Yazarlar

Halime Kökçe

Halime Kökçe

hkokce@stargazete.com

Hani haram yememiştiniz?

Halime Kökçe tüm yazıları

Paralel Yapılanmanın etkinlik alanını açılan davalardan öğreniyoruz. Yasadışı dinlemelerle ilgili dosyanın ucu bucağı belli değil. Binlerce kişiyi şantaj ve kumpas maksatlı dinlemişler. Aylarca hatta yıllarca süren dinlemeler sayesinde insanların açıkları yakalanmaya çalışılmış ve bu bilgilerle insanlar rehin alınmış, yerlerinden sürülmüş. Bu sayede Emniyet’teki kritik müdürlükler Paralel Yapı tarafından ele geçirilmiş. Yani balık baştan kokmuş. 

80’lerden bu yana ilmek ilmek döşenen bir yapıdan söz ediyoruz. Kendini gizleyerek devletin laik hassasiyetinin en yüksek olduğu kurumlara bile sızmışlar. “İbadetlerinizi yapamasanız da sorun değil siz büyük cihad yapıyorsunuz” fetvasıyla gönülleri rahatlatılan Fethullah Gülen’in askerleri AK Parti döneminde kendilerini gizleme gereği duymadıkları bir özgürlük alanına kavuştular. Bunu bir normalleşme imkanı olarak görecekleri yerde bu imkanı sağlayan iktidara darbe yapmaya kalktılar.

Dershane tartışması Gülencilerin içinde toplanan irinin patlamasına vesile oldu. Bu sayede 17-25 Aralık darbe girişimleri gerçekleşti ve çok kişinin “acaba bu ne ki” dediği bir ortamda Erdoğan ve etrafındaki üç beş kişi darbeye pabuç bırakmayacağını açıkça ifade edip bu yapılanmaya karşı mücadele başlattı.

Verilmiş sadakamız varmış, yoksa bu ülkede daha çok maymunlar cehennemi filmi çekilecekti. 

Yürüyen irili ufaklı onlarca dava soruşturması var. Kumpaslar, uzunca zaman özel yetiştirilmiş Emniyet mensuplarınca yürütülmüşken bu dosyaları çalışanlar daha yeni yeni bu işlere bakan ekiplerden oluşuyor. Devletin böyle bir yapıyla nasıl mücadele edeceği konusunda tecrübe ve birikimi yok. 

Gülen’in askerleri

Fethullah Gülen’in vaazlarından emir alınarak başlatılan Tahşiye davasında da Fethullah Gülen 1 numara. Aynı şekilde Casusluk, Böcek davalarında da bir numara Gülen. 

Son olarak KPSS’deki kopya skandalıyla ilgili 2010’da başlayan soruşturmanın nasıl bir hokus pokusla unutulmaya terk edildiğine de şahit olduk. 17-25 Aralık gerçekleşmemiş ve Paralel Yapıyla topyekun mücadele başlatılmamış olsaydı bugün KPSS davası gündemimizde olmayacaktı. Ancak “yahu bir zamanlar böyle bir şey vardı, sahi o ne oldu” diye soracaktık.

Nitekim konuya bakan savcının yerinin değişmesi, birden bire kazancıyla mütenasip olmayan oranda zenginleşmesi ve dava dosyasının da bu süreçte zamanın tozlu raflarına kaldırılması olayında da gördük.

Her türlü açık delil bizzat sınav sonuçlarından elde edilebiliyorken soruşturmanın kapatılması Paralel Yapının varlığı adına tek başına bir ipucu zaten. Bir kez daha hatırlayalım;

“KPSS tarihinde Eğitim Bilimleri alanında 120 sorunun 120’sini ve 119’unu doğru cevaplayan olmadığı halde, 2010 sınavında 350 kişinin 120 sorunun 120’sini, 423 kişi de 119’unu doğru cevaplıyor. Tüm soruları doğru yapan 350 kişinin 70’inin karı-koca, 23’ünün de akraba olduğu, 52 adayın ise aynı adreste ikamet ettiği öğrenilmiştir. 100 ve üzeri net yapan kişi sayısı ise 3 bin 227. Bunlardan 637’sinin birinci derece akraba, 446’sının karı-koca . Ayrıca 980 adayın da aynı adreste ikamet ettikleri tespit edilmiş.

Nihayet soruşturma yeniden gündemde. Gülen’in askerleri de olayın ciddiyetinin farkına varmış olacak ki savcıyı tehdide başladılar. Savcının dikkat çektiği husus da çok önemli. Tehdit eden şahısla Fuat Avni’nin hesabından paylaşılanlar arasındaki benzerliğe dikkat çekiyor savcı.

KPSS’deki soru hırsızlığının aslı, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemektir. 

Hala nasıl bu yapının şemsiyesi altında kalmaya gönülleri razı oluyor.

Bu nasıl bir uyuşturma sistemidir.

Haram yemedik diye bas bas bağıranlar, binlerce kişinin hakkının gasp edildiği böyle örgütlü bir kopya olayının hak yemenin en ahlaksızcası olduğunu fark etmezler mi?

Aynı şeyi polislik sınavlarında da yaptılar. O konudaki soruşturma da önümüze gelecek. 

Adeta ailelerinden kopartmak suretiyle devşirdikleri çocukları askeri okullara sokarak orduda bir paralel yapılanma kurdular. Yargı bürokrasisine sızabilmek için kızlara başlarını açtırdılar, geçmişleriyle ilişkilerini dahi kestirdiler. Bu kızlar arkadaşlarıyla bile görüşmez oldu. Tıpkı bir ajan hayatı yaşamaya başladılar.

Emniyetteki cemaat torpili ise artık sıradan bir bilgi.

Soruşturma dosyası hem haramzade hem de yalancı olduklarını gösteriyor.