Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Fethin simgesi olduğu kadar değişimin de sinyali “Ayasofya”

Evet, ileride nasıl bir sinyal olduğu, tarihi olayların eşliğinde daha net anlaşılacak. Türkiye’nin nasıl bir noktaya geldiğinin, damla damla nasıl güçlendiğinin göstergesi olarak ileride okunacak, hiç kuşkusuz.

Zaten Türkiye’nin kendi tasarrufu ve kendi bahis açısı içinde karar vereceğimiz bir durum olmasına rağmen, dünyanın farklı bölgelerinden gelen itirazları, biraz da bu doğrultuda görmemiz lazım.

Ayasofya bir semboldür. Bu sembol, Türklerin ve Müslümanların nerede olduklarının da işareti niteliği taşımaktadır.

Zaten bu kadar sancı ile karşılayanların esas isyanı odur.

MGK toplantılarının içeriğine bakıldığında biz siyaseten Türkiye’nin nerelere geldiğinin fiili görüntüsü kadar Ayasofya’nın yeniden Müslümanlarla buluşmasını temin etmekle, Türkiye MGK kararlarındaki yüksek sesi kadar, Ayasofya ile de konumunun derecesini ispat etmiş oldu.

İşte “Başkan Erdoğan nasıl bir profil sergiledi, nasıl bir boy gösterdi” sorusunun ve hayranlığının kilit noktası burasıdır.

Dün muhteşem Ayasofya, gözyaşlarımızla açıldı. Bu gözyaşları, birilerinin tarif ettiği “geriye dönüşün” değil, tam tersi ileriye sıçramanın görüntüsü idi.

İleriye gitmek, “çağ kapatıp çağ açmak” idraki ile tarihe bakabilen Türkiye’nin güçlenmesinin sinyalini yaşıyoruz. Zordur hatta çok zordur. Tüm bunlar için neredeyse her gün, yeni bedel ödettiriliyor! Baskılar, saldırılar, algılar hepsi sürece bakıldığında nasıl bir çetin çetrefilli yoldan geçtiğimizin işaretidir. Lakin çetinlikten, çetrefilden korkmadan yürümenin çaresini aramaya başladı, Türkiye. Fark burada! “Zorluk var” diye hedefinden ve mefkûresinden vazgeçmeme yolunu seçti ya. Mesele burası!

MGK toplantısındaki kararlara bakıyoruz değil mi? Önce ile şimdiki arasındaki, devasa farkın farkındayız değil mi?

Kendi sınırları içine hapsedilmiş Türkiye’nin, nasıl dünyayı bağrına bastığını görüyoruz, doğru mu?

Kendisi, dostları, kardeşleri, komşusu, çevresi; ona müracaat eden “tüm iyiniyetli olanların hep yanında olacak Türkiye” profili, nasıl muhteşem bir durum...

Bu durumu ayakta tutmak, kalıcı kılmak, devamlı yapmak, esas hedef olmalı!

Ayasofya’yı yeniden ibadete açmak, “yeniden tarihe yön gösterebilme” içeriği taşımıyor mu? İnsanoğlunun yeniye, yeniliğe, yeniden adalete ihtiyacı yok mu?

Vardır! Türkiye işte artık buna talip. Kendisinin zincirlerini kırdıkça çevresi, akrabaları, dostları, komşuları ve tüm mazlumların zincirleri kırılacaktır. “Değişimin sinyali” dedim ya! Ayasofya, böyle bir sinyal işte. Geldiğimiz ve gideceğimiz noktayı bize göstermekte! Yeter ki yolda sabit olalım... Yeter ki yola sadık kalalım...