
Zalimler ölüm tarlasını hep böyle sürecek değil ya,
Dalgınlığına geleceğiz silahların,
Arada bir yaşayacağız Anne,
Arada bir geri dönecek bombalar,
Füzeler boşluğa düşecek,
Bir derviş delirecek acıdan,
Hatırlanacağız..
Birimizi öldürmeyi elbet unutacaklar,
Döndüğümüzde kar yağacak portakal bahçemize
Çadırları ve çıplak ayakları görmek istemeyeceğiz,
Akıcı bir lisanla konuşacağız Rabbimizle,
Sadece özgür kalma duası
Toprağın libası,
İdris nebinin biçtiği hülleler kederli kefenlere analık ettiğinde
Hatırlayıp ağlayacağız ..
Hep bir ağızdan öldüğümüzde
Bir güvercinin kalem tutan kanadına
Yazılacağız
Elbet okuyacaklar..
Okullarda yine direneceğiz bizsiz yazılan tarihe
İşgal edilmemiş coğrafyalar kitabını unutacağız,
Mataralar tehlikeli sularla dolacak,
Gömlekleri ütüsüz çocukların yanında
Övmeyeceğiz annemizin yaptığı ekmekleri,
Boğazımızdan geçtiğinde ilk lokma
Dağılacağız Orta Doğuya
Radyoda okunurken adımızı kısaltacaklar
Bültenlere zaman kazandıracağız
Yine boş vereceğiz kağıtları ..
Olsun diyeceğiz
Yokluğumuzu elbet sayacaklar..
Evimize döndüğümüzde,
Şehit annelerimizin örtüsünü çırparak asarken babalarımız,
Ocakta boş yere kaynayacak sular,
Kurşun deliklerini madem ki yok edemiyoruz
Duvarların gözleri önünden,
En azından bir vazo girecek kadar kazacağız
Nane ve limon yapraklarına mesken olacak oyuklarımız.
Yağarken şehit düşecek yağmur,
Taşınacak ya da taşacak nehirlerin omuzlarından
Ayetlere inecek.
İçimizde gölgesi hafız Gazze
Bulacak yazıldığı yeri,
Orada,
Yetim Muhammedlerin adı geçtiğinde
Kisranın ateşi yeniden sönecek,
Veda tepelerinde bir ayak izini öper gibi
Kapanacağız yine Kitaba,
Yetimlerine kumaş seçen kadınlar göreceğiz çarşıda
Bebeğinin ağaran saçlarını
Tarayacak geriye doğru
En geriye doğru
Çöle ve sürgüne doğru,
Toplayacak acısını bir papatyalı toka..
Döndüğümüzde elbet kaybolacaklar..