Yazarlar

Ahmet KEKEÇ

Ahmet KEKEÇ

akekec@stargazete.com

Erdoğan dışarıda nasıl görünüyor?

Ahmet KEKEÇ tüm yazıları

Bu soruya verilecek ideal cevap şudur: Hiç iyi görünmüyor. Makbul biri sayılmıyor. 

En son Murat Belge’nin gözlemlerini okuduk.

Erdoğan’ın, dışarıda, tahayyülümüzün de ötesinde, birtakım olumsuz sıfatlarla anıldığını yazıyor.

Belge, Taha Akyol’dan tespitlerle süslediği yazısını, bazı şahsi gözlemlerle zenginleştirmiş, bir-iki yabancı gazete manşeti eklemiş, bazı kişilerin “eleştirel” sözlerine yer vermiş... Olmuş bir yazı.

Olmuş mu?

Murat Belge yapınca oluyor.

Başbakan’ın dışarıda “iyi” görünmemesini çeşitli metafizik komplolarla açıklayan bir “çevre” var elbette. Başbakan’a yakın bir çevre bu... Murat Belge’nin de altını çizdiği gibi, aralarında “dünyanın bize düşman olduğu ve parlak gelişmemizi durdurmak istediği” teorilerine baştan inanmış kişiler de var.

Fakat, ortada, sadece metafizik komplonun kötülüğü ya da yetersizliğiyle açıklanamayacak bir “durum” da var.

Bu durumun ne olduğunu da Murat Belge biliyor.

Hakkında haklı-haksız yığınla tevatürün üretildiği ve sadece temsil ettiği sınıfın (daha doğrusu siyasal kesimin) inanç ve değer tercihleriyle yargılanan bir siyasetçiden söz ediyoruz... Buradan bakıldığında (bu rasyonel bulunmayabilir ama) bir siyasetçiden daha fazlası... O siyasetçiye yönelik saldırılar (yine rasyonel bulunmayabilir ama) toplumun bir kesimi tarafından “kendi ontolojilerine yöneltilmiş saldırı” muamelesi görüyor.

Bunun neden böyle olduğunu anlamak için, “kutsal” Gezi müktesebatı içinde ortaya çıkan ana fikre bakmak gerekiyor... “Yaşam biçimime dokunma” savıyla ortaya çıkan kitlelerin, “öteki”nin yaşam biçimi söz konusu olduğunda, artık toplumun geride bırakması gereken bir fikir etrafında nasıl doktrine olduklarını hatırlayalım... “Pis köylüler”den tutun, “makarnacılar-kömürcüler”e kadar, ancak sınıfsal asabiyyetle açıklanabilecek binlerce slogan atıldı. Birilerinin mezarına bevledildi. Köprüye olmadık isimler takıldı. Vs... Peşinden, “Bir CV’leri bile yok, selfie çekmeyi bilmezler, makarna tüketirler, gazete okumazlar, kısa boylu olurlar, kapıcılık ve şoförlük yaparlar” tespiti (!) gelecektir.

Suçlu sadece “hedefteki” siyasetçi değildir... O siyasetçiyi başımıza tebelleş eden seçmen kitlesi de suçludur... Hatta, vakti zamanında o siyasetçiyi anlayan ve kollayan yazılar yazmış Murat Belge de gizli suçlu olarak Gezi saldırılarından nasibini alacaktır.

Erdoğan aleyhinde, içeride bir hava oluşturulduğu vakıa...

Bu havayı oluşturanların, alttan alta yeni bir 27 Mayıs hazırlığı içinde oldukları da vakıa... Bu iddiayı Murat Belge dile getirmişti.

Dolayısıyla, “diktatör” kampanyasını, atılan çirkin manşetleri, yapılan tahammülfersa yorumları (“Çankaya’ya değil, Bakırköy’e”, “Mezarına işemesinler diye TOMA bekleyecek başında”, “Sonu Menderes gibi olacak”) bu hazırlıkların ürünü olarak görmek lazım...

Peki, Erdoğan niçin dışarıda kötü görünüyor?

İçeridekiler böyle gösterdiği, dışarıyı bu şekilde enforme ettiği için böyle görünüyor.

Demek ki içeride böyle görülen/gösterilen bir siyasetçinin, dışarıda da böyle görülmesini isteyen/sağlayan ve bunun üzerine siyaset bina eden bir “odak” var.

HAMİŞ:

BİR: Melis kızımız, “yandaş” standartlarına ilişkin sözlerini eleştirdim diye, hem meydan okuyan, hem de ağlayan bir yazı yazmış... “Haysiyet cellatlığı” filan gibi laflar ediyor... Hey Allah’ım!

Haysiyet cellatlığı nedir?

Kızımız bu sözden ne anlıyor?

Daha doğrusu, okuduğunu anlıyor mu ki, ağlak ve sızlak laflarla mukabelede bulunuyor? “Haysiyet cellatlığı” arıyorsa, kendisini o köşeye konuşlandıran adamların yazdıklarına baksın...

Kendi gazetesine baksın.

Hatta kendi yazdıklarına baksın.

Eskiler “ikrar” derlerdi... “Ahmet Kekeç Milliyet’i koruduğuna göre, o gazete artık yandaş” demek de ne oluyor. Kötülüğün ve cehaletin ikrarı mı?

Nasıl bir kafa yapısına sahipsiniz siz?

İKİ:

Bir çift söz de medya dedikodusu yapan internet sitelerine:

Ballandıra ballandıra, “Melis Alphan’ın Ahmet Kekeç’i nasıl haysiyet celladı ilan ettiğini” yazıyorsunuz da, Ahmet Kekeç’in demiş bulunduklarını neden okurlarınızdan gizliyorsunuz? Melis Alphan hangi yazıya cevap verdi?

Bir de, kızımız, Ahmet Kekeç’in dokunduğu her şeyi, hassa geliştirdiği her olayı anında “yandaş” kategorisine alıyor...

Burada bir problem görmüyor musunuz?