Sibel ERASLAN
Sibel ERASLAN
sibeleraslan@star.com.tr
Tüm Yazıları

Halbuki Hz. Peygamber (sav), bizi bize emanet etmişti…

'İnnemel mü'minine ihvetun...'

Mü'minler ancak kardeştir manasındaki bu ayet, Hucurat suresinin 10. ayetidir. Dünyanın en güzel ayetlerindendir derdik biz gençken bu ayete. Hala da öyledir diye düşünüyorum, bir derece yükselterek kalbimi, dünyada ve ahirette en güzel ayetlerdendir...

Şimdiki gençlerin pek çoğuna soyut ve hatta ütopik gelen İslam kardeşliği hakkında birkaç kelam etmek isterim; çünkü bu ayeti okuduğunuzda Veda gününe doğru bir iç yolculuk yapıyor olmanız gerekir. Veda Hutbesi'nin okunduğu o büyük günde, bir tür toplumsal sözleşme, bir tür cemiyet ahitleşmesi de diyebiliriz, ama bugünden bakıldığında Alemlere Rahmet olarak gönderilmiş Hz. Resulullah'ın (sav) son vasiyetleri, son emanetleri olarak ayrıca değerlidir bu sözler. Bu sözler, öyle güzel ve hayırlı bir ip gibidir ki, tutunduğunuzda sizleri dalalet vadisinden çekip, hakikat yaylasına çıkartır... Orada 'içimizden biri' olduğuna dikkat çekilen Sevgili Peygamberimiz, bizleri bizlere emanet etmiştir.

Kan davası, kabile, klan, soy, sop, ırkçılık davaları, bitip tükenmek bilmeyen üstünlük ve kibir taslamalar, bu hutbeyle son bulmuştur. Bu hutbede şöyle demiştir Efendimiz: ''Dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları tamamen kaldırılmıştır...'

Müminler için iki büyük desteği, iki başvuru güneşini, iki çözüm limanını göstermektedir: ''Ey Müminler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler Allah'ın Kitabı Kur'an-ı Kerim ve Peygamber'in sünnetidir.'

Hutbenin devamında İslam'ın toplumsal yapısındaki kardeşliğin önemine atıf vardır:

'Ey Müminler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslüman'ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslüman'a kardeşinin kanı da malı da helal olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır.'

Yine adeta anayasal bir söylev mahiyetindeki bu hutbede kardeşliğin yanı sıra, eşitlik vurgusu da kayda değerdir: 'Ey İnsanlar! Rab'biniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Âdem'in çocuklarısınız. Âdem ise topraktandır. Arap'ın Arap olmayana Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi kırmızı tenlinin siyah üzerine siyahın da kırmızı tenli üzerine bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır. Azası kesik siyahi bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'ın kitabı ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. Suçlu kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğul da babasının suçu üzerine suçlanamaz.'

14 paragraflık bu tarihi konuşmada Peygamber Efendimiz (sav) sadece Arap toplumunun o günkü hali çerçevesinde değil, gelecek nesillerin içine düşebileceği en kritik konuların da etrafında önemli meseleleri ele almıştır. Geleceğin ümmetinin sadece Arap milletinden olmayacağı aşikardır, çünkü dünyanın dört bir yanından dalga dalga insanlar İslam'a girmektedirler. Kuşkusuz Peygamber Efendimiz o günkü konuşmaları yaptıklarında, geleceğe müteveccih temel sorunları da kapsayacak temel ilkeler üzerinde duruyordu...

Bizim şu anda, ümmet olarak en temel meselemiz, birlik beraberlik olamayışımız, kardeşlik bilincinin maalesef yeterli şekilde müesseseleşememesidir. Kardeşlik, soyut hatta ütopik bir dilek temenniymiş gibi düşünülmektedir... Bu problematik, bu asrın en temel mağlubiyet sebeplerindendir...

Ramazan aynında yine büyük hüzünler içindeyiz. Gazze'deki insani felakete eklenen yeni facialar, İran, Lübnan, Irak, Suriye derken, Türkiye'mizin de içinde bulunduğu bu yakın coğrafyayı kan ağlatmaya devam ediyor...

Şii İran değil, şayet Budist bir toplum bile olsaydı mesela, 168 küçük kız öğrencinin bombalanması, feci şekilde katledilmeleri bizi derinden yaralardı... Üstelik komşumuzdur İran, ortak kültürel değerlerimizin olduğu bir toplumdur, edebiyattan, sinemaya, şiirden şarkıya pek çok ortak lezzetlerin, sanatların birikimini paylaşan iki milletiz... Sürekli tartışmak ve karşılıklı ithamlar yerine, en azından komşuluğun verdiği hukukla, yarınlarımızın selameti için ciddi olarak tavır alamaz mıyız?

Bir an evvel bu hayasız saldırganlığın son bularak, coğrafyamıza huzur ve barışın intikal etmesidir duamız. Bölgemizi kana bulayan İsrail'dir, enerjimizi kendi aramızdaki çatışmalara değil de sürekli kan ve gözyaşı demek olan İsrail'e karşı mücadele etmeye yöneltmemiz gerekiyor.