Betül Soysal Bozdoğan
Betül Soysal Bozdoğan
betul.bozdogan@star.com.tr
Tüm Yazıları

İBB'nin denetimsiz kreşleri ve endişeli ebeveynler

Ülke olarak skandal bir haberle sarsıldık.

Habere konu olan yer; İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Eyüpsultan ilçesindeki kreş.

Olay üç yaşındaki bir çocuğun vücudundaki morlukların fark edilmesiyle başladı. Kreş, hiçbir şekilde sorumluluk almadı.

24 TV'ye konuşan annenin ifadesi şöyle: "Burası bir kreş değil, adeta Epstein Adası. Çocuklara zorla makyaj yapıyorlar, elbiseler giydirip istismar ediyorlar."

3 yaşındaki U. ise yaşadıklarını şöyle anlattı: "Spor öğretmeni arka bölgeme elini ve oyuncak at soktu. Cinsel organımı sıktı."

İfadeler cidden insanı allak bullak ediyor.

Çocuğa yapılan böyle bir taciz, çocuğun ömür boyu terapi almasını gerektirebilir.

Çocuğa yapılan böyle bir müdahale, çocukta cinsel kimlik bozukluğuna neden olabilir.

Taciz ve şiddet iddiasının çocukta ve ailede nasıl bir ruhsal tahribata yol açtığını lütfen düşününüz.

Ailenin olayın üstüne gitmesi ve konuyu basına taşımaları, İBB'ye bağlı kreşlere dönük toplumda bir farkındalık oluşmasına neden oldu.

Anne tüm baskılara rağmen susmadı ve olayın üstüne gitti.

Olay şöyle gelişti; Morlukları fark eden anne, çocuğu kreşten aldıktan sonra hastaneye intikal edip, darp raporu aldı. Anne ve baba sonrasında kreşte ne olup bittiğine dair araştırma yapmaya başladı.

Baba, işi gereği video ve ses inceleme alanında uzman olduğu için güvenlik kayıtlarını incelemek istedi. Kayıtlar tam 20 gün sonra verildi. Baba 178 saatlik ses kayıtlarını deşifre etti. Ailenin iddialarına göre; kayıtlarda kreş içinde çokça küfürlü konuşma, çocukların kıyafetlerinin şüpheli bir şekilde çıkarılması, çocukların şiddete ve tacize maruz kalmaları gibi hususlar var. Aile, özellikle spor öğretmeninin bu bağlamda çokça dikkatlerini çektiğini ifade ediyor.

Anne ve babanın iddiaları böyle.

Peki İBB, bu iddialara ne karşılık verdi? İBB tarafından hiçbir şekilde sorumluluk almayan, iddiaları yalanlayan ve olayın üstünü örtme çabasına dönük bir açıklama paylaşıldı. Dileyen İBB'nin sitesine bakabilir.

Bu tarzı hiç etik bulmadım.

Bir veli elinde somut belgelerle ve çocuğun beyanıyla dehşet bir olaydan bahsediyor. Ve siz bu olayı araştırmaya gerek duymuyorsunuz ve şaibe altında olan öğretmenleri görevden almıyorsunuz...!

Gerçekten yazıklar olsun!

Bu ülkenin çocuklarını korumaya değer bulmadınız mı?

Sizin çalışma etiğiniz, ilkeleriniz, değerleriniz, çalışma disiplininiz yok mu?

Üç yaşındaki bir bebenin vebalini nasıl taşıyacaksınız?

Varsa yoksa kurumsal itibarınızı koruma çabası ve "sütte leke var, bizde yok" tutumu...

İtibar; şaibeli durumları reddederek değil, şeffaf bir şekilde araştırmaya alan açarak ve hakkı teslim ederek olur. Şüphelilere sahip çıkmak, çocuklarımıza yapılan bir ihanettir.

OLAYIN ARKA PLANINDA NE VAR?

Üç yaşındaki U'nun yargıya intikal eden soruşturması bir gerçeği ortaya çıkardı.

Meğerse, İBB'nin kreşleri Milli Eğitim Bakanlığı veya Aile Bakanlığı denetiminden kaçmak için farklı bir isim altında faaliyete başlatılmış. Yani bu kurumlar "kreş" olarak değil de "çocuk etkinlik merkezi" olarak iş görmüş.

Bu konu siyaseten daha önce gündeme taşınmıştı ama yaşanan olayla birlikte artık tüm Türkiye duydu.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, konu kapsamında şu ifadeleri kullandı: "İki yıl önce İBB'nin açtığını söylediği kreşlerle ilgili 'nerede, hangi ruhsatla, hangi denetimle' diye sorduk. Çocukların emanet edildiği bir kurumda güvenlik ve standart olmazsa bu kabul edilemez dedik. 'Gelin başvurun, ruhsat verelim, denetleyelim' çağrımıza rağmen ağır şekilde hedef alındık. Bugün ise İBB'nin açtığını iddia ettiği kreşlerde 3 yaşındaki bir çocuğa yönelik taciz olayı, o gün ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha ortaya koymuştur. Biz işimizi polemikle değil, hukuk devleti anlayışıyla yapıyoruz."

Böylelikle İBB'nin kreşlerinin kreş olmadığı, hiçbir resmi izin ve denetime tabi olmadığı da açığa çıkmış oldu.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da aileyi ziyaret etti ve konuyu takip edeceklerini açıklayarak şu ifadeleri kullandı: "Biz öncelikle personelin açığa alınmasını beklerdik. Herhangi bir iddia bizim için çok önemli. Fakat denetim süreçlerinin ne minvalde ilerlediğine dair de bize intikal eden herhangi bir şey olmadı. Normalde bu tür süreçlerde personel açığa alınır, soruşturma yürütülür, aileye gerekli destek sağlanır. Fakat aileyi dinlediğimizde böyle bir sürecin yürütülmediğini ne yazık ki görmüş olduk. Bizler ailemizi yalnız bırakmayacağız."

Peki olması gereken ne idi?

İBB kreşleri, izne- denetime tabi tutarak ve yasal prosedürleri yerine getirerek açması gerekirdi. Kurumları denetimden münezzeh tutmanın sakat sonuçları keşke bu şekilde açığa çıkmasaydı da o üç yaşındaki yavrumuz bunları yaşamasaydı.

Bu olay sonrasında sözde kreşin yapmadığı ama yapılması gerekenler ise şunlardı; iddialar ifade edildikten sonra araştırmaya alan açılması, ilgili öğretmenlerin açığa alınması, olayın bizzat kreş tarafından mahkemelere intikal ettirilmesi, belgelerin toplanmasında konuyu sürüncemede bırakmak yerine aileye yardımcı olunması, aileden özür dilenmesi ve kamuoyu açıklaması yaparken konunun üstünü örtmek yerine şeffaf açıklamalarla bilgilendirici olunması gerekirdi.

Son gelişmeyi aktaralım. İBB'ye ait olan kreşte 3 yaşındaki çocuğun yaşadığı "taciz ve şiddet" iddiası ile ilgili başlatılan soruşturma kapsamında spor hocası olan Ö.D. isimli şahıs tutuklandı. Diğer 3 isme ise adli kontrol karar verildi.

Eğer cinsel istismar ve şiddet iddiaları ispatlanırsa, mahkeme en ağır cezayı vermeli ve denetimsiz tüm sözde kreşler mühürlenmeli.

Sapkın tutumlar ve şüpheliler en ağır şekilde ceza almalı!

Fikri takibimiz devam edecek.

Yargı süreçleri sonucunda her şey açığa çıkacak!