Yazarlar

Halime KÖKÇE

Halime KÖKÇE

hkokce@stargazete.com

Eskiden dağa taşaydı, şimdi nokta atışı

Halime KÖKÇE tüm yazıları

PKK terör örgütünün tepe isimlerinden Murat Karayılan daha yeni muhalefet için oy istemişti ki Türk Silahlı Kuvvetleri Kuzey Irak'ta aralarında Karayılan'ın sağ kolu olduğu bilinen örgütün önemli isimlerinin bulunduğu bir konvoyu vurdu. 

Neye niyet neye kısmet! 

Kandil'e yönelik operasyonlar kesintisiz devam ediyor ama eskiden yapılan ve ajansların "Misli ile bombaladık" diye duyurduğu operasyonlardan farklı bunlar. 

FETÖ'nün hakim olduğu dönemde, ABD'nin müsaade ettiği kadar ileri gidilen, acıtan ama öldürmeyen, PKK operasyonları geride kaldı. Adeta "Düşman al sana bomba" diye diye Kandil vurulur, içeride ise Kürt vatandaşlar canından bezdirilerek özellikle gençler PKK'nın işlemesine hazır hale getirilirdi.   

*** 

Bir Milli İstihbarat Teşkilatı'mız var mıydı acaba? ABD ve İsrail'in verdiği istihbarat ile iktifa eder, kime karşı ne kadar kullanacağımıza onların karar verdiği silahlarla güvenliğimizi hedef alan PKK ile mücadele etmeye çalışırdık. CIA ve Mossad'ın bize değil PKK'ya istihbarat veriyor olması çok daha muhtemeldi. 

MİT eski Müsteşarı M. Fuat Doğu'nun "Ben MİT Müsteşarlığı değil, CIA'ya şube müdürlüğünü yaptım" sözleri durumu yeterince iyi özetliyor zaten. 

Hakan Fidan'ın MİT'in başına getirilmesiyle birlikte ABD, İsrail ve FETÖ'nün aynı anda tepki vermeleri ve Fidan'ı İran ajanlığı ile suçlamaları boşuna değildi. 

FETÖ de CIA'nın bir alt istihbarat birimi olarak çalıştı. "Bu seçimi de kaybedersek yandık bittik aman ha" diye ağlayan Ekrem Dumanlı, KCK'ya sızmış MİT'çilerin listesini HDP ile, dolayısıyla PKK ile paylaşmıştı. Bunları çok çabuk unutuyoruz. PKK ve FETÖ'nün nasıl birlikte hareket ettiğini gösteren tek örnek bu da değil. Türkiye'nin Suriye sınırının DEAŞ ve PKK tarafından devamlı olarak ihlal edilmesi ve bir türlü Türkiye'nin bu durumla etkin mücadele edememesinin sebebi yine TSK içindeki sınır güvenliğinin emanet edildiği FETÖ'cü komutanlardı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ancak bunlar net olarak anlaşılabildi. Özellikle emniyet teşkilatı ve TSK'daki FETÖ yapılanması, sadece Türkiye'nin harekete geçmesine mani olmuyor aynı zamanda içeride ciddi istihbarat açıklarına yol açıyor bunun sonucu olarak da terör saldırılarından başımızı kaldıramıyorduk. 

Reyhanlı katliamı MİT'in verdiği istihbaratın Emniyetteki FETÖ'cüler tarafından hasıraltı edilmesi sonucu gerçekleşti. FETÖ bu sefer de Esed'in katillerine yardım etmek suretiyle Türkiye'ye zarar vermişti.   

*** 

O günler geride kaldı çok şükür. Şimdi boş yere dağı taşı bombalamıyoruz, uzun süren istihbaratlarla ve SİHA'larla nokta atışı operasyonlar yapıyoruz. Bir taraftan da yurt dışındaki FETÖ'cüleri paketleyip getiriyoruz. 

Fakat başka bir sorunumuz var. Kandil'in misli ile vurulduğu ama kimsenin canının yanmadığı dönemlerde CHP aslan kesilirdi PKK'ya karşı. Şimdi ise PKK'nın müttefiki gibi davranıyor. 

FETÖ'nün devleti hedef alan bir terör örgütü olduğunun bilinmediği, hayır hasenat ve eğitim işleriyle uğraşan bir dini cemaat zannedildiği dönemde "F Tipi" diyerek bu yapı üzerinden iktidarı ve muhafazakar insanları hedef alırdı CHP. Şimdi ise FETÖ'nün tek umudu neredeyse.   

*** 

Hatırlayın CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce "Kandil'de terörist kalmadı" diyerek PKK'ya yönelik TSK operasyonlarını eleştirmişti. PKK'nın üç önemli yöneticisinin aynı anda ortadan kaldırıldığı bu son operasyon hakkında ne düşündüler acaba? HDP ile ittifaklarının zarar görme ihtimaline karşı rahat rahat takiyye de yapamıyorlar. 

HDP'nin Mardin Belediye Başkan adayı Ahmet Türk daha yeni "Kemal Kılıçdaroğlu ne dediysek hep onayladı" sözleriyle CHP-HDP ittifakında asıl patronun kendileri olduğunu hatırlatmışken üstelik...