
Bir cami avlusunun sükûnetine komşu olan CHP'li İBB'nin "Yuvamız İstanbul" kreşi, eğitim yuvası olmaktan çok, aşılması imkânsız surlarıyla yükselen bir karakol gibi duruyor.
Binanın önündesiniz, demir parmaklıklar, şifreli kapılarla karşılanan ebeveynler...
Prison Break firar senaryoları dahi, bu kreşin katı bürokrasisinde bir bilim kurgu.
Bir eğitim kurumunun niteliği, kapısına vurduğu kilidin sağlamlığıyla değil, içeriye davet ettiği şeffaflıkla ölçülür. Eğer bir kurum, çocuğun elini ailesinden koparıp "buradan sonrası yasak" diyorsa, orada pedagojik bir işleyişten ziyade bir "tecrit kültürü" var demektir.
Güven, saklayarak değil, her an denetlenebilir bir dürüstlükle inşa edilir. Ebeveynden saklanan her an, zihinlerde haklı bir soru işareti bırakır: "İçeride ne gizleniyor?"
Başakşehir gibi muhafazakâr kimliğiyle temayüz etmiş bir ilçede, bir cami avlusunun gölgesinde yükselen bu yapı, cami cemaatinin sohbetlerine göre içeride bambaşka bir dünyanın tohumlarını ekiyor.
"Gökkuşağı renklerinin ardına gizlenmiş ideolojik dayatmalar ve LGBT güzellemeleri" yapıldığına dair cami cemaatinden yükselen sesler, sadece bir dedikodu olarak geçiştirilemeyecek kadar ciddidir.
Bu fısıltılar şayet birer sanrı değilse, çocuk güvenliği dosyası sadece tozlanmakla kalmamış, bulanmış demektir.
Hangi yüzle, hangi pedagojik akılla ve en önemlisi kimin müsaadesiyle bir anne-baba evladının eğitim ortamından mahrum bırakılır?
Eyüp'teki İBB'ye bağlı kreşte yaşananlar ve TGRT Haber'deki Av. Hadi Dündar'ın anlattıklarına istinaden bu eski bilgilerimi yeniden gündeme getirme ihtiyacı hissettim. Zira Aile Bakanı'nın, bir anne-babayı çok derinden yaralaması gereken açıklamaları insanlığı dumura uğratacak cinsten.
Bakan diyor ki: "Bu kreşler ne MEB'in ne de Aile Bakanlığı'nın denetiminde olmayan Çocuk Etkinlik Merkezi adı altında faaliyet gösteriyor. Kendi içlerinde de herhangi bir denetim mekanizmasının işlemediğini tespit ettik!"
Burada hemen zihnime düşen bir soruyu sorayım; acaba Aile Bakanlığımız suç duyurusunda bulundu mu?
Av. Dündar tarafından ekrana taşınan iddialara gelince: "İBB'ye bağlı bir kreşte ne yazık ki personeller ilişkiye girmişler ve bu da kamera kayıtlarına yansımış... Tabii konu çok kötü bir durum arz ettiğinden ne yazık ki isimleri paylaşamıyorum fakat... 4-6 yaş arasında olan çocukların olduğu, eğitim gördüğü bir yerde personelin yaptığı..."
Eyvah ki ne eyvah!
Bu ifadeler, bir ülkenin çocuk güvenliği dosyasında deprem demektir.
Bir şehirde binlerce çocuk, kimin gözetiminde, hangi standartla, hangi disiplinle büyüyor?
Bu kreşlere, 4-6 yaş evlatlarınızı, geleceğinizin sermayesi olan çocuklarınızı emanet edeceksiniz. Ama ne MEB ne Aile Bakanlığı denetleyecek ne de İBB'nin içerisinde bir murakıba mekanizması olacak!
Bu çok korkunç bir şey!
Bu kreşlere gürlek bir akın başlatmak şart; burada, müsaadenizle, savcılara bu ironi diliyle seslenmiş olayım.
4-6 yaş Kur'an kurslarından rahatsız olan CHP GB Özel'in "Orta Çağ Zihniyeti" sözlerini hatırlamayan var mı?
"4-6 yaş çocuğu Kur'an kursuna mı gider?" diye yaygara koparmışlardı!
E peki 4-6 yaş çocuğu LGBT sapkınlığına mı maruz kalır?
4-6 yaş çocuğa şiddet mi uygulanır?
4-6 yaş çocuğunun emanet edildiği yerde cinsel ilişkiler mi yaşanır?
Hangisi orta çağ zihniyeti!
Temelden biliyoruz ama bir kez daha bilelim ki kökten CHP'liler, kökten Kemalistler ve Siyonistler İslam düşmanıdır ve gelecek düşmanıdır!
Çünkü çocuklarımızı hedef almış durumdalar!
Netanyahu katili Gazze'de çocukları öldürüyor, bunlar ise çocuklarımızın masumiyetini, fıtratını, geleceğini katlediyor. Ha Netanyahu ha İstanbul'daki bu CHP zihniyeti...
Siyonizm'in çocuk katliamından ne farkı var?
İkisi de aynı! İkisi de cinayetkâr!
Epstein nasıl çocuklara yönelik sapkınlıkların merkeziyse, adeta bu kreşler de neredeyse yerli versiyonu!
ANNELER, BABALAR!
İzanınızı, basiretinizi çalıştırın! Uyanın artık!
4-6 yaş çocuklarımıza sapkınlık dayatılıyor, şiddet uygulanıyor, içerde cinsel ilişkiler yaşanıyor, anne baba kreşe giremiyor, bakanlıklar denetleyemiyor, murakıba mekanizması ise yok.
Bu nasıl bir zulüm?
Çocuklarınızı koruyun! Çocuklarınızı bu sapkınlıktan uzak tutun! Çocuklarınızı bu kreşlere vermeyin!
Çocuklarınız hedefte! Geleceğiniz tehlikede!
Bu bir savaştır! Çocuk vatan müdafaası! Gelecek savunması! Fıtrat koruması!
Vatan, çocuklarımızdır, kaybedersek sınırsız kalırız.
Ve dahi bizim mahalleye sesleniyorum; Aksa'yı, Kâbe'yi savunduğumuz gibi çocuklarımızı da korumalıyız.
Seferberliğe çağırıyorum, gafletten silkinin, infiale durun!
Susarsak, Kâbe yıkılsa da Aksa uçurulsa da azdır.
STK'lara sesleniyorum! Yürüyüşler düzenleyin, ümmeti teyakkuza çağırın!
Yoksa kaybedeceğimiz sadece bugün değil, geleceğimizdir...