Yazarlar

Resul Tosun

Resul Tosun

rtosun@stargazete.com

‘Halep’te öldürülen çocukların türbe kadar değeri yok mu?’

Resul Tosun tüm yazıları

Kim ne derse desin, Türkiye Şah-Fırat ile gösterdi ki isterse tereyağından kıl çeker gibi operasyon yapabilir. 

Bu operasyon dosta güven düşmana korku salan bir hamle oldu.

Bu operasyon ile Türkiye geç de olsa anlayanlara anlam yüklü mesajlar göndermiş oldu.

Esed taraftarları askeri müdahalenin öncüsü olarak değerlendirip tenkit ederken, mazlum Suriye halkı da Türkiye’nin kendisini kurtaracağı ümidine kapıldı.

Bu sebeple Suriye halkının bağlantısız temsilcileri. “Halep’te öldürülen çocukların Süleyman Şah’ın kemikleri kadar değeri yok mu, Türkiye niye gelip bizi kurtarmıyor?” diye sormaya başladılar.

***

Türkiye, kardeş Suriye halkına kapıları açarak, muhalefete diplomatik ve insani destek vererek üzerine düşeni yapıyor. Fazlasıyla yapıyor.

Sorunun çözümü için ilk günden beri en yoğun çabayı aslında sadece Türkiye sarf ediyor.

Hiçbir fedakârlıktan çekinmiyor.

Ama sorun Türkiye’nin tek başına çözebileceği sorun olmaktan çıktı. Hatta bölgesel sorun olmaktan da çıktı. Küresel bir soruna dönüştü.

Öyle ki IŞİD gerekçesiyle şu anda 60’ın üzerinde devlet bir koalisyon oluşturdu ve her gün bir yerleri bombalayıp duruyorlar.

***

ABD’nin öncülük ettiği bu koalisyon iki yüzlü utanmaz sıkılmaz bir koalisyon.

Irak’ta milyonu aşkın insan hayatını kaybederken gıkı çıkmayan, Suriye’de Esed yüzbinleri katlederken seyreden devletler IŞİD iki batılıyı boğazlayınca harekete geçtiler.

Türkiye bu koalisyona katılmayarak batının ve bölge ülkelerinin iki yüzlü politikalarını da suratlarına çarpmış oldu.

Esed’in IŞİD’den daha tehlikeli ve daha zalim olduğunu hatırlattı.

Şah-Fırat operasyonuyla da dosta düşmana neler yapabileceğini göstermiş oldu.

***

Düşman bi tarafa da dostlar ümide kapıldı ve “Türkiye niye gelip bizi kurtarmıyor?” demeye başladı.

Ortadoğu politikalarını İsrail’in güvenliği üzerine bina eden başta ABD olmak üzere batı dünyası Türkiye’yi kara harekatına teşvik ederek bir bataklığa sürükleme sevdasında.

Türkiye bu kirli tezgaha gelmiyor.

Lakin bu sefer de imdat bekleyen mazlum halk, “Türkiye niye gelip bizi kurtarmıyor?” serzenişinde bulunuyor.

***

Şunun iyi bilinmesi lazım.

Esed’e karşı silahlı mukavemet eden muhalefetin aslında hiçbir ordunun yardımına ve müdahalesine ihtiyacı yok. Çünkü sahip oldukları savaşçı sayısı itibariyle Esed’i kısa sürede devirecek güce sahipler.

Başarısızlığın iki sebebi var.

Birincisi aralarında birlik ve beraberliğin olmayışı ikincisi de ağır ve etkin silahların bulunmayışı.

Aralarında ciddi bir koordinasyon olsa ve ellerine Esedin hava saldırılarına ve ağır silahlarına cevap verecek etkili silahları bulunsa yeter. Suriye muhalefeti hiçbir devletin müdahalesine muhtaç olmadan Esed rejimini sona erdirebilir.

Ama sorun parçalanmış muhalefet ve yetersiz silah noktalarında tıkanıyor.

***

Yani Suriye muhalefetinin ne Türkiye ne de başka bir ülkenin kara harekatına ihtiyacı yok.

İhtiyaç koordinasyon ve silahtan ibaret.

Türkiye bu sebeple  Eğit-Donat projesine sıcak bakıyor.

Ama eğit donatı kabul eden ABD bir taraftan da “Asıl hedef IŞİD, Esed değil” diyerek burada da ikiyüzlülük yapıyor.

Bölge ülkeleri dersen ABD’nin kuyruğuna takılmışlar.

Böylesi karmaşık bir ortamda bataklığa girmeden durumu idare etmek ve gereğinde kimseden izin almadan Şah-Fırat operasyonu gibi gücünü gösterecek politika sürdürmek başarısızlık olarak değerlendirilemez. Bence yapılan doğrudur, isabetlidir.