Vahdettin İNCE
Vahdettin İNCE
vahdettin.ince@star.com.tr
Tüm Yazıları

Ey özgürlük

Sabah sabah bilgisayarın başına oturmuş, Batının stratejik aklı ile bizim bölük pörçük tepkisel aklımız arasındaki ilişkiyi ifade edecek güçlü bir cümle arıyordum. Zihnimi zorlarken aklıma Kenya'nın kurucu devlet başkanı Jomo Kenyatta'nın meşhur sözü geldi: "Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde de topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapatarak dua etmeyi öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda, bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı". Batı emperyalizmini bundan daha güzel anlatan bir söz bulamazdım herhalde.

Batılılar bizim buralara geldiklerinde, onların elinde ışıltılı bir özgürlük vaadi, bizim elimizde de koca bir imparatorluk vardı. Gözlerinizi kapatın size bu ışıltılı özgürlüğü vereceğiz dediler. Gözü kapalı emirlerine uyduk. Hatta "eyy özgürlük..." diye diye kendimizden geçtik. Sonra gözlerimizi açtığımızda, kendimizi tel örgülerle çevrili ulus devletlerin sınırları içinde yarı köleler, onları da ellerinde bizim topraklarımız, yer altı ve yer üstü servetlerimiz olan efendiler olarak gördük. Dillerimizde hala özgürlük şarkıları... Bunları düşünürken "bu Batılılar ne yapacaklarını, nerede nasıl davranacaklarını biliyorlar. Afrikalıların eline İncil'i tutuştururken, bize tutup özgürlük vadetmişler" dedim. Bize İncil veremezlerdi çünkü. Haçlı seferlerinden bu yana kaç kere denediler ama bu duvardan bir çakıl taşını dahi yerinden oynatamadılar. Ama ışıltılı özgürlük vaadi, bütün savunmamızın çökmesine yetti.

O gün bugündür, bir daha uyanamayalım, uyanırsak şayet, tehdit oluşturmayalım diye bizi kıskacına almış bu sınırların içine etniğinden mezhebine, ekonomiğinden sınıfsalına kadar boca ettikleri onlarca, yüzlerce sorunla uğraşıyoruz. Belimizi doğrultamıyoruz anlayacağınız. Kalmışsa eğer bir parça enerjimiz, onu da birbirimize karşı kullanıyoruz. Kimi zaman bazı bölgelerde eskinin ihtişamını geri getirmeye çalışan, düşünsel olarak son derece donanımlı, hazırlıklı gruplar, cemaatler ortaya çıkıyor yine de. Bazen devletler düzeyinde bu oyunun farkında olan yönetimler işbaşına gelebiliyor. İran devrimi, Mısır'da Mursi yönetimi ve Türkiye'de Erdoğan liderliğindeki AK Parti iktidarı gibi. Mısır'da Mursi'yi kanlı bir darbeyle devirdiler. Erdoğan, iktidar sürecinde bu türden kaç badire atlattı. İran'ın başına da neler getirdiklerini biliyoruz ve en ağır saldırıya da son günlerde şahit oluyoruz.

Birinci Körfez Savaşı günleriydi galiba. Zamanın ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, bölgede gereğinden fazla büyük devletler var demişti. Bunu yukarıda işaret ettiğim hareketlerin varlığından dolayı söylemişti. Kast ettiği ülkeler de hiç kuşkunuz olmasın, İran, Türkiye, Mısır ve hatta Suudi Arabistan gibi ülkelerdi.

Gereğinden fazla büyük ülkelere ne yapacakları ise aşağı yukarı bellidir. Çünkü bu müdahaleyi yapan, yapacak olan ABD'dir. ABD'nin müdahale ettiği yerlere kendi sistemini, yani federalizmi dayattığını biliyoruz. Dolayısıyla ipimizi biraz daha sıkacaklar, sınırlarımızı biraz daha daraltacaklar ki bir daha onlar açısından rahatsız edici örnekler ortaya çıkmasın.

Biz mi? Hala Batının dilimize yerleştirdiği "eyy özgüürlüük" şarkısını şarkısını çalıp oynuyoruz.