Yazarlar

Ahmet KAPLAN

Ahmet KAPLAN

akaplan@stargazete.com

Gezinin kaybedeni 2

Ahmet KAPLAN tüm yazıları

İstanbul'da üçüncü köprüye ve havaalanları yapılmasına karşı çıkan, ortalığı yakıp yıkan, terör estiren, gelişen demokrasimizin yıkmaya çalışan gösteriler demokratik olabilir mi? Yoksa demokratik ülkelerde demokrasi değerleri değişti ve sandıklardan çıkan halkın iradesine karşı yeni bir demokrasi kavramı mı geliştirildi?

MHP, ilk günden bu yana sağduyu içinde kalırken, gezi olaylarını destekleyen ve körükleyen CHP'nin amacı neydi? Ne istiyordu? Erken seçim bile istemeyen CHP, gösterilerle ne elde etmeyi umuyordu? Gösterilerden medet uman CHP yeni bir ara rejim ümidini mi taşıyordu?

MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural, "Gezi olayları Türkiye'nin güçlenmesini istemeyen devletlerin,

  ülkemize kurdukları uluslararası bir komplodur" derken CHP'nin tam tersi görüşle bu olayların bir demokrasi mücadelesi olduğunu savunması nasıl bir tezatlıktır? CHP bu kadar öngörüsüz bir parti olabilir mi?

CHP, suni olarak oluşturulan toplumsal gerilimden yararlanmaya çalışan taraf olmuştur. CHP'nin eylemleri kendi siyasi amaçlarına hizmet edeceği düşüncesiyle kullanmaya çalışması büyük bir çelişkidir.

  Çünkü halk bunu CHP'nin geçmişteki fırsatçılığı ile örtüştürmüştür.

Bütün ara rejimlerde, darbeler de CHP'nin bir şekilde parmağı olduğu yönünde yaygın bir kanı var. Türkiye'de demokrasinin zaman zaman askıya alınmasına yol açan bütün gelişmelerde CHP'nin rolü olduğu konusu halk arasında güçlü bir şekilde genel kabul görüyor. Şimdiye kadar CHP bu algıyı değiştirecek hiçbir eylemde bulunmadığı gibi tam tersine bu algıyı destekleyecek hareket ve eylemlerin içinde yer almıştır.

CHP gezi olaylarında aktif olarak yer alan DHKP-C, Halk Cephesi, Anarşistler, DEV-YOL, Maoist Komünist Parti (MKP), Devrimci Sosyalist İşçi Hareketi (DSİH), Marksist Leninis Silahlı Propaganda Birlikleri (MLSPB), SDP, Türkiye Komünist Partisi- Marksist Leninist (TKP-ML), Türkiye Komünist İşçi- Bağımsız Demokratik Sosyalist Partisi (TKİP-BDSP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Genç-Sen, TİKP-Bolşevik Proletere Devrimci Duruş gibi marjinal inisiyatiflerin kontrolüne girmeyi kabul etmiştir. CHP bir kez daha birliğin değil kaosun yanında yer almış, kahramanlığı değil fırsatçılığı seçmiştir. Ülkemize kurulan uluslar arası komploların bir parçası olmayı kabul etmiştir. Demokrasi deyip vesayet sistemini savunanların safında yer almıştır.

Oysa CHP'nin önünde bir fırsat vardı. Ara rejimleri, darbeleri, vesayet rejimlerinin arkasında yanında veya önünde hep CHP'nin olduğu imajını yerle bir edip demokrasiden yanı tavır alarak, bu gösteriler, ülkemizin de demokrasimizin de yararına değildir. Biz uluslar arası bir komplonun parçası olmayacağız diyebilseydi. Gezi olaylarının içinde değil, dışında kalsa ve halka sükunet, birlik, barış, itidal tavsiye edebilseydi, hem geçmişin olumsuz izlerini silmek adına hem de halkın gözünde CHP çok daha farklı yerde olabilirdi. Ama CHP bunu yapmak yerine marjinallerin peşine takılarak, tabanını halkı, isyana teşvik ederek bu fırsatı heba etmiştir. Halkın gözünde CHP bir kez daha fırsatçı olarak yer edinmiştir. İstikrarı tavsiye eden parti yerine istikrarsızlığı teşvik eden, demokrasi adına demokrasiyi katleden, barış ve birliği savunan parti yerine kamplaşmaya, kutuplaşmaya hizmet eden bir parti konumuna düşürülmüştür. Oysa CHP, kutuplaşmayı, ayrışmayı değil, halkları bütünleştiren, toplumsal barışı tesis edebilecek dil kullanabilseydi hem insiyatif sahibi olur, hem de daha geniş kitlelerin sempatisini kazanabilirdi.

GEZİ'NİN EN ÇOK KAYBEDENİ CHP'DİR

Halkın çoğunluğu yerine marjinal grupların yanında yer alan CHP, iktidar alternatifi olamayacağını bir kez daha teyit etmiştir. Öyle anlaşılıyor ki CHP büyük olmayı değil; küçük olmayı, iktidar olmayı değil, muhalefet olmayı seçmiş ve iktidar olabilme ihtimallerine de kendi elleriyle set germiştir. Bu olaylardan sonra CHP'nin iktidar olma seçeneği görünür gelecekte tamamen kendi elleriyle ortadan kaldırılmıştır. Ama CHP'nin bu duruşunun çok önemli faydaları olduğunu da unutmayalım. Çünkü CHP'nin olayları kışkırtması, destek vermesi, marjinal grupların kontrolüne girmesi, Ak Parti tabanını ve seçmenini kenetlemiş ve partisine desteğini daha da artırmıştır. Bu da CHP'nin AK parti iktidarına en büyük desteğidir. Ne yazık ki CHP olayları yeterince okuyamayan, resmin bütününü göremeyen, gezinin kaybedeni olmuştur.