Hüseyin GÜLERCE
Hüseyin GÜLERCE
hgulerce@star.com.tr
Tüm Yazıları

FETÖ, şehidimiz Yazıcıoğlu'na canavarca kıydı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, üç gün önce yaptığı açıklamada, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmayla ilgili önemli hususların altını çizdi:

"Dosyada, FETÖ/PDY'nin; 1. Mahrem yapılanmasına, 2. Örgütsel irtibatlara, 3. 15 Temmuz Darbe Girişiminin baş aktörlerinden Adil Öksüz bağlantısına, 4. ByLock yazışmalarına ve 5. Çok sayıda şüphelinin geçmişte FETÖ kapsamında işlem görmüş olmasına ilişkin hususlar titizlikle değerlendirilmektedir."

Yeni süreci kararlılıkla takip eden Bakan Gürlek'in, milletimizin vicdanını kanatan, yargının onuru haline gelen soruşturma ile ilgili FETÖ'ye dair yaptığı çok önemli bir tespit var:

"Bu dosya, yalnızca geçmişte yaşanmış acı bir olayın değil, devletin kılcal damarlarına sızarak hakikati karartmaya çalışan FETÖ'nün karanlık izlerinin de araştırıldığı bir dosyadır."

Evet, 15 Temmuz hain darbe girişimi ve sonrasındaki yargılamalar FETÖ ihanetinin kirli ve kanlı yüzünü ortaya çıkardı.

Tanklardan, helikopterlerden açılan ateşlerle, savaş uçağından yapılan bombardımanlarla kahpe düşman kadar hain bir örgüt çıktı karşımıza. Dile kolay 253 vatandaşımız şehit, 2 binden fazla gazimiz var.

BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin hayatını söndüren ve helikopter kazası gibi gösterilen katliam, FETÖ'nün seri katillerden oluşan canavarca yüzünü ifşa ediyor.

FETÖ elebaşının mankurtlara dönüştürdüğü bu örgüt elemanları, canavarca hislerle ve mükemmel bir cinayet organizasyonu ile ortaya çıkıyor. Evet, karşımızda seri katillerden oluşan, insan denemeyecek mahlûklar var.

Milletin yiğit evladı Yazıcıoğlu'nun 25 Mart 2009'da şehit edilmesinin her safhasında FETÖ elebaşının talimatlarıyla yapılan organize katliam var.

1. Helikopter, FETÖ'cü pilotlar tarafından düşürüldü.

2. FETÖ'cü emniyet ve istihbarat elemanları, sahte istihbarat raporuyla arama kurtarma çalışmalarını 2 gün engellediler.

3. Cinayet organizasyonunda yer alan FETÖ'cüler, arama kurtarma çalışmalarını yanlış yerlere yönlendirdiler.

4. FETÖ'cü savcılar suikast ile ilgili soruşturmalara el koydular.

5. FETÖ'cü failler, yargıdaki FETÖ mensupları aracılığıyla kurtarıldılar.

Şimdi yeni deliller, FETÖ izlerini ortaya çıkarıyor:

1. Soruşturmada kayıp GPS cihazı. 2. Geçmiş tarihli tutanak. 3. Adil Öksüz bağlantısı. 4. Bylock yazışmaları. 5. Koordinatları saptıran bilgi notu, soruşturma dosyasına dâhil edildi.

Sadece koordinatları saptıran bilgi notunu ele alalım.

İstihbarat polis memuru şüpheli İsmail Kaya ifadesinde, "Muhsin Yazıcıoğlu'nun ayağı kırık, sağ ve hastaneye götürülüyor" içerikli bilgi notunu 'teyide muhtaç' olmasına rağmen şube müdür yardımcısı Dursun Özmen'in baskısı ve emriyle sisteme girilerek 81 ile gönderildiğini söyledi. Kaya, şubede görevli başka bir memurun kazanın yerini 1,5 kilometre yaklaşımla tespit ettiğini, ancak kurum koridorlarında "ısrarla benim bulduğum yere gitmiyorlar" şeklinde konuşmalar yapıldığını anlattı.

Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin içinde bulunduğu helikopterin enkazı, kazadan 2 gün sonra Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesi sınırlarındaki Keş Dağı'nda, köylülerden oluşan arama ekipleri tarafından bulundu.

FETÖ cinayet organizasyonunun büyüklüğüne bakınız ki, teknik imkânlara rağmen helikoptere 48 saat ulaşılamıyor ve köylüler buluyor.

Enkaza indirilen FETÖ'cü katiller Yazıcıoğlu'nun ölümünü seyrediyor, kayda alıyor. Bank Asya kasasında saklanan görüntüler daha sonra Pensilvanya'ya FETÖ elebaşına gönderiliyor.

FETÖ'cü katiller, 15 Temmuz ihanetini inkâr ettikleri gibi, şimdi de ifadelerinde "hatırlamıyoruz" diyorlar.

Özellikle teknik cihazların sökülmesi/kaybolması, tutanakların geçmiş tarihli düzenlenmesi, enkaz alanına ekipler gönderilmesi ve ankesör irtibatları gibi başlıklarda; şüphelilerin "hatırlamıyorum", "bilmiyorum", "suçsuzum" şeklindeki cevapları, dosyadaki teknik ve dijital verilerle birlikte değerlendiriliyor.

FETÖ'cülerin bu cinayette canavarca hislerle hareket eden seri katiller topluluğu olduğunu ortaya koyan göz yaşartıcı bir olay da var.

Helikopterde bulunan İhlas Haber Ajansı Sivas muhabiri İsmail Güneş'in ölümü...

Helikopter düştüğünde Güneş yaşıyordu. Tüm Türkiye'nin içi burkularak izlediği 112 Telefon görüşmeleriyle sesini duyurmaya çalıştı. Güneş 27 dakika süren görüşmelerinde 112 Acil Servisi ile 9 defa iletişim kurdu.

Helikopter 15.03'te düştü. Güneş ilk aramayı, 15.26.59'da yaptı ve 1 dakika 14 saniye içinde BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun içinde olduğu helikopterin düştüğünü söyledi. Ardından 15.29.57'de 1 dakika 23 saniyelik görüşmesinde kendisinin helikopterin içinde sıkışmış ve ayağının kırık' olduğunu belirtti, ayağını oynatamadığını söyledi.

Güneş'in cesedi helikopter düştükten 5 gün sonra 500-600 metre aşağıda bulundu. Ayağı kırık ve sıkışık, ayrıca bölgedeki kar kalınlığı da o gün 80 ile 150 cm arasında değişiyor, 600 metre nasıl gidiyor?

Otopsi raporu, İsmail Güneş'in bacağının yanında çenesinin ve kaburgasının da dört yerden kırık olduğu gerçeğini gösteriyor.

Çenesi kırık olduğu halde nasıl olur da 27 dakika konuşuyor?

Enkaza inen katiller işkence ile çenesini, kaburgalarını da kırıyor.

Ne diyor Adalet Bakanı Akın Gürlek: "Bu dosya, devletin kılcal damarlarına sızarak hakikati karartmaya çalışan FETÖ'nün karanlık izlerinin de araştırıldığı bir dosyadır."