Ahmet KEKEÇ
Ahmet KEKEÇ
akekec@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Haklı ve namuslu olan kazansın

Türkiye’nin gelişmesinin, büyümesinin, demokratikleşmesinin önündeki tek engel, “onlar”dır... 

Bu kavramı, Profesör Asaf Savaş Akat’tan ödünç aldım. 

O da rahmetli İdris Küçükömer’e borçludur.

Rahmetli hoca upuzun tafsilatlara girişmek yerine, “onlar” deyip geçermiş. Onlar... Yani bir kısım batıcı aydınımız... Bir kısım bürokrat... Halkın değer tercihleriyle kavgalı bir kısım siyasetçi... Bir kısım medya... (Sayıların son zamanlarda ne kadar arttı, farkında mısınız?)

Geçenlerde, kitaplığı tararken, vakti zamanında Turgut Özal’a danışmanlık yapmış bulunan Engin Güner’in, “Özal’lı Yıllarım” adlı kitabına tesadüf ettim.

Kitabın bir yerinde şöyle diyor Engin Bey: “Ekonomik, sosyal ve siyasal alanda birçok reformlar yapılmıştı ama asıl yapılması gereken devletin yeniden yapılandırılmasıydı. Yani işin asıl önemli kısmı sona kalmıştı. Daha yapılacak çok iş vardı. Sadece temel hak ve özgürlükleri, devletin temel ilkelerini ortaya koyan çok kısa ve öz bir anayasa hazırlanmalıydı.”

Bu alıntıda, benim dikkatimi çeken ifade şu oldu: “İşin asıl önemli kısmı sona kalmıştı.”

Birçok alanda reformlar yapmış Özal, “işin asıl önemli kısmını” (yani “kısa ve öz anayasa”yı) sonraya saklamıştı. Gücünü tahkim ettikten sonra bu işe el atacaktı. Çankaya’ya da bu niyetle çıkmıştı. Ama hesapta olmayan (esasında hep “hesapta olan”) gelişmeler yaşandı. Yeniden “onlar” sahne aldı. Özal’ı Çankaya’ya hapsederek, “devletin yeniden yapılandırılması” tehlikesini (!) bertaraf etti. (Özal’ın, asıl büyük ihaneti partisinden, kendi adamlarından gördüğünü hatırlatmaya gerek var mı?) 

Özal ilk değildir... Özal’ı alın, “Hürriyet ve İtilaf”la başlayan, Rauf Orbay, Kazım Karabekir, Fethi Okyar, Adnan Menderes’le devam eden (sağ) siyaset çizgisine yerleştirin. Türkiye’yi mamur kılan; planı, projesi, vizyonu, endişesi olan insanlardı bunlar. Trafik kazası suikastine kurban edilmeseydi rahmetli Adnan Kahveci olacaktı. Belki Hasan Celal Güzel olacaktı. Belki rahmetli Aydın Menderes olacaktı.

Kazım Karabekir ve Ali Fuat Cebesoy Paşa’lar İstiklal Mahkemeleri eliyle tasfiye edildiler... Şükrü, Cavit, Abidin ve Halis Turgut Bey’ler “İzmir Suikasti”ne karıştıkları gerekçesiyle (yine İstiklal Mahkemeleri eliyle) tasfiye edildiler. Hamidiye kahramanı Rauf Orbay İsmet Paşa’nın elinden bizar olup, lanetle, soluğu yurt dışında aldı.  

Fethi Bey’in “Serbest Fırka”sı; Karabekir Orbay ve Cebesoy Paşa’ların “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası” çocukça gerekçelerle kapatıldı.

Menderes darağacına gönderildi.

Özal, Çankaya’da tecrit edildi.

Necmettin Erbakan ve Hasan Celal Güzel’in ne şekilde siyaset dışı bırakıldıklarını ise bizzat yaşayarak tecrübe ettik.

Hepsi de, bir şekilde, “onlar”ın gadrine uğradı...

Çünkü onlar hiçbir zaman bu halkın refahını, saadetini, dirliğini istemedi. Bu yoksul halk, “onlar” için bir laboratuvar malzemesi, bir kobay, bir denek, bir “toplum mühendisliği” öznesiydi. Onlar, bu ülkeyi sevenlere, bu halkın dirliğini isteyenlere düşmanlık ederek semirdiler.

Bu seçim, bu nedenle, kader seçimi olacak.

Hem demokrasinin, hem de İdris Küçükömer’in “onlar” diye kodladığı geleneksel vesayet aktörlerinin akıbetini oylayacağız.

Her zamanki gibi, “haklı ve namuslu olan kazansın” diyoruz.