Selim ATALAY
Selim ATALAY
http://www.selimatalay.com
Tüm Yazıları

Güneşli bir gündü... Sonra nükleer savaş çıktı...

Hawaii’deki yanlış füze alarmı, nükleer tehlikenin habercisi

Kuzey Kore gerilimi perde gerisinde sürerken Hawaii önceki hafta ‘yanlış alarm’ paniği yaşadı. Olay sırasında 1.5 milyon Hawaii sakini, ana karada da milyonlarca Amerikalı, ABD’ye nükleer saldırı yapıldığını sandı. Olay, her boyutuyla nükleer savaş riski konusunda yeni ve daha da tehlikeli bir noktada olduğumuzu gösteriyor. 

Yanlış alarm, ABD’nin karşı saldırı yapmasına neden olabilirdi. Kuzey Kore ya da bir başka Asya ülkesinden ABD’ye atılacak füzenin 15-20 dakikada, en fazla 30 dakikada hedefe ulaşacağı biliniyor. Sayılı dakikalar içinde bir dizi yanlışlar dizisiyle her şey mümkün. Ya da ABD’nin bu olayı Kuzey Kore’ye saldırmak için kullanmaya niyetlendiğini savunanlar oldu. 

Zaten herkes bu füzenin Kuzey Kore’den geldiğini varsaydı. Olay, komplo teorilerine açık... Toplum psikolojisi 40 dakikada bozuldu. 

‘Eh işte yanlış olmuş, sonra düzeltilmiş’ demek durumun vahametini azaltmıyor. Çünkü alarmın doğru olabileceğini, saldırgan ülke hacker’larının ABD misillemesini geciktirmek için yanlış alarm sinyali verip kafa karıştıracağını savunanlar oldu. Panik ve telaş anında gerçeği bulmak imkansız. 

Daha birkaç ay önce Eylül’de Güney Kore’deki Amerikan askerlerinin ailelerinin telefonlarına savaş öncesinde sivillerin boşaltılması kapsamında ‘ülkeyi terk edin’ uyarıları geldi. Mesajları kimin yolladığı bulunamadı ve yanlışlık anlaşılana dek ortalık karıştı. 

***

Hawaii olayı, ABD halkına risklerin çok büyük olduğunu, her an tehdit altında olduklarını gösterdi. Adeta, olabileceklerin küçük bir provasıydı. Halkın bu duruma tepkisi: ‘Bu tehdit altında yaşayamayız, Washington çare bulsun’ olacaktır.

ABD 200 yıldır anakarasında işgal görmemiş bir ülke. En son 1812’de İngilizler biraz hasar yaratmıştı, o da sayılmaz. 

1950-60 arası ABD’yi Moskova’nın nükleer tehdidi biraz korkuttu, ABD ‘Sen 1 atarsan ben 10-20-50 atarım’ diyerek durumu dengeledi. Korkunun zirvesi 1962 Küba idi. O korkuyu da halk yaşamadı, asıl korkan yetkililerdi. 1980’de ise Rusya, ABD’nin saldırısından korkmaya başladı. Nükleer savaş korkusu, 1992’de Sovyet sisteminin çöküşü ile bitti. 

Şimdi bu kez Kuzey Kore’den tehditle yeniden 1950 şartlarına dönmek, ABD için kabus. O yüzden ‘Nükleer Kuzey Kore’yi asla kabullenmeyiz’ diyorlar. O yüzden halen Pentagon muhtelif savaş senaryoları üzerinde çalışıyor. Hatta ‘buruna yumruk’ diye adlandırılan ve sınırlı bir saldırıyla Kuzey Kore’ye had bildirme planı yaptıkları bildirildi. 

 

Bütün bunlar psikolojik savaşın şaşırtmaları sayılabilir. Ancak Asya’daki gelişmeler ve Kuzey Kore, ABD’yi sert kavşaklara getirdi. ABD ya mevcut durumu kabullenip, Asya’da etkisiz kalacak ya da savaş üzerinden, yeni durum dikte ettirecek. Savaş zaten siyasetin başka yollarla yapılmasıdır. 

 

Güzel bir cumartesi sabahıydı

Kriz anındaTrump Florida'da golf oynuyordu 

ABD’ye uçakla 6 saat uzaktaki Hawaii takımadaları, 13 Ocak Cumartesi gününe güneşli ve güzel bir havada uyandı. Toplam 1.5 milyon nüfusun 4-5 adada yoğunlaştığı bu ABD eyaletinde Cumartesi, tatil ve boş zaman demekti. Uyumayanlar, plaja, balığa alışverişe, spor alanlarına, okul faaliyetlerine gitmeye başlamıştı. 

08:07’den başlayarak bütün cep telefonlarına şu mesaj düşmeye başladı: “Hawaii’yi hedef alan balistik füze saldırısı var. Hemen saklanın. Bu bir tatbikat değildir.”  

Uyuyanlar ve telefonlarının mesaj sesini kapatanlar için, sorun yoktu. Televizyon karşısında olanlar için dehşet daha büyüktü: Çünkü yayını kaplayan kayan yazı ve mekanik ses, başlayan nükleer saldırı sırasında ne yapılacağını da söylüyordu: Bir binaya girin... Binada pencerelerden uzak durun. Yoldaysanız, araçtan çıkıp yol kenarına uzanın... 

Mesajları alanlar, çaresizlik, korku, panik içinde hayatlarının sona ereceğine inanarak son dakikaları yaşamaya başladılar. Bazısı eve, ailelerinin yanına koşmaya çalıştı... Uyuyan eşini uyandırmaktan vazgeçip, -uykuda can versin- diyen vardı... Evde çocuklarıyla dolaba saklanan anneler, gözyaşlarıyla ‘füze ne demek’ diye soran 4 yaş çocukları... Banyo küvetine çocuklarıyla oturan babalar... (Banyo küvetinin ev dağılıp çatısı uçtuğunda sağlam kalan tek nesne olduğu bilinir)

Golf sahasında telefonuna video mesaj kaydedip: ‘Füze geliyormuş. Yapacak bir şey yok, son ana dek golf oynayacağım’ diyen bir amca vardı. Ya da tatil cenneti otellerdeki sahneler: ‘Lobide herkes donup kaldı... Çalışanlar yok olmuştu. Kalanlar da ya telefonlarından mesaj atıyor, ya da ağlıyordu... Kahvaltı salonu boşaldı. Birkaç misafir kuyruk olmamasından yararlanarak tabaklarına tepeleme yiyecek doldurup, son kahvaltıyı keyifle yapmaya başladı. Belki cesurdular, belki de şoke olmuşlardı.’’ 

Yollarda kırmızı ışık, kural dinlemeden delice hareket eden otomobiller, sert fren sesleri doluydu... O kargaşada ölen-yaralanan olup olmadığı bilinmiyor.

Bu panik ve şok tam 40 dakika sürdü. 40 dakika sonra telefonlara, daha da kuru ve sevimsiz bir not geldi: Hawaii’ye yönelik füze saldırısı yoktur. Yanlış alarm verilmiştir... İnsanların kendine gelmesi, durumu anlaması ve rahatlaması saatler aldı. Günler sonra Hawaii hala kendine gelemedi.

Hawaii’deki durum, saat farkı nedeniyle daha uyanık olan Amerika ana karasında da sosyal medyadan dehşetle izlendi. Uzak da olsa Hawaii’nin vurulması, bütün ABD’nin nükleer savaşa girmesi anlamına geliyordu. Ana akım medya şaşkındı. Ve kimse Hawaii’ye yardım edemedi. Müthiş etkili olması gereken ABD iletişim sistemi, medyası Hawaii’ye ‘yok öyle bir durum, sakin olun’ bile demedi. Hiçbir yetkili canlı yayına çıkıp ‘Saldırı yok’ demedi.   

Hatta Donald Trump... O sırada Florida’da golf oynuyordu. Ekibi golf sahasının kenarında kendisiyle birlikteydi. Dakikalar içinde ne olduğu kendisine anlatılmıştır ama kılını kıpırdatmadı, golfe devam etti. Asıl, Beyaz Saray’daki nöbetçi ve acemi kadronun panik olduğu, ‘ne yapacağız’ diye sağa sola (muhtemelen Pentagon, CIA vs’ye) telefon ettikleri, bir çare de getiremedikleri anlaşıldı. 

Nükleer savaşı filmlerden bilen Amerika, sessizce ve çaresizce arka bahçesinde dehşeti yaşadı. Bu olayın Kuzey Kore’ye veya Donald Trump’a bakışı ne açıdan etkilediği henüz net değil. Toplumsal travmanın etkileri zamanla görülecek. 

Hawaililer, telefonlara ve otoyoldaki panolara iletilen Hawaii'ye yönelik füze saldırısı yoktur. Yanlış alarm verilmiştir açıklamasına kadar 40 dakika kabusu yaşadı. 

 

Nasıl yanlış olur?

Bir cumartesi sabahı ABD eyaleti Hawaii’de verilen alarmın ‘yanlış’ olduğu, tam 40 dakika sonra açıklandı. 40 dakika boyunca 1.5 milyon kişi öldü öldü dirildi... Alarmın, sistemi kontrol eden görevlinin yanlış tuşa basmasıyla verildiği söyleniyor. Ekranda ‘test’ ve ‘gerçek’ alarm tuşları yan yanaymış... Duruma göre bilgisayar faresiyle biri tıklanıyormuş. Görevli test yapıyorum diye gerçek alarm kutusunu tıklamış, falan filan… Böyle bir skandaldan sonra ilgili görevlinin ve daha üst sorumluların, hatta eyalet valisinin olay yerinde kurşuna dizilmesini, bu mümkün değilse, istifa etmesini, görevden alınmasını bekleyenler, hayal kırıklığına uğradı. O görevli aynı birimde başka bir işe kaydırıldı. Başka da bir şey olmadı.   

Bu olaydan birkaç gün sonra da Japonya’da kamu TV-Radyo kurumu ‘Kuzey Kore füze attı’ uyarısı yaptı. Bu da yanlışlıkla yollanmıştı. Tek tesellisi, birkaç dakika sonra düzeltildi. 

Hawaii kadar olmasa da, Japonya’nın da yüreği ağzına geldi... Burada da mantıklı açıklama yanında komplo teorileri işletmek mümkün. İsteyerek ya da istemeyerek, birkaç gün arayla ABD ve Japonya halkının bilinç altına ‘nükleer güvensizlik’ aşılandı. 

 

Kendi nükleer savaşını kendin oyna 

1945’ten beri ABD ve Rusya arasında ‘yanlışlıkla’ en az 10 tane nükleer alarm verildiği bilinir. Bunlardan dördünde dünyanın nükleer savaşın kıyısından döndüğü kayıtlardadır.

Norveç üzerinde doğan ay, ABD’de Sovyet füzeleri ateşlendi- algısı yarattı. Aynı biçimde Rusya, bir bulut kümesini ABD saldırısı sandı. Kaz sürüleri, güneş parlaması gibi yanılgılar karşılıklı nükleer saldırı alarmları tetikledi. 

ABD bilgisayarı ekranda 2200 Rus füzesinin yolda olduğunu bildirdiğinde ve Beyaz Saray’da -Başkanı uyandıralım da nükleer saldırı emri versin- noktasına gelindiğinde, tarih 1980’di. 46 sentlik bir bilgisayar yongası yanlış sinyal yollamıştı. 

Hawaii ye atılan bir nükleer bomba nerede ne kadar yıkım yaratır? Oyun değil, bilim adamlarının kurduğu bir sistem. Başka coğrafyalara da uygulanabiliyor. Sonuçlar korkutucu ve düşündürücü.