
Çarşamba günü yazdığımız yerden devam ediyoruz...
Konu kritik.
Temel kaygımız ise mevzuatın "suiistimale açık biçimde" oluşturulması.
İşte bu hususa dair tespitlerim ve notlarımı aktarmak istiyorum bugün...
MASAYA DAVET EDİLDİ
TİMBİR üyeleri adına bir hukuki süreç başlattı.
Dava öncesinde TİMBİR üyelerinin ürettiği haber ve özgün içerikleri arama sonuçlarına dâhil ettiğini, bu içeriklerin pek çoğunun haber olduğunu, bu haberlerin başta bir emek ve masraf ile elde edildiğini ama Google'ın hiçbir ücret ödemeden bunları kullanıp sitesinden hizmet verdiğini belirterek "masaya oturup anlaşalım" dedi.
İNTERNET TRÖSTÜ GOOGLE
Google o üstenci tavrı ile tıpkı devlet kurumlarına yaptığı gibi davrandı.
Cevap bile vermedi.
Bunun tek sebebi var piyasa hâkimiyeti, yani tekel kuvveti.
En büyük gücü "ülkenize hizmet vermem" kozu.
Bu bile tekel olduğunu gösteriyor.
Bununla ilgili Rekabet Kurumunun önemli kararları var.
Okumanızı tavsiye ederim.
TİMBİR vs. GOOGLE
Anlaşmaya gelmemesi üzerine dava açıldı.
Bu dava Türkiye'de bir ilk.
Usul aşamasında henüz ama mutlaka derdimizi Türk yargısı bir gün anlayacak eminiz. Açtığımız davada talep çok net: "İçeriği biz sunuyoruz, parayı tek başına Google alıyor..."
Bu reklam gelirleri veya başka nam altında olabiliyor. Ama hiçbir zaman şu gerçek değişmiyor: Emek internet habercilerinin, kazanç Google'ın.
Bu döngüyü bu dava kıracak ama bir yasal düzenleme gelse mesele kökünden çözülecek...
KANUNKOYUCU HÂKİM
Bu konuda bir düzenleme yok.
Meseleyi telif hakkından mı, gelir paylaşımı üzerinden mi tartışacak yargı bilemiyoruz. Ama bence konunun telif üzerinden tartışılması pek mümkün değil. Yasal düzenlemenin olmaması bu tip durumlar için bir dezavantaj gibi görünse de aslında bir kuralın olmaması hâkime Medeni Kanun çerçevesinde "tıpkı yasa koyucu yani meclis gibi düşünüp karar verme yetkisi ve görevi" veriyor. Yani hâkim olayı anlayıp sorunu tespit edip vicdanen bir karar üretecek...
AÇMAZLAR, SORUNLAR VE YARGI...
Meselenin tıkandığı nokta yargının bu konulara karşı tepkisizliği. Zira neyi yargıladıkları, ne talep edildiğinin idrakinde değil hâkimler... Pek tabi bilen ve meseleye vakıf kimseler var eminiz. Ama bu süreçlerde edindiğim izlenim bu. Yargının Türkiye'de en büyük sorunu ne diye sorsalar tek cevabım olur: "nemelazımcılık". İnisiyatif almaktan kaçmak ya da kendine güvenememek derim...
KOMİSYONDA KONUŞULANLAR
TBMM Dijital Mecralar Komisyonunun bu konudaki tutanaklarını mutlaka okumalısınız. 25.06.2024 tarihli komisyon tutanağından birkaç hususu aktarayım:
CHP Milletvekili Onur Konuralp, Google'ın Türkiye Avukatına söylediklerinden bahsedeyim önce... Konuralp, salonda özellikle gazeteci meslek örgütlerinin değerli temsilcileri bulunmasına rağmen Google'ın meseleyi bir sorun yokmuş gibi ele alındığını, yapılan sunumun da bu sorunu görmezden gelen bir yaklaşımla hazırlandığını ifade ediyor. Google'ın avukatının Google'dan daha fazla vergi ödediğini belirterek ortaya çıkan tabloya dikkat çekiyor...
Tutanağı okursanız Google isimli şirketlerin nasıl "bul karayı, al parayı" fırıldağı çevirdiğini görürsünüz.
Avukatı var temsilcisi yok.
Avukatı dosyalarda bu konularda tebligat yapılamaz diyor ama Mecliste tebligatlar konusunda kaçamak cevap veriyor...
Komisyondaki milletvekillerinin sordukları sorular ve Hüseyin Yayman'ın meseleyi getirdiği nokta yerinde ama yeterli mi hayır...
PEKİ, ÖNERİLERİMİZ NE?
Bunu basit birkaç maddede izah etmek istiyorum:
Birincisi: Muhataplık sorununu kesin ve net çözmek gerekiyor. Türkiye'de temsilcilik açılması "oyununa düşmemek" lazım. Açmasa bile yargı kararlarına uymak zorunda!... Türkiye'de Türkçe hizmet verip kendi istediği kadar yargı ile muhatap olan bir durum kabul edilemez. Egemenlik hakkımıza müdahaledir bu!
İkincisi: Reklam geliri bir tercih edilme sebebidir. Google başta haber için tercih ediliyor. O zaman bu içerikleri üretenler ile adil bir paylaşım yapmak zorunda. Google News balonu hikâyedir... Adil bir paylaşım öngörmüyor. Kurallarını bizim koyacağımız bir paylaşım sistemi olmalı. Bu da pek tabi Google'ı kısıtlayacak biçimde olmamalı. Bir hınçla değil adil ve maliyenin denetimine tabi şeffaf bir model sunup dünyaya örnek olmalıyız.
Üçüncüsü: Hizmet vermeme tehdidine aldırış etmemek gerekiyor. Türkiye'deki internet kullanımı bu firmalar için önemli bir kapı. Bundan vazgeçmezler. Özellikle Fransa ve İspanya'daki süreci iyi takip etmek gerekiyor...