Yazarlar

Alin TAŞÇIYAN

Alin TAŞÇIYAN

atasciyan@stargazete.com

Gloria, annemin kuşağından bir kadın

Son yılların en gözde sinemalarından Şili, Gloria adlı filmle salonlarımızda. Bu ülke sinemasının yükselen yıldızlarından yönetmen Sebastian Lelio’nun yönettiği film, 2013 Berlin Film Festivali’nde yarıştı ve başrol oyuncusu Paulina Garcia’ya En iyi Kadın Oyuncu Gümüş Ayı ödülü kazandırdı. Geçen nisan ayında İstanbul Film Festivali’ne konuk olan BAŞARILI yönetmenle konuştuk.

-Dördüncü filminiz Gloria, adı misali filmografinizdeki en parlak zafer. Bir süredir hep sinemanın yükselen yıldızı olarak görülüyordunuz. Kariyerinizde bu noktaya nasıl vardığınızın bir özetini yapar mısınız?

İlk filmim La Sagrada Familia-Kutsal Aile idi. 2005 yılında vizyona girdi. Şili’de yeni kuşak sinemacıların ortaya çıktığı yıldı. Sanırım ben de filmlerimi Şili sinemasındaki bu hareketin yanında geliştiriyormuşum. Artık Şili sinemasında çok şey olup bitiyor ama o sıralarda biz film yapan birkaç kişiydik sadece. O günden beri toplam dört film yaptım: Navidad-Noel, El Ano del Tigre-Kaplan Yılı ve şimdi de Gloria. Ben de bir anlamda Gloria’nın tema ve biçim açısından bir arayış döngüsünü kapattığını hissediyorum. Daha birçok film yapmayı umut ediyorum.

-İlk iki filminizin dini arka planı ilginç. Bu temayı nasıl ele aldınız? İlki Paskalya zamanı geçiyordu, ikincisi de Noel’de...

Şili, Katolik bir ülkedir. Güney Amerika kıtasının tamamına Katoliklik egemendir. Kültürümüzün DNA’sında var. Nerede yaşadığınızı anlamak istiyorsanız üzerinde durduğunuz toprağı kazacaksınız. Madencilik yapacaksınız soyut anlamda, ‘İşte burada yaşıyorum’ diyeceksiniz. Ben insanın sorunlarından çok çelişkileriyle ilgileniyorum. İsa’nın öldüğü ve doğduğu günlerin kutlandığı o özel yıldönümleri, insanlık durumunun ve ilişkilerinin meydana çıktığı arka planlar olarak kullandım. İkisi arasındaki zıtlığı da ele aldım.

ÇELİŞKİLİ KARAKTERLER İLGİMİ ÇEKER

-Her iki film de aynı zamanda büyüme öyküleri. Navidad’daki üç genç ve Kutsal Aile’deki genç adam ve sevgilisi, sizi de kendi yaşınız, gençlik, kimliğini ve hayatın anlamını bulma gibi nedenlerden ötürü mü çekti?

Benim ilgimi çeken, kendini geliştirme konusunda, hayatta nereye gidecekleri, hangi seçimleri yapacakları konusunda çelişkiye düşen karakterlerdir. Sanki seçimleri kendilerine ve başkalarına zarar verecektir... Şiddet içermektedir... Kim olduğunuzu bulmanın karşılığında ödeyeceğiniz bir bedeldir adeta... Karakterlerim hep bu durumlara düşer ve oldukları kişi haline gelmenin bedelini öder. Farklı yaş gruplarından ve kuşaklarından da gelseler benim karakterlerimde birbirine benzeyen nokta budur.

-Kaplan Yılı, Şili’yi yıkan deprem hakkındaydı. Filmdeki öykü depremden mi çıktı yoksa zaten aklınızdaydı da depreme göre mi uyarladınız?

Hayır, Kaplan Yılı neredeyse depremin film olarak artçı şoku gibidir. Gerçek olaylara dayanır, gerçek mekanlarda, felaketten sadece iki ay sonra çekildi. Güneydeki birçok cezaevi yıkıldı. Yaklaşık 800 mahkum kaçtı. Birkaç gün sonra çoğu geri döndü hapse... Bu, bana çok dokundu. Öyküyü başka bir olayla birleştirdik. Okyanus dalgaları bir sirki yıktı, hayvanlarını sürükledi, bir kaplan kaçtı. Yıkıntılar üzerinde yürüyen kaplanı televizyonda gördüm. Hemen çektik filmi.

DOĞAÇLAMAYA GENİŞ YER AYIRIRIM

-Gloria özellikle kadın izleyicilerin çok beğendiği bir film oldu. Bir erkek yönetmenden beklemezsiniz bu kadarını. Olgun bir kadının ruhunun derinliklerine iniyor. Bu çalışmayı nasıl yaptınız ve karakteri nasıl geliştirdiniz?

Gloria annemin kuşağından bir kadın. Bir şekilde onun aracılığıyla neler hissetiklerini, nelerle mücadele ettiklerini, gündelik hayatta yaşadıkları deneyimleri biliyorum. Gloria’nın senaryosu adeta mülakat yaptığımız farklı kadınlardan duyduğumuz anekdotların toplamı. Gerçekten Santiago’dan çıkan, Santiago’ya özgü durumları anlatan bir film oldu. Kendimi karaktere çok yakın hissediyorum, her ne kadar film onu çok zor durumlara düşürse de! Ahlaken ve duygusal olarak onun yanında yer alıyorum. Onu korumak, onun yanında olmak, mücadelesinde onun yanında yürümek istiyorum. Filme duygusal enerjisini veren de bu oldu sanırım. Öte yandan aktris Paulina Garcia karaktere elbette benim bir erkek olarak bilemeyeceğim çok şey kattı. O benden daha iyi biliyor, bir kadının hayatında neler olup bittiğini.

-Oyuncu olarak performansı hakikaten olağanüstü. Filmdeki her hali o kadar inandırıcı ki! Onunla ilişkiniz nasıldı? “Filme çok şey kattı” dediniz belki siz de onun oyunculuğuna katkıda bulunmuşsunuzdur...

Bir işbirliği yaptık. Ben doğaçlamaya geniş yer ayırırım. Oyuncularıma her zaman yazılı diyalog vermem. Bazı şeyler çekim yapana dek kesin değildir, onlarla nasıl yüzleşeceğimizi bilemeyebiliriz. Bu belirsizlik oyuncudaki hayatı tetikler. Her gün olduğu gibi tepki vermelerini, her gün ne yapıyorlarsa onu yapmalarını isterim. Çok doğal ve iyi olmalıdır. Paulina’nın yorumu da çok iyi oldu.