek olanların “varolan bankacılık tekellerinin” adamı olduklarını ve olacaklarını söylemem sanırım gerek bile yok. Bir not: Bu ülkede Türk Halkının yılda 9 milyar TL’sini “komisyon-hava parası” adı altında cebe indiren bankalar var ve halk çaresiz... 

- Türkiye, çevresini doğru tanımlayarak özellikle Orta Doğu-Orta Asya ülkeleri başta olmak üzere para transferlerinde LONDRA’nın devre dışı bırakıldığı “yeni bir sistemi” geliştirmek zorunda. İngiliz’e komisyon vermeden işimizi yapar, TL üzerinden “periferimizle” iş yapabilir hale gelip özellikle Londra Metal Borsası’na “katılım bankacılığı için” verdiğimiz haracı mutlaka durdurmalıyız...

- Yeni bir METAL-ALTIN borsası oluşturularak, Londra Metal Borsası alternatifi haline süratle getirilmeli ve gerekli düzenlemeler “fetva kurulu” dahil yapılmalı...

- Avrasya Menkul Değerler Borsası kurulmalı ve elektronik sistem kurularak, “periferimizdeki” bütün ülke şirketlerinin Türkiye’de “kote olması-işlem görmesi” sağlanmalı...

- “Faizsiz Enstrümanların” geliştirilmesi ve vergilendirilmesi ile ilgili yeni düzenlemeler yapılacak ve “var olan finansal yapıya haraç vermeden” yeni bir DÜZEN kurulacak.

- Borsa İstanbul’da KÖR HAVUZ acilen dağıtılmalı, eskisi gibi TAM ŞEFFAF sisteme geçilerek, başlayacak bir satış öncesi yerlilerin mağdur olması önlemelidir! 

- SPK’nın “çağrı muafiyeti” sistemini kamu yararı olmadıkça devre dışı bırakması düşünülmelidir. Bir şirket satın alınıyor, yıllarca o şirkete piyasa üstünden yatırım yapanların payları alınmayarak mağdur ediliyor!

- Faiz sistemli bir şekilde reel sektörün önünü açacak “aşağı çekilmeli” ve bunun diğer piyasalarda doğuracağı ikincil hatta üçüncül etkileri emecek tedbirler sorgulanıp alınmalı!

Çıkarım 1: İran’ı dışarıda tutarsak; “Katılım Bankacılığında” 155 milyar dolarla Suudi Arabistan, 133 milyar dolarlık büyüklük ile Malezya bugün için “en güçlü” rakibimiz. Aslında “rakip” değiller, bizim açacağımız yoldan ilerleyebilirler...

Çıkarım 2: Türkiye’nin “şımarık çocuğu bankalarımız” sanıyorlar ki; BU DÜZEN böyle gider ve “havadan sudan komisyon, dosya parası, bakım ücreti, faiz ve daha birçok kalem altında” her sene 9 milyar TL’mizi alabilirler. Bu yapı değişecek ve bölge ülkelerine de servis verebilen ve “yeni bir finansal düzen” oluşacak...Bu adımları acil atarak bu düzene geçişi hozlandırabiliriz...

Çıkarım 3: Son gerçekleşen saldırı ve dalgalarda bir gerçeği çok net idrak ettik; Türkiye büyük bir DEVLET VARLIĞI’na sahip olmasına rağmen, varlıkların dağınık kompozisyonu ve devletin bunları kullanma yeteneğinin yıllarca uygulanan politikalar ile dağıtılmış olması yüzünden, etkili bir “finansal karşı koyma” gücüne sahip değil... Yeni Dünya Düzeni içinde saldırıların “finansal-entelektüel” tabanlı olması ve yaygınlaşması, Türkiye’nin acil bir “finansal karşı saldırı ve korunma” gücünü zorunlu hale getiriyor... Bu amaçla koordinasyonun tek elden yönetildiği bir KONSEPT’e geçmemiz kaçınılmaz.

Sonuç: Devletin elinde “değerlendirilebilir” olmasına rağmen “DURAN” varlıklarının halk ile paylaşılarak, Türk halkının bankalardaki birikimlerinin “bankaların tasarruf alanlarından” DEVLET-VATANDAŞ “tasarruf alanına” transfer edilmesi... Bu aynı zamanda ALAN DARALTMA stratejisi de olacağı için Bankaların “manipülasyonlarında” kullandıkları portföy genişliği de azalacak! Daha açık yazalım; Türk Devleti DEĞERLİ ŞİRKETLERİNİ, şirketlere de değer katacak yönetim anlayışı eşliğinde, Türk Halkı ile paylaşacak ve başta kamu bankalarının gireceği yeni alanlar olmak üzere, yeni bir anlayış ortaya çıkacak! Devlet-Vatandaş el ele aradaki komisyoncular başka kapıya!