Yazarlar

Resul Tosun

Resul Tosun

rtosun@stargazete.com

Hadi bakalım gel de dindar nesil deme şimdi!

M.Selim Kiraz’ın şehadetiyle sonuçlanan terör eyleminin siyasi yönü dâhil çok şey yazıldı. Ben bugün farklı bir pencereden bakacağım. 

Çarşamba günü şehit savcının cenaze namazına iştirak için Eyüb Sultan camiine ezan okunurken ancak yetişebildim.

Cami içine ya da avlusuna girmek şöyle dursun dışarıdaki meydanda bile yer bulmak mümkün değildi. Hasır seccadeler yayılmış tıklım tıklım dolmuş sıkışacak tek kişilik bile yer görünmüyordu. 

Safların önünde dolaşırken değerli dostum Ali Taşkıran beni fark edip yanına çağırınca ancak yer bulabildiğimi zannettim ama o kadar kalabalıktı ki sıkışamadım.

Neyse arkadan bir başka dost işaret etti de zar zor yer bulabildim.

***

Sessiz ve onurlu bir kalabalık vardı. Kenarlarda öğle namazını kılmaya yer bulamayanlar dışında kalabalığın hepsi önce öğle namazını kıldı. Sonra topluca cenaze namazında saf tuttu.

Teröre kurban gitmiş genç bir insanı uğurlamaya gelmiş olan kalabalıktaki olgunluk dikkat çekiciydi.

Ne bir taşkınlık ne bir slogan.

Çok kısa ve lokal olarak getirilen birkaç tekbir dışında sessizlik hakimdi kalabalığa.

Hüzün hâkimdi.

Ailesinin olgunluğu da tarihe geçecek bir örneklik sergiliyordu.

Kimi cenaze törenlerinde rastlanan taşkınlıklar, kırıp dökmeler ve tehditler yoktu bu cenazede.

Allah rahmetiyle muamele buyursun.

*** 

Aynı gün Fatih’e uğradım. İkindi sonrası emniyet metrosuna inerken yolların kesildiğini gördüm.

Polislere soracak oldum, “Şimdi bir şey söyleyemeyiz uzaklaşın çatışma var.” 
dediler.

Bezm-i Alem’in arkasından dolaşarak Topkapı metro istasyonuna kadar yürüdüm.

Bu arada düşündüm.

Dün adalet sarayında eylem yapan aynı örgüt bugün güpe gündüz emniyete saldırmıştı.

Her ikisinde de teröristler eylemlerini hayatlarıyla ödediler.

Adliyeyi basanlar oradan sağ çıkamayacaklarını tahmin edememişler miydi? Ya da Vatan caddesinde güpe gündüz emniyete saldıran terörist oradan kurtulamayacağını bilmiyor muydu?

Zannetmiyorum. Bile bile göre göre ölüme yürüdüler?

***

Her iki eylem de Marksist-Leninist Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (DHKP-C)nin eylemiydi.

Peki ahiret inancı olmayan Marksist-Leninist düşünceye mensup fertler kendilerini ölümün kucağına nasıl bırakırlar?

Müslüman’ın, Hristiyan’ın ve Yahudi’nin bir ahiret inancı vardır, ölüm ötesine inanır ve göreceği mükafatı düşünerek ölüme gözü kapalı gidebilir.

Nihayet Ortadoğu’da sıkça rastlanan ve halen Irak’ta hemen her gün haberlerini aldığımız intihar saldırıları(istişhad)nın bir mantığı var.

İntihar eden kişi ölüm ötesine inandığı ve cennete gireceğini düşündüğü için bomba yüklü araçla yahut bedenine sardığı patlayıcılarla intihar edebiliyor.

Onun mantığı anlaşılıyor(onaylamıyorum, tespit yapıyorum) ama ahiret inancı olmayanların Çağlayan’da ve Vatan’da olduğu gibi hele ömrünün baharında gözünü kırpmadan ölüme gidişi düşündürücü.

***

Psikiyatristler buna tutkulu idealizm adını veriyorlar.

Bir örgüt içinde sürekli yıkanan beyinlere gerektiğinde fertlerin feda edilebileceği ve kahramanlık yapanların isimlerinin yaşayacağı telkin ediliyor.

Her davanın bir kurbana ihtiyacı olduğu kabullendiriliyor.

Örgüt üyelerine “ben ölürüm davam yaşar” psikolojisinin benimsetildiği bir kültür aşılanıyor, dolayısıyla fert o duyguyu içselleştiriyor.

Sahih inançtan yoksun biçimde yürütülen bu kitle veya grup psikolojisi kişiye her türlü eylemi yaptırabiliyor.

Hani “Sen Yanmazsan, Ben Yanmazsam, Biz Yanmazsak, Nasıl Çıkar Karanlıklar Aydınlığa” dizelerinde olduğu gibi kişi kendisini aydınlık fedaisi olarak görebiliyor.(Edebi olarak fedakârlığı anlatma bağlamında güzel bir dize ama kişinin kendisini gerçek manada yakması şeklinde anlaşılması son derece yanlış.)

***

Oysa biz Müslümanların inancına göre kahramanlık uğruna ölümü göze almak makbul değildir, tam tersine ismi yaşasın diye kahraman densin diye ölüme gidenin yeri cehennemdir. Hele bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir. Mümin bir insanı kasten öldürenin gideceği yer de ebedi cehennemdir.

Görevinin başındaki savcıyı ya da emniyetin önünde nöbet tutan polis memurunu öldüren militan, kendi anası babası ve kardeşi dâhil hatta kendisine o eğitimi verenler dâhil bütün bir insanlığı öldürdüğünü bilse ve öylece inansa o eylemi yapabilir mi?

Tetiği çekerken karşısındakinin kendi evladı kardeşi veya kendi babası olduğunu onları öldürmüş gibi olacağını bilse inansa o tetiği çeker mi?

Zannetmiyorum.

Hadi bakalım gel de dindar nesil deme şimdi!