Yazarlar

Ahmet KEKEÇ

Ahmet KEKEÇ

akekec@stargazete.com

‘İkinci Cumhuriyet’ diyordunuz, buyurun!

Ahmet KEKEÇ tüm yazıları

İkinci cumhuