
Daha önceki yazılarımızda İttihatçı Enver Paşa'nın Sarıkamış Faciası ve Ermeni tehcirindeki rolünden bahsetmiştik. İttihatçı Harbiye Nâzırı Enver Paşa, Sarıkamış'ta 80 binin üzerinde askerin donarak şehit olmasına sebebiyet vermesi yetmiyormuş gibi, Çanakkale cephelerinde de Osmanlı askerini, güdümünde olduğu Almanya'nın menfaatleri doğrultusunda hunharca harcamıştı.
Hâlbuki Osmanlı, İstanbul gençlerini askere almıyordu. Okumuş yazmış olanlar Harp Akademileri'nden subay çıkar, ordunun muhtelif kademelerinde görevlendirilirdi. Diğerleri ise çağın gereklerine göre tıbbiyede veya mühendis mekteplerinde okutulurdu. Zira vatanın, askere olduğu kadar beyin gücüne de ihtiyacı vardı. Ama ne yazık ki, İttihatçıların gelmesiyle birlikte bu hassasiyet de kaybolmuş, devletin geleceği "beyinsiz" bırakılmıştı.
Ne var ki, gözünü; daha da yükseklere tırmanma hırsı bürümüş olan Enver Paşa bu ayrıntıları hesap edecek durumda değildi. Onun tek hedefi, ülkeyi mahvetme pahasına da olsa, istikbalini endekslediği Almanları memnun etmekti. Yasak olmasına rağmen, onbinlerce öğrenciyi, tüfek tutmayı bile öğrenemeden savaşın göbeğine sürmüştü. Bir hırs uğruna şehit olan bu gençlerin Türkiye için ne anlama geldiğini Enver Paşa'dan çok daha iyi bilen İngiliz başkomutan General Hamilton yıllar sonra yayınlanan hatıralarında "Biz Çanakkale'de Türkiye'nin geleceğini yok ettik" diye yazmıştı.
Çanakkale Savaşlarını "millî ve yerli bir kurmay" gözüyle inceleyerek, tespitlerini "Bilinmeyen Yönleriyle Çanakkale Zaferi" isimli bir kitapta toplayan Kurmay Albay Ziya Burcuoğlu da aynı noktaya işaret etmekte, "Çanakkale'de çoğunluğu tahsilli ve kültürlü olan askerler savaştı. II. Abdülhamid Han'ın, sıkıntılı bir dönemde yetiştirdiği aydın, eğitimli insan gücü heba oldu. Çoğu medrese ve lise öğrencisi gençlerimiz göz göre göre kırdırıldı. Geçici ve aldatıcı bir zafer uğruna Türkiye'nin geleceği mahvedildi" demektedir.