İbrahim Güneş
İbrahim Güneş
Tüm Yazıları

Güzel insanlar

Bayramda ekipçe görevimizin başındaydık. Sizlere Türkiye ve dünyadan yansıyanları yerli ve milli bir bakış açısıyla anlatmak için...

Şunu samimiyetle söyleyebilirim ki yaptığımız haberleri, yayınları her daim vicdan terazisinde tartmaya çalışıyoruz...

Ünlü Rus yazar Tolstoy, "Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın." der.

Ben de hayatım boyunca hep "İnsanı insan yapan merhamettir" diye düşündüm.

Özellikle de güçlüyken merhametli olmak önemli bir erdemdir. Bu yüzden de mazlumun yanında saf tutmaya çalıştık her daim...

Siz bakmayın dilimizde "Merhametten maraz doğar" diye bir atasözü olduğuna, elbette yenilen kazıklardan elde edilen bir çıktı da olabilir bu. Ama aynı zamanda "İyilik yap denize at. Balık bilmezse Hâlık bilir" anlayışıyla sadece duaya talip olmak da mümkündür.

Son yıllarda hayatımıza giren bir kavram var... Aslında bir Osmanlı geleneği ama biz birkaç yıldır hatırladık. Haberlerini yaptık çoğaldı...

İlk yıllarda birkaç örneği vardı. Şimdilerde toplumsallaşma yolunda ilerliyor.

Zimem Defteri...

İstanbul Valiliği hayırseverlere bir çağrı yaptı. Ramazan ayında 2 bin 150 bakkaldaki 32 bin 345 ailenin 73 milyon 500 bin lira borcu kapatıldı. Adıyaman'da, Kırşehir'de gönüllü kadınlar para topladı. Veresiye defterlerini satın aldı. Samsun'da öğrenciler Zimem Defteri geleneğini yaşattı. Yüzleri güldürdü. Dua aldı...

Elbette örnekleri çoğaltmak mümkün...

Hep söylerim siz bakmayın batı özentilerinin hor görmelerine, küçümsemelerine özümüzde büyük, güçlü ve iyi bir milletiz, bunu da zaten değerlerimizi erozyona uğratmak için çabalayanlar en iyi biliyor...

Ülkeyi omuzlayanlar depremde saatte 120 kilometre hız yaparak ölümü göze alıp iş makinası götürmeye çalışanlardır... Hainlere inat gece gündüz akıl ve alın teri dökenlerdir. Bu yüzden ben kimilerinin sessiz çoğunluk dediği, kimilerinin "Bidon kafalı, makarnacı" diye hor gördüğü o kitleyle gurur duyan, aynı safta duranlardanım. Bir Anadolu evladı olarak günü geldiğinde bedel ödemeye de hazır olanlardanız.

Yaşadığımız coğrafyanın gerçekleri ortada ne de olsa... Birçok millet için yaşadığı topraklar ülkedir,

Bizim içinse vatan.

Ve "mesele vatansa gerisi teferruattır"

Dünya güzel insanların omzunda dönüyor. Ve benim inancıma göre de ülkemizi mazlumların duası koruyor. Bu yüzden ne mutlu size ki düşenin elinden tutuyor, depremde yaraları sarıyor, aç açıkta olanı kolluyor, akrabaya, komşuya sahip çıkmaya çalışıyorsunuz.

Bayramın bu son gününde tek söyleyebileceğim cümle İyi ki varsınız!

F-35 EFSANESİ YALAN MI OLDU?

Kitabın ortasından konuşalım...

Orta Doğu'daki savaşta gerçekleri en az İran kadar ABD ve İsrail de eğip büküyor.

Bu yüzden gerçek bilgiye ulaşmak, analiz yapmak, stratejileri çözmeye çalışmak epey zor bir mesai, bilgi birikimi istiyor. Konuyu F-35 meselesine bağlayacağım...

Bir efsane olarak pazarlanan bu beşinci nesil savaş uçağının sık sık arızalanması, düşmesi, şifre girmeden uçurulamaması gibi meselelerden sonra en güçlü yönü olan görünmezlik efsanesi de İran'da sona erdi...

