Film gibi...

Başlıktaki programı hatırlıyor musunuz? Hani, önce Sinan Çetin ardından Kaya Çilingiroğlu sunuculuğunu yapmıştı.

Hani, paravan açılıyordu da programa başvuranla programın bulup stüdyoya getirmeye çalıştığı kişinin kavuşup kavuşmadığını görüyorduk...

Çoğumuz unuttuk gitti ama insan hikayesinin önemini gösteren en iyi formatlardan biriydi. Ne zaman hikayeler ucuzladı, ne zaman iş, hatalarından dolayı terk edilmiş adamların eski eşleriyle televizyon gücü sayesinde buluşmaya çalıştıkları yer haline gelmeye başladı, program bitti...

Televizyonculukta insan hikayeleri önemlidir. Seyirci başkalarının acılarını, sevinçlerini, hikayelerini bilmeyi, izlemeyi sever...

Atv’de Müge Anlı’nın aldığı reytingin sırrı biraz da budur.

***

Bu aralar Discovery ID’de The Locator adlı bir programın bölümlerini seyrediyorum üst üste. 

Ölmüş arkadaşının kendisine emanet ettiği kızı arayan adamdan tutun da, sorunlu bir boşanmanın ardından babasını hiç hatırlamayan bir kızın mücadelesine ya da bir başka evlilik yaptığı sırada izini kaybettiği oğlunu bulma mücadelesi veren kanserli babadan, aynı anneden doğan farklı kardeşlerin birbirlerini bulma çabasına kadar tanıdık bir sürü hikaye aslında...

Ama Türkiye’deki versiyonlardan çok daha farklı oluyor program.

Farkın sebebi hikayesini paylaşanların toplumun tüm katmanlarından olması. Zengin-fakir, az eğitimli-çok eğitimli herkes kendi hayatıyla ilgili bir gelişmede konuşmayı kabul ediyor. Türkiye’de eğitim ve gelir yükseldikçe kameralardan kaçma eğilimi artıyor oysa ki...

***

İnsan hikayesinde canlandırma çok tercih edilmez ama bazen mecbur da kalınabilir.

Bu mecburi canlandırmalar üzerinden belgesel televizyonculuğu başka bir noktaya gitti.

Bu aralar hem ABD hem de Avrupa’da en çok suç belgeselleri iş yapıyor.

Canlandırmalar sinema filmi tadında, gerçek yüzlere son derece benzeyen iyi oyuncularla, iyi mekanlarda çekiliyor.

Bir dönem Türkiye’de ucuz olsun diye amatör canlandırmalar yapıldı, insanlar bir süre hikayeler üzerinden gittiler ama sonra kötü canlandırmalardan sıkılıp bıraktılar.

Neyse, insan hikayesi televizyonculuk için en büyük sermayedir. Dizilerde hayali hikayelere dalan seyirciye nedense kimse gerçek hikayeleri seyrettirmeyi akıl edemiyor şu sıralar...