Yazarlar

Mustafa KARTOĞLU

Mustafa KARTOĞLU

mkartoglu@stargazete.com

Gözler Pazar’da, akıllar ‘ertesi’nde

Milletin seçeceği ilk cumhurbaşkanı için sandık başına gitmeye iki gün kaldı.

‘Kim seçilir’ sorusunun cevabı 30 Mart’ta belli olmuştu.

‘İkinci tura kalır mı’sorusunun cevabı da son kamuoyu araştırmalarıyla görülmeye başlandı. Elbette hiçbir seçimin sonucu, sandıklar açılana kadar garanti değil. Başbakan Erdoğan da ‘... milletim seçerse...’ diye başlıyor söze, ‘nasıl bir cumhurbaşkanı olacağını’ anlatırken.

Ancak, bu sorunun cevabı da büyük ölçüde ‘öngörülebildiği’ için, Erdoğan istemese de seçim günü yaklaştıkça ‘yeni başbakan kim olacak’ sorusunun cevabı da aranıyor.

‘Erdoğan seçilirse’ varsayımına dayalı beyin fırtınalarının koptuğu Ankara’nın siyasi meteorolojik raporunu özetlersek;

1- Pazar gecesi, resmi olmayan kesin sonuçların alınmasıyla AK Parti MKYK toplantısının tarihini belirler. Büyük olasılıkla pazartesi (veya salı) günü MKYK toplantısı yapılır.

2- MKYK’da ‘yeni başbakan kim olacak’ sorusu tartışılır. Başbakan Erdoğan, üyelerin görüşlerini alır, genel eğilime göre kendi kanaatini ortaya koyar ve yeni başbakanın ismi netleşir.

3- Yeni başbakanın ismi, aynı zamanda AK Parti Genel Başkanlığı, yeni kabine ve cumhurbaşkanlığı devir teslim sürecinin takvimini de belirler.

4 - Yeni başbakanın ‘seçilmiş genel başkan’ olarak atanması daha uygun bulunuyor. Bu nedenle Erdoğan, 28 Ağustos’taki cumhurbaşkanlığı devir teslim töreninden önce (büyük olasılıkla 24 Ağustos Pazar günü) ‘olağanüstü kongre’ kararı alınır.

5- Bu süreçte, Erdoğan TBMM Başkanı’ndan ‘mazbatasını’ almaz, Genel Başkan ve Başbakan sıfatlarını korur.

6- Başbakanlık için üzerinde uzlaşılan isim Genel Başkan seçilir. MKYK’daki uzlaşma, kongrede olası tartışmaları da ortadan kaldırır.

7- Erdoğan, 28 Ağustos Perşembe günü TBMM Başkanı Cemil Çiçek’ten ‘seçilmiş cumhurbaşkanı’ mazbatasını alır ve Anayasa gereği ‘yeni cumhurbaşkanının partisiyle ilişiği kesilmiş’ olacağı için hükümet düşer.

8- Erdoğan, öğleden sonra Çankaya’ya çıkarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den görevi alır; Türkiye Cumhuriyeti’nin 12. Cumhurbaşkanı olur.

9- Devir teslim töreninden sonra yeni seçilmiş AK Parti Genel Başkanı, Köşk’e çıkarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 62. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni kurma görevini alır.

Tekrar etmek gerekirse, bu süreç Ankara’da son konuşulanların damıtılmış hali.

Yeni başbakan konusunda isimlerden çok ‘kurallar’ konuşuluyor:

1 - Anayasa gereği, milletvekili olacak.

2- Parti yönetimi, TBMM grubu, teşkilatları ve seçmen tabanının kabul ettiği bir isim olacak.

3 - Cumhurbaşkanı Erdoğan ile güçlerini birleştirecek, ‘2023 hedefleri’ni hayata geçirmek üzere uyum içinde çalışacak.

4 - Aynı zamanda, partiyi Haziran 2015 seçimlerine götürecek, ‘başbakanlığının devamı’ için oy isteyecek kadar güçlü bir siyasi profil olacak.

5 - Bu bağlamda, AK Parti’nin ‘3 dönem’ kuralı gereği milletvekilliğinde birinci veya ikinci dönemi olacak.

İsim konusundaki farklı tahminler ‘4. madde’ile bağlantılı. Erdoğan’ın ‘2015 seçimine girecek bir isim’yerine ‘9 aylık dönemde geçici başbakan’tercihi yapabileceği ihtimali konuşuluyor. Ancak ben, Erdoğan’ın düşüncesinin ‘geçici başbakan’dan yana olmadığına yönelik kanaati paylaşıyorum.

Bu bağlamda;

AK Parti yönetimi ve Başbakanlık çevresinde “MKYK isim belirlendikten sonra tartışma olmaz” düşüncesi net.

Bu nedenle AK Parti’de, ‘isim tartışması’ndan çok 10 Ağustos’ta iyi bir sonuç almaya yönelik çabalar yoğunlukta.

Çünkü Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçiminde alacağı oyun yüksekliği, yani ‘seçmenin gücü’ parti içinde isim tartışmalarını önleyecek birleştiriciliği sağlayacak. AK Partili seçmenin sandıklara gitmesi de bu yüzden önemseniyor. Hedef, 30 Mart’ta sağlanan yüzde 90’lara yakın bir katılım. Ve aynı zamanda seçim güvenliği meşruiyeti konusunda tartışma yaşanmaması için sandık başında alınacak önlemler.

Hangi sonuç çıkarsa çıksın, ‘cumhur’ ilk kez ‘başkanını’ seçecek.

Türkiye ‘iki seçilmiş lider’in daha büyük, aktif ve kontrollü bir güç ortaya koymasını bekliyor.

Bu sadece Türkiye’nin istikrarı ve büyümesi için değil, Rusya’dan İran’a, Irak ve Suriye’den Kuzey Afrika’ya kadar bölgesinin güvenliği için de hayati öneme sahip.