Mesele İran'ın sadece bir uçağı vurması değil elbette...

ABD'nin İran'ın hava savunma sistemlerini tamamen yok ettik açıklaması yaptığı gün, F-35'in vurulması. ABD'nin vurulduğunu gizleyip görevdeyken hasar aldı gibi gerekçe sunması çok enteresan...

Öte yandan ABD'nin güçlü rakipleri Rusya ve Çin için de görünen o ki İran bir test alanı olmuş. Hatırlayın İran Dışişleri Bakanı Arakçi'ye bir mülakat sırasında sunucu "Çin ve Rusya destek oluyor mu?" diye sorduğunda "Her zaman yanımızda oldular" diye cevap vermişti. Ancak savaş anında destek olup olmadığıyla ilgili şu anda bu soruya cevap vermem diyerek meseleyi geçiştirmişti. F-35'in hava savunma füzesi ile vurulması özellikle Pekin yönetiminde muhtemelen bir bayram havası estirmiştir. Zira Hindistan-Pakistan Savaşı sırasında Çin uçaklarının ezici üstünlüğü görülmüştü, şimdi hava savunması alanında da ilerleme İran'da test edilmiş gibi görünüyor... Bu da beraberinde artık ABD ve İsrailli pilotlar için öyle kafasına göre uçup kafasına göre bomba attığı günlerin sona erdiğini gösteriyor...

Zira ABD'nin en teknolojik silahıyla ilgili de bir psikolojik kırılma yaşanıyor. F-35 efsanesi yalan mı oldu? Sorusu soruluyor. Bir yandan da için için seviniyorum. İyi ki bizi F-35 projesinden atmışlar diye... Zira bu sayede tüm gücümüzle Kaan'a odaklandık... Rabb'im inşallah Kaan'ın yerli ve milli motorla göklere imza attığı günleri görmeyi de nasip eder.

SİMİT YİYEN "CUNTACI" OLUR MU?

Son zamanlarda yaşadığımız önemli meselelerden birisi de kelime erozyonu, bazı gençler kelimeleri anlamı dışında kullanıyor. Bazılarıysa her kelimeyi çok kolay kullanabiliyor. Örneğin benim en sevmediğim ifadelerden birisi "Vatan haini" yaftalaması gerçekten çok ağır bir kelime... Normalde savaş halinde cezası idam olan bu iki kelimeyi bu kadar kolay kullandığınız zaman içini boşaltıyorsunuz...

Peki konuyu nereye bağlayacağım?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sürekli olarak ortaya büyük büyük iddialar atıyor. Öyle ifadeler kullanıyor ki artık trajikomik kaçıyor...

Özel'in yaptığı son açıklamalardan birisini buraya yazıyorum. "Buradan Erdoğan'a sesleniyorum. Tarihe bir Cumhurbaşkanı olarak değil; darbeci olarak, cunta başkanı olarak geçeceksin."

Şimdi Özel'in "Darbeci, Cuntacı" diye karalamaya çalıştığı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize'de Bayram namazı çıkışında milletle sohbet edip, simit dağıtıyor, dağıtılan simidi bölüp oğluyla lokma lokma paylaşıyordu. Erdoğan'dan ne kadar zorlarsanız zorlayın, "Darbeci, Cuntacı" çıkaramazsınız. Zira ömrü zaten vesayet odaklarıyla çarpışa çarpışa geçmiş, "Milletin üstünde bir güç tanımadım" anlayışını yaşam biçimi yapmış bir lider Cumhurbaşkanı Erdoğan...

Millet ile devleti kucaklaştıran, makamların millete hizmet için olduğunu akıllara nakşeden isim...

Bu yüzden Özel'in başka bir söyleme sarılmasında fayda var gibi görünüyor. Hele ki CHP'nin 27 Mayıs 1960'tan bu yana darbecilerle içli dışlı siyasi tarihini, Özel'in kendisinin batı vesayeti için yalvardığını düşündüğümüzde gerçekten bu söylemler komik oluyor... Ne diyelim takdir milletin elbette...