Yazarlar

Alin TAŞÇIYAN

Alin TAŞÇIYAN

atasciyan@stargazete.com

Film festivallerinin babası: Venedik

Alin TAŞÇIYAN tüm yazıları

81 yıl önce bugün Venedik Film Festivali’ndeki ilk film gösterimi yapıldı! Lido Adası’ndaki Excelsior Oteli’nin terasında Rouben Mamoulian’ın “Dr. Jekyll and Mr. Hyde / Dr. Jekyll ve Bay Hyde” adlı filmi gösterildi. 28 Ağustos-7 Eylül tarihleri arasında 70. yılını kutlayacak olan Venedik Film Festivali’nin temeli böylece atılmış oldu. Bugün dünyada bu etkinliği model alan iki binden fazla film festivali düzenleniyor.

6 Ağustos 1932 tarihinde ilk gösterimini yapan “Esposizione d’Arte Cinematografica” yani “Sinematografi Sanatı Sergisi” 6 Temmuz-21 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen 18. Venedik Bienali’nin bir programı olarak düzenlendi. Bugün Venedik FF’nde en iyi oyuncuların ödülü olan Volpi Kupası’na adını veren Kont Giuseppe Volpi di Misurata Bienal’in başkanıydı. Festivalin programını merkezi Roma’da bulunan Eğitim Amaçlı Sinema Enstitüsü Genel Sekreteri Luciano de Feo yaptı. Bugün birçoğu klasik sayılan Hollywood yapımları başta olmak üzere yedi ülkeden 24 film getirtebilmişti. Aralarında Frank Capra’nın “It Happened One Night / Bir Gecede Oldu”, James Whale’in “Frankenstein”, Rene Clair’in “A nous la liberté” gibi filmleri de vardı. Ernst Lubitsch, Anatol Litvak, Raoul Walsh gibi yönetmenlerin imzalarıyla zenginleşen Sinematografi Sanatı Sergisi, 25 bin izleyici topladı!

Elbette emir büyük yerdendi: 1922’de Başbakan seçilen, 1925’te kendisini “Il Duce” ilan eden Benito Mussolini, benzeri görülmemiş görkemli bir sinema buluşmasıyla dünyaya kültürel gücünü göstermek istiyordu. Öte yandan faşist diktatörlük, ülke içinde katı sansür uyguluyor ve sinemayı bir propaganda aracı olarak etkin biçimde kullanıyordu. Venedik’te ilk etkinlik yarışmasızdı... Ama izleyicinin oylarıyla Fransız yapımı “A nous la liberte” (Özgürlük Bizim) En İyi Film; SSCB yapımı “Putjovka v zizn” (Hayatın Yolu) adlı filmiyle Nikolaj Ekk En İyi Yönetmen seçildi. “A nous la liberte” fabrikalarda mahkum gibi çalıştırılan işçi sınıfının haklarını savunuyordu. “Putjovka v zizn” sosyalist rejim sayesinde sokaklardan kurtarılan kimsesiz çocukların öyküsünü anlatıyordu. İzleyici diktatöre bir mesaj mı vermişti?

***

Bienal kapsamında yer aldığı için 1933 yerine 1934 yılında düzenlenen ikinci festivalden itibaren hem İtalyan Filmleri Yarışması hem Uluslararası Yarışma açıldı. Her ikisine de ödül olarak Mussollini Kupası verilmeye başlandı! Bu durum 1943 yılında Mussolini devrilinceye dek sürdü. 1934’te 19 ülkeden film gösteriliyordu ve akredite olan gazeteci sayısı 300’ü bulmuştu! Halk jürisi En İyi Yabancı Film Ödülü’nü belgesel sinemanın büyük ustası Robert Flaherty’nin “Man of Aran / Aranlı Adam”ına verecek kadar zevk ve bilgi sahibiydi!

Venedik her daim iyi bir festival programı oluşturmasına, retrospektifler düzenlemesine;  Marlene Dietrich gibi yaşayan efsaneleri ağırlamasına rağmen sinemayı salt propaganda malzemesi olarak görme aymazlığı skandallara da yol açtı. Faşist İtalya’nın baş müttefiki Nasyonal Sosyalist Almanya’nın yapımları hep baş köşeye kondu. 1937 yılında İtalyan otoriteler Jean Renoir’ın “La Grande Illusion / Büyük Aldanış” (Harp Esirleri olarak da bilinir) filmine ödül verilmesini veto etti. Ertesi yıl da ödüller Nazi yönetmen Leni Riefenstahl’ın 1936 Berlin Olimpiyatları’nı ele alan Aryan ırkçı “Olympia”sı ile Mussolini’nin oğlu Vittorio’nun danışmanlık yaptığı, Habeşistan Savaşı’nda kahramanlık eden bir İtalyan pilotun öyküsünü anlatan “Luciano Serra, pilota” adlı filme verilmek istenince İngiliz, Amerikalı ve Fransız jüri üyeleri istifa etti. Delegasyonları festivali terk etti.

Hatta propaganda sinemanın önüne geçtiği için bugüne dek yapılan 70 festival içinde 1940-41-42 yılları sayılmaz! Öte yandan durmuş saatin günde iki kez doğru zamanı göstermesi gibi İtalya’daki faşist diktatörlük de Venedik Film Festivali’ni kurup destekleyerek sanat tarihinde bir geleneği başlattı.