Yazarlar

Halime KÖKÇE

Halime KÖKÇE

hkokce@stargazete.com

FETÖ'nün siyasi ayağı!

Halime KÖKÇE tüm yazıları

MİT TIR'ları bir FETÖ kumpasıydı. Savcısından jandarmasına, görüntüleri kaydeden ajansına kadar kumpası sahneleyenlerin tamamı FETÖ'cüydü. Enis Berberoğlu hakkında verilen mahkumiyet kararından sonra CHP'li Engin Altay'ın itiraf ettiği üzere kumpasın amacı da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye'yi DEAŞ'a yardım ediyor iddiasıyla savaş suçlusu göstermekti.

Yani ortada ne basım yayımla ilgili bir faaliyet ne de basın suçu var.Enis Berberoğlu ve faaliyetinin FETÖ ile ilişkisinden bağımsız olarak -ki bununla ilgili dava devam etmektedir- MİT tırları davasında, devlet güvenliğini tehlikeye sokacak suçlar kapsamında değerlendirilmek suretiyle verilmiş bir ceza söz konusu.

"Ulusal güvenlik" denilince dünyanın her yerinde akan sular durur, ulusal güvenliği tehlikeye atacak casusluk faaliyetleri -örgütlü bir şekilde yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın- en ağır şekilde cezalandırılır.

Nitekim ABD yargı makamları, orduda görev yaptığı sırada edindiği belgeleri Wikileaks'e sızdıran Bradley Manning'i 35 yıl hapis cezasına çarptırdı. Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı NSA’nin dinleme ve istihbarat faaliyetlerini ortaya döken Edward Snowden ve bu belgelerin yayınlandığı Wikileaks'in kurucusu Julian Assangehakkında da casusluk suçundan açılmış davalar bulunmakta. Biri Rusya'ya kaçtı, diğeri Ekvator'a sığındı.Wikileaks'e sızdırılanbelgeleri yayınlayan gazeteler ise çok açık şekilde uyarıldıktan sonra ilgili yayınlara son verdiler.

Biz de ise MİT tırlarıyla ilgili FETÖ'nün marifetiyle elde edilen görüntüler, ulusal güvenlikle ilgili olduğu ve yayınlanmaması gerektiği hakkında mahkeme kararı çıkartıldıktan sonra Cumhuriyet gazetesinde DEAŞ vurgusu yapılmak suretiyle haberleştirildi.

Yani suç olduğu bilindiği halde, bir kumpasın bile isteye parçası olarak yapıldı bu haber.

İşin özeti, MİT tırları hadisesinde Can Dündar'a Mehmet Baransu, Enis Berberoğlu'na da Tuncay Opçin vazifesi verildi.

***

Peki işin ucunda sadece Berberoğlu mu var? Değil tabi ki. Günlerdir medyada dolaşan Enis Berberioğlu, Ekrem Dumanlı ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun yemekte çekilmiş fotoğrafı aslında her şeyi anlatıyor.

Lafı eğip bükmeyelim, Kemal Kılıçdaroğlu, ta Dengir Mir Mehmet Fırat'a karşı koltuğunun altındaki dosyalarla TV'lere çıktığı zamanlardan bu yana FETÖ'ye hizmet etmektedir. Silik ve başarısız bir bürokratken siyasette parlayan ve nihayet alçak bir FETÖ kumpası marifetiyle CHP'nin genel başkanlığı koltuğuna oturtulan Kemal Kılıçdaroğlu'nun FETÖ'ye karşı durabileceğini düşünmek zaten gerçekçi değil.

***

Boşuna yollara düşmedi yani Kılışdaroğlu.

Zor insana neler yaptırıyor!

Suç bastırmak için gerekirse Edirne'ye kadar bile yürür.

Baksanıza, kulağına üflemeye başladılar bile; "Menzili Edirne yapalım, Gezi'de olmadı, bu sefer PKK'yı de yanımıza alalım" diye.

Bunlar bir partiye siyaseten puan getirmeyeceğine göre kim veriyor bu akılları diye bir düşünmek gerekmez mi?

Gelelim şu "FETÖ'nün siyasi ayağı" meselesine...

Kılıçdaroğlu'nu yola revan eden şeyin FETÖ korkusu olduğu artık gün gibi aşikar.

FETÖ muhalefeti esir almış durumda.

Çok da ters bir durum yok onlar için. Çünkü bugün FETÖ'ye yardım ve yataklık eden muhalefet partisi mensuplarını darbelere üstün hizmetlerinden tanıyoruz zaten. 28 Şubat günlerinden, 27 Nisan e muhtırasından, AK Parti'ye açılan kapatılma davasındaki tutumlarından, başörtüsü yasağı kalkmasın diye verdikleri uğraşlardan tanıyoruz.

Dertlerinin adalet ya da demokrasi olmadığı biliyoruz.

Fakat Kemal Kılıçdaroğlu'nun yürüyüşünü "adalete" nispetle izaha kalkanları hiç ama hiç anlamıyoruz.