Yazarlar

Beril DEDEOĞLU

Beril DEDEOĞLU

bdedeoglu@stargazete.com

İki bölge, iki savaş senaryosu

Beril DEDEOĞLU tüm yazıları

Yakın bir gelecekte devletler arasında çıkabilecek savaş ihtimalleri üzerine epeyce çalışma yapılıyor. Bazı devletler arasında savaşa yol açabilecek önemde anlaşmazlıklar bulunuyor ve bunlar arasındaki gerginlikler de giderek tırmanıyor. Devletlerarası savaş senaryolarının en gözde konularından birisi İsrail-İran, diğeri ise Kuzey Kore ile Güney Kore arasında çıkabilecek savaş.

İsrail ile İran’ın doğrudan sadece birbirlerine yönelik yaşamsal bir çatışma nedeni bulunmuyor. Sınır anlaşmazlığı, suların paylaşımı, kıta sahanlığı meselesi, mülteci sorunu ya da toprak paylaşımı ve etnik konular gibi doğrudan iki ülkeyi savaşa sürükleyecek bir neden bulunmuyor; savaş olasılığı İran’ın nükleer silahlara sahip olma olasılığı ve terörü desteklemesi üzerine kurgulanıyor.

İsrail ile İran’ın daha büyük bir mücadelenin bölgesel oyuncuları olarak bu gerilimi diri tuttukları hatırlatılmalı. Üstelik hem büyük mücadele sürdüren oyuncular hem de bu iki ülke zaten Suriye’de ya da başka denetimsiz alanlarda fazlasıyla dolaylı bir çatışma sürdürüyorlar. Bu durumda ayrıca birbirleriyle savaşma ihtiyacının ortaya çıkması için başka bir neden aramak gerekiyor. İki ülkenin savaşa girmeleri, ancak onları destekleyen ABD ve Rusya’nın olaya müdahil olmalarını istemek olarak açıklanabilir. İsrail İran’a müdahale ederse ve İran da büyük olasılıkla karşılık verirse, derhal devreye ABD ve Rusya girer. Ancak ABD ve Rusya’nın olaya müdahaleleri birbirleriyle çatışma yerine İsrail ile İran’ın dizginlenmesi amacını taşır.

***

İki hami ülke, Ortadoğu’da suların durulmasına izin vermeyen koşulları tahrik eden bu İsrail ile İran’ın sınırlandırılmalarını, denetlenmelerini ve radikal eğilimlerin güçlenmesine yol açan uygulamalarını durdurmaya çalışırlar; ABD ile Rusya büyük çatışmalar çıkmaması konusundaki ortak iradelerini gösterme şansı bulurlar.

Öte yandan savaş senaryolarının bir diğer konusu olan Kuzey Kore-Güney Kore anlaşmazlığı ise, savaş nedenlerinin doğrudan iki ülke arasında bulunmasına izin veren bir örnek durumunda. İki ülke arasında sınırdan mülteci sorununa, denizlerin paylaşımından hava sahasına kadar bir dizi yaşamsal sorun bulunuyor. Dolayısıyla savaş çıkarmak için somut nedenler mevcut.

Soğuk Savaş yıllarından  kalan tek örnek olan bu anlaşmazlık, Kuzey Kore’nin Güney ile yaptığı saldırmazlık anlaşmasını fesh ettiğini açıklamasıyla savaş olasılığının en yüksek olduğu örnek haline gelmiş durumda. Üstelik bu iki ülkenin aralarındaki rekabeti düzenledikleri, mücadele sürdürdükleri ve dolaylı olarak çatıştıkları Suriye ya da Afganistan gibi denetimsiz alanları bulunmuyor. Yani başka yerde ve başkaları üzerinden çatışma yürütemiyorlar, bu durumda birbirleriyle çatışma olasılıkları yüksek hale geliyor.

***

Her iki ülkede de nükleer silahlar bulunuyor ve bu caydırıcı ortam, savaş halinde ABD ile Çin’in doğrudan sürece müdahale etmelerini gerektirir; ancak bu kez müdahale kendi korudukları oyuncuya değil karşı tarafa olabilir, kısacası Çin ile ABD karşı karşıya gelebilir.

İki Kore arasında çıkabilecek savaş olasılığında ABD ve Çin’in askeri anlamda karşı karşıya gelmelerini önleyebilecek tek oyuncu Rusya’dır. Bu durumda bu savaş sadece ABD ile Çin’i iki ayrı kampa ayırmaya, Rusya’yı da dengenin dengeleyicisi yapmaya hizmet edebilir. Üstelik devletler arası savaş ihtimalleri arttıkça devlet dışı oyuncuların yani örgütlerin, grupların ya da partilerin Suriye ya da başka yerlerdeki gibi çatışma sürdürme olasılıkları azalır. Dolayısıyla Kore yarımadası yeni küresel dengeler açısından önemli ve hal böyle olunca da savaş olasılığı küçümsenemez. Böylece bir ya da iki denetimli savaşla ya da savaş olasılıklarıyla dünya yeni bir güç dengesine evrilebilir.