Yazarlar

Alin TAŞÇIYAN

Alin TAŞÇIYAN

atasciyan@stargazete.com

Gdynia’da sinema da doğa da bereketli

Alin TAŞÇIYAN tüm yazıları

Bilmem Polonya sinemasının başarısında iyi eğitimin ve işbirliğinde başarının yanı sıra ülkenin yemyeşil olmasının da bir payı var mı? Yazıyla başlayacağım başlamasına ama gözlerimi ağaçlardan alamıyorum. Sonbahar sarısı kendini göstermeye başlamış, bugün çiselemeye başlayan yağmur da yazın bittiğini damla damla haber veriyor. Dün öğleden sonra vardığım Gdynia, güneş altında daha bir parlayan beyaz kumsalıyla yaz hala burada vaadinde bulunuyordu ama nafile!

Polonya sinemasının en iyi yapımlarının yarıştığı 38. Gdynia Film Festivali’ne ikinci kez konuk oluyorum. 2011’deki ziyaretimde izlediğim filmlerin çoğu Polonya sinemasının geleneksel kalitesini yansıtacak düzeydeydi. Elbette böyle verimli bir endüstride her tür film çıkar izleyenin karşısına: Gerilim de var, romantik komedi de, canlandırma da... Örneğin bu yaz sinemalarımızda gösterilen, baston ve köpek kullanmayı reddedip kulaklarıyla görebildiğini iddia eden bir eğitmenle öğrencisinin aşkını konu alan “Imagine” Polonya - Fransa - Portekiz - İngiltere ortak yapımıydı ama yönetmeni Andrzej Jakimowski Polonyalı. 

Öte yandan Polonya sineması deyince Andrzej Wajda ve Krzysztof Kieslowski misali erişilmesi çok zor düzeyler tutturan büyük ustaların sinemasını anlayanlar için yedinci sanatın nektarını çıkaran filmler hala çıkıyor. 38. Festival’in açılış filmi “Papusza” yeterince vaatkar! “Moj Nikifor” adlı filmiyle 2004 Karlovy Vary Film Festivali’nde Kristal Küre kazanan yönetmen Krzysztof Krauze’nin başrolü de üstlenen eşi Joanna Jos-Krauze ile birlikte yönettiği “Papusza”nın sadece siyah beyaz sinematografisi yeter de artar.

Gdynia programında yer alan yeni Polonya yapımları arasında dünya prömiyerlerini en prestijli festivallerde yapmış filmler de eksik değil. Roman Polanski’nin Cannes Film Festivali’nde yarışan yeni filmi “La Venus a la Fourrure” (Kürk Mantolu Venüs) Fransa - Polonya ortak yapımıydı. Nihayetinde Polanski’yi yetiştiren ve en iyi filmlerini yaptığı yer memleketi Polonya’dır.

Bu yıl Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışan “W imie... / ... Adına”yı İstanbul Film Festivali’nde de gösterildi. Yönetmeni Malgoszka Szumowska Avrupa’nın genç yetenekleri arasında parmakla gösteriliyor. Başrolünü Juliette Binoche’un üstlendiği “Elles / Kadınlar” adlı filmi sinemalarımızda gösterime girdi.

Genç yetenek sıkıntısı çekmeyen nadir ülkelerden biri Polonya. 2012 yılında ilk ve ikinci filmlerin yarıştığı Selanik Film Festivali Uluslararası Yarışma’sına seçilen, başrol oyuncusu Julia Kijowska’ya En İyi Kadın Oyuncu Ödülü kazandıran, Tiflis’te de Altın Promoteus kazanan “Milosc” (Sevmek) adlı filmin yönetmeni Slawomir Fabicki’yi de gözlemek lazım!

Bütün bu filmlerin ve daha fazlasının Gdynia’da Ana Yarışma kapsamında olduğunun da altını çizeyim. Bütün filmlerin aynı düzeyde olmasını beklememek gerek. Tadeusz Krol’un “Ostatnie Pietro” (En Üst Kat) adlı filmine zor tahammül ettiğimi itiraf edeyim.

Merakla izlemeyi beklediğim iki film var: Biri Polonya’da ana akım sinemanın temsilcisi olan, filmleri gişe yapabilen deneyimli yönetmen Jacek Bromski’nin yarışmaya seçilen “Bilet na Ksiezyc” (Aya Tek Yön Bilet). Diğeri de “The Last Resort / Son Sığınak” ve “My Summer of Love / Yaz Aşkım”, “Le Femme du Veme / Gizemli Kadın” filmlerinin tamamı Türkiye’de gösterime gösterilen Pawel Pawlikowski’nin “Ida”sı. İngiltere ve Fransa’da çektiği filmlerin ardından doğum yeri Varşova’ya dönen Pawlikowski’nin sinemasındaki farkı yakın bir gelecekte hep birlikte tespit edeceğiz.

Polonya ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 2014’te kutlanacak 600. yıldönümü dolayısıyla Adam Mickiewicz Enstitüsü işbirliğiyle birçok önemli sanatsal etkinlik düzenleniyor. Sinema da eksik kalmayacak.