Yazarlar

Sibel ERASLAN

Sibel ERASLAN

sibeleraslan@stargazete.com

‘Hukukun yaygınlaştırılması', 'değişim' kadar elzem

Sibel ERASLAN tüm yazıları

Bülent Turangecikmiş de olsa çok önemli bir açıklamada bulundu. "İstifa talepleri ceza hukuku konusu değildir" dedi.

AK Parti'de 'metal yorgunluk'' üzerinden başlayan tartışma, Belediye Başkanlarının istifalarıyla somutlaşmaya başladı. Lakin hem muhalefetin hem de kamuoyunun zihninde bu görev değişikliği ile ilgili ciddi soru işaretleri vardı... Bu adamlar nasıl bir suç işlemişlerdi de görevden istifaları isteniyordu...

Belediye Başkanlarının istifa edip etmeyeceği konuşulurken yazmıştı bazı gazeteciler: "İstifa etmezlerse, İçişleri Bakanlığı'nın elinde dosya çok" mealindeki yazıları... Muhalefet de bunu fırsat bilip, şayet suçlularsa, istifaları suçu örtmeye yetecek mi şeklinde önemli bir soruyla geldi. Öyle ya madem dosyalar varmış Bakanlıkta, istifa edişlerle nasıl buharlaşacaktı ki bu dosyalar...

Üstelik bunu sadece CHP'liler sormuyordu. Halkın nazarında da ciddi bir soru, güvensizlik oluşmuştu istifası istenen başkanlar hakkında. Seçimlere az bir zaman kalmış, çoğu zaten 3. döneminde, peki ne olmuştu da istifaları isteniyordu. FETÖ'cü müydüler, darbeci miydiler, yolsuzluk mu vardı, kayırmacılık mı, içişlerinde olduğu yazılan dosyalar nelerdi...

İşte Bülent Turan'ın açıklaması bu yüzden hayatiydi. AK Parti'nin kuruluşundaki ruhu, değişim üzerinden ifade eden kurucu irade, parti için yeni bir başlangıcı haber veriyordu Turan'ın açıklamasına bakılırsa. Siyaseti yapan, siyaseti örgütleyen yapı, değişimden yanaydı.

Değişim çok genel ve soyut bir söz aslında, resmin çizileceği geniş ve renksiz bir sayfa gibi. Bu sayfadaki kompozisyonu AK Parti çizip renklendirecek. AK Parti'nin değişimden ne anladığını son 12 yıla baktığımızda; daha fazla demokratikleşme, daha fazla toplumsal barış, daha fazla kalkınma, daha fazla büyüme gibi ilkeler eşliğinde düşünebiliriz. FETÖ paralel yapılanmasıyla mücadele, hain darbe girişimlerinin püskürtülmesi, terörle mücadele ve Suriye krizi gibi devasa problemler eşliğinde olağanüstü günlerden geçen Türkiye siyasetinin, içerideki öncelikli ödevi, kuşkusuz 'hukuk güvenliği' ve 'hukukun yaygınlaştırılması' ile ilgili. Bu, AK Partideki 'değişim' hamlelerinden daha az önemli bir konu değil. Hatta birbiriyle çok ilgili.

Belediye Başkanları üzerinden yaşanan değişimlerin, genelde hizmet sahasında icrai kabiliyeti olduğu açık. Oysa hukuk güvenliği konusunda da benzeri 'değişim' ve 'kan dolaşımı' ihtiyacına binaen acil adımlar atılmalı. Şartların dayattığı olağanüstülük, zaman zaman şeffaflığı buzlandırabiliyor veya adalet ağır koşullar altında daha yavaş akıyor. Ağaca çıkarak eşinin hakkını arayan hanımın halinde mücessemleşen iki sorun var. İlki hukukun güvenliği, adaletin aciliyeti ve yaygınlaştırılmasına dair... Ama dillendirilmeyen diğer mesele de mühim... Niçin her sorunu Cumhurbaşkanı çözmek zorunda...

AK Parti yeni döneminde bunu da hesaba katacaktır büyük ihtimalle. Bunda Erdoğan'ın karizmatik bir lider oluşu kadar, siyasi öngörüleri hemen her seferinde doğrulanmış bir lider olarak, partinin diğer unsurları için bir tür jeneratör, bir tür paratoner işlevi de görüyor. Hem enerji ocağı hem koruyucu kalkan olmak demek bu... İster istemez bu başarı, partinin diğer unsurlarında rehavete ve durağanlığa yol açıyor.

Yönetimde kompetanlık arttıkça, sorumluluk bilinci ve zorunlu yalnızlık da artar der modern zamanların iş yönetim teorileri...

İşte hukuk güvenliği ve hukukun yaygınlaştırılması gibi iki mevzu, tam da bu icrai kulvarda daha fazla anlam kazanır. Bu ilkelerin sadece yönetilenler için anlamı olduğu zannedilir. Oysa siyaset sanatında, yönetilenler kadar yönetenlerin huzuru ve ahenkli çalışması, sorumluluğun paylaşılması da önemlidir, hayati işlerdendir.

Hizmeti geçen Belediye Başkanlarımızı tebrik eder, yeni hayatlarında başarılar dileriz... Hayırlı hizmetlerin hem kul katında, hem Cenabı Allah nazarında kıymeti vardır. Ne mutlu yüzünün akıyla o mührü teslim edene...