Yazarlar

Sibel ERASLAN

Sibel ERASLAN

sibeleraslan@stargazete.com

Faize Rafsancani serbest bırakılmalı!

Seksenlerde İran İslam Cumhuriyeti’nin dünyaya bakan güler yüzüydü İran Kadını.

Batı dünyasının siyah çadorlara kapatılmış zavallı ve mutsuz İran kadını imajına karşı, o dönemin kısıtlı medya imkanlarıyla meslek sahibi veya sanatkar kadınlarının gülümseyen resimleriyle cevap vermeye çalışırdı Tahran...

Çokça imkan yoktu bu imaj savaşı için. Büyükelçilik ve konsolosluk binalarının dış cephelerine asılan camekanlar, İran’ın bir tür duvar gazeteleri işlevini görürdü... Duvardaki camekanlarda sık sık güncellenen İranlı kadın imajlarıyla aleyhteki bilgi düzeltilmeye çalışılırdı... Kayak yapan kadınlar, keman çalan genç kızlar, tıp fakültesinde ders veren kadın profesörler, öğretmenler, ressamlar, sinemacılar... Sadece bu liberal görüntüler bulunmazdı duvar gazetesinde, İmam Humeyni’nin kadınlara verdiği mesajlar, devrimin asli dinamolarından gördüğü İran kadınına teşekkürleri de muhakkak yer alırdı... Batı’daki çatık kaşlı ve siyahî imajının tersine, hemen her konuşmasında önce kadınlara selam verip teşekkür eden jest sahibi, edebi dehasıyla fevkalade nazik bir konuşmacıydı Humeyni.  

İran kadınının toplumsal öncülüğü sadece İslam devrimiyle altı çizilmiş bir durum değil kuşkusuz. Bu, devrimden önce de etkindi, hatta Şahname’ye baktığınızda Fars mitolojisinin ne kadar anaç vurgularla dolu olduğunu görürsünüz. Dünün İştar’larından bugünün Zeynep’lerine İran, kadınlarının tuttuğu yas ile kendini vareden o dişil temasından uzaklaşıyor mu?  

***

Haşim Rafsancani, devrim sırasında 45’lerindeydi ve faal sözcülerden biriydi. 88’lerde sona eren İran-Irak savaşında ateşkesin mimarlarından birisi olarak takdim ediliyordu. Hemen akabinde İmam Humeyni’nin vefatından sonra da siyasi aktörlerin başındaydı. Cumhurbaşkanlığı yaptı ve İran’ın yalnızlaşmasını önlemek adına Avrupa ile ilişki kurmak taraftarı yaklaşımı, finans ve yatırımlar konusunda dış sermayeyi önemseyen fikirleri onu “ liberal” olarak lanse ediyordu. Sonra Ahmedinejad’a karşı kaybettiği seçimlerle gündeme geldi.

Faize Rafsancani, ailenin en popüler çocuğu. Türkiye’ye de gelmişti, onu çadorunun altına giydiği spor ayakkabılarıyla tanıdık. Medyayla her zaman iyi ilişkiler kurmuş, Kültür ve İrşad Bakanlığına bağlı pek çok kadın projesine imza atmış bir rol-model Faize. Kendisi de sporcu, kadınların spor ve sanat alanlarındaki aktivitelerini örgütleyen bir politik kimliği var toplum nezdinde.

2009 seçimlerine damgasını vuran şaibe iddiasının ardından, gösterilere katılan öğrenci ve gazetecilerin gözaltına alınması, bir kısmının tutuklanması ve pek de iç açıcı olmayan cezaevi koşullarıyla ciddi bir darbe aldı İran. Bu itibar kaybını düzeltmeye dair herhangi bir atağı da olmadı Ahmedinejad yönetiminin. Diplomasiye her zaman önem veren Fars geleneğinin kırılgan tecrübesi olarak Ahmedinejad yönetimi, baskıyı ve içe kapanmayı tercih etti.

2009’daki öğrenci ve sokak eylemlerinde etkin olduğu gerekçesiyle Faize Rafsancani hakkında soruşturma açıldı. Seçim öncesi dehşete düştüğüm bir haber görüntüsünde, Faize’nin yolunu kesip ona sataşan hatta tartaklamaya çalışan bazı erkekleri izlerken... İran’ın kadına bakışı değişti mi diye sormuştum kendi kendime.

Faize’nin işlediği suç kesinleşti! 6 ay hapis yatacakmış. Rafsancani ailesine bir ağır haber daha geldi, İngiltere’de doktorasını tamamlayan oğul Mehdi Rafsancani de ülkesine döner dönmez ablası gibi tutuklandı. Nizamın Maslahatını Teşhis Konseyi Başkanı Rafsancani’nin iki evladı hapiste. Bunun ilk anda ağır bir durum olduğu açık, lakin önümüzdeki seçimlerde Rafsancani ailesinin en büyük kozu olacağı da diğer yüzü madalyonun.

Tanıdığım kadarıyla Faize Rafsancani toplumsal itibarını arttırarak çıkacak demir parmaklıklardan. Suriye meselesi yüzünden İran’a kalbim kırık lakin Faize’yi destekliyor ve bir an önce özgür bırakılmasını istiyorum.