Yazarlar

Resul TOSUN

Resul TOSUN

rtosun@stargazete.com

Evlat hasreti çekenlere

Günümüz dünyasında televizyon ve sinema, sosyal medyadan sonra toplum üzerindeki en etkin araçlar arasında yer alıyor.

Bir dizi veya filmin bir sahnesinde verilen küçük bir mesaj bazen yüzlerce sayfalık bir kitabın yapamadığı etkiyi yapabiliyor.

TV’de yayınlanan bir enstantane toplumu da resmi kurumlarını da harekete geçirebiliyor.

Mesela, hayvan haklarıyla ilgili onlarca kitap yazılıyor panel düzenleniyor ama TV’de bir köpeğe atılan tekmenin haberi kadar ülkeyi ayağa kaldıramıyor.

***

TV ve sinema iyi kullanıldığında hem büyükler için bir teselli kaynağı hem de yeni kuşaklar için usta bir eğitmendir.

Ayrıca ülkenin politikalarını dizilere ve filmlere ustaca yedirdiğinizde etkisi siyasilerin açıklamalarından ve icraatlarından daha müessir olabiliyor.

Ancak hepimiz biliyoruz ki eğitici/öğretici film ve dizilerden ziyade eğlendirici ve vurdulu kırdılı dizi ve filmler revaçta.

***

Bununla birlikte bazı dizi ve filmleri takdir etmemek elde değil.

Mesela TRT’de yayınlanan Ertuğrul ve Payitaht benzeri dizilerin yanı sıra ev sineması kuşağı adı altıda ailece seyredilebilecek filmler yayınlanıyor ki, ben bu hafta evlat hasreti çekenlere ithaf edilen, “Koy verdin gittin beni” filmini görünce TRT’yi tebrik etmek istedim.

Dede, baba, evlat, torunilişkilerini sinema diline öylesine başarıyla uygulamışlar ki benim gibi katı yürekli birinin gözlerinden bile birkaç kez yaş akıttı.

Reyting uğrunasilahların patladığı, cinayetlerin işlendiği, türlü entrikaların çevrildiği film ve diziler yerine bunun gibi hayatın tatlı gerçeklerini konu edinseler ne güzel olur.

 

***

Bu vesileyle ‘Kervan 1915’ filmine de temas etmek isterim.

Yeri gelince, 1915 yılındaki tehciri dünyaya soykırım olarak anlatan Ermeni diasporasına ve Türkiye muhalifi çevrelere karşı her alanda tezimizi savunacak çalışmalar yapılması lazımdır deriz.

Ama iş icraata gelince yapılması gerekenleri ihmal ederiz.

Tehcir sırasında Ermenilerin nasıl itina ile korunduğunu konu edinen Kervan 1915 bin bir türlü emeklerle çekilmiş ama seyredilmeyecek saatlerde az sayıda salon ile gözlerden ırak tutulmaya çalışılması üzerine yönetmen İsmail Güneş haklı olarak filmi salonlardan çekmiş.

***

Kervan 1915’eyapılan bu tatsız uygulamaya karşı Kültür, Milli Eğitim ve Dışişleri bakanlıklarının ve belediyelerin harekete geçmesi lazım diye düşünüyorum.

Kültür Bakanlığıelindeki imkânlarla ülke genelinde filmin seyredilmesini sağlayacak yolları zorlayabilir.

Milli Eğitim Bakanlığıorta lise düzeyinde öğrencilere bu filmi izleterek Ermeni meselesinde hafızalara iyi bir hatıra kazıyabilir.

Dışişleri Bakanlığıdış misyonları harekete geçirerek filmin dünya sinemalarında gösterilmesi için çabalar sarf edebilir.

Belediyelerbu filmi kültür merkezlerinde halka izleterek konu hakkında bilinçlenmelerini sağlayabilir.

Bu tür eserlere sahip çıkmaz, sadece eğlence ile meşgul olursak haklı olduğumuz kimi önemli davalarda kendi çocuklarımızı bile ikna edemeyebiliriz.