Yazarlar

Halime KÖKÇE

Halime KÖKÇE

hkokce@stargazete.com

Garantici dış politika ve Katar krizi

Halime KÖKÇE tüm yazıları

Evvelsi akşam TV kanallarından birinde iki eski büyükelçi konuşuyor. Bir tanesi sıklıkla "Biz diplomatlar" diyerek cümlesine başlıyor. Biz bu işleri sahadan biliyoruz, kitaplardan değil, imasıyla karşısındaki akademisyenlere üstünlük sağlamaya çalışıyor. Siz giderken biz o yollardan dönüyorduk havası basıyor.

Mesele bir eski diplomatın ego tatmininin ötesinde ve hayli ciddi. "İhvan bir kere Atatürk'e çok karşıdır" cümlesinin sığlığını da çok aşan bir kavrayış gerektirmekte.

Türkiye'deki emekli büyükelçi stokumuzun çoğunun bu görüşte olduğunu tahmin ediyorum; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun önerdiği Katar krizinde alınması gereken tutumun altında da bu sığ ideolojik ezber yatıyor.

"Bu krizin tarafı olmayalım" derken, Müslüman Kardeşler'i terör örgütü olarak görenlerin ve Katar'ı terörü finanse etmekle suçlayanların tarafında olduğunun farkın olmamak...

Tarafsız olalım derken Arap halk hareketleri başladığından beri şiddet yanlısı selefi grupları destekleyerek bölgenin istikrarsızlaşmasının baş aktörlerinden olan Suud'un tarafında olmak...

Gözümüzün içine baka baka PKK-PYD terör örgütüne ordu kurarken terör örgütleriyle mücadele ediyormuş gibi davranan ABD'nin tarafında olmak aynı zamanda...

2012'den bu yana Türkiye'yi istikrarsızlaştırmak işinin, son olarak da 15 Temmuz darbe girişimin yani FETÖ'nün finansörü olan Birleşik Arap Emirlikleri'nin tarafında durmak.

Nasıl başarıyorlarsa bir kere bile Türkiye'nin tarafında olmamak...

***

CHP'nin terör konusundaki yaklaşımını biliyoruz; Gezi kalkışmasından bu yana illegaliteyi toplumsallaştırmak gibi bir işlev üstlendi. Türkiye'ye yönelen terör saldırılarında failleri-örgütleri işaret ederek karşı durmaktan imtina etti. Bu yüzden şehit cenazelerine katılamaz hale gelmiş birinden bahsediyoruz.

Şehit cenazelerinde değil de canlı bomba eylemcilerinin cenazelerinde boy gösteren vekillerin partisi oldu CHP...

Katar'ın teröre destek verdiğini söyleyerek yine gerçek terör destekçilerinin papağanlığını yapıyor. Neden mesela; Almanya'nın DHKP-C ve PKK gibi terör örgütlerine desteğini bilmeyen kalmamışken, Alman Dışişleri Bakanı dahi Türkiye'ye gelmezden önce PKK'ya desteklerinin itirafı sayılacak laflar etmişken CHP cenahından bir kez dahi olsun Almanya'ya bu konuda açık bir uyarı gelmez?

Bu yüzden Katar'ın teröre destek verdiğini ve Türkiye'nin de bu yüzden Katar'ın yanında yer almaması gerektiği söylemek; Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın üst akıl dediği yapıya, tüm bu terör şebekelerini işine geldiği gibi kullanan, istediğinde terör istediğinde sivil toplum örgütü muamelesi yapan ve günün sonunda savaşın sahipsiz ve yurtsuz bıraktığı çocuklara değil sattığı silaha bakan terörün ağababalarına taraf olmaktır.

***

Ha bir de neme lazımcılar var. "Aman risk almayalım" diyenler. Garantici dış politikacılar... Kim güçlüyse onun yanında olalım ki bize bir şey olmasın diyenler. Terörün ağa babalarının şiddetini üstümüze çekmeyelim, zaten başımız dertten kurtulmuyor, iyisi mi başımıza kuma gömelimciler bunlar.

Çünkü Türkiye'nin son dört beş yılda başardıklarının farkında değiller. Bunun bir bağımsızlık mücadelesi olduğunu kavrayamıyorlar. FETÖ ile mücadelenin önemini idrak edebilmiş değiller.

FETÖ'yü söküp atmak; terörün ağa babalarının, istediği zaman istediği ülkede darbe yapanların, bağımsızlığı için çabalayanlara diktatör deyip ramazan günü sabah namazında 1500 sivili kurşuna dizen darbeciye kırmızı halı serenlerin düzenine çomak sokmak demek.

50 yıldır besledikleri, büyüttükleri ve onun sayesinde hem Türkiye'ye hem de Türkiye'nin müspet imajı vesilesiyle Afrika'dan Kafkaslar'a dünyanın en büyük istihbarat ağını kuranların bu silahını Türkiye ellerinden alıyor şimdi.

Garantici dış politikadan yana olanların, aman risk almayalım diyenlerin çapını çok aşan şeyler bunlar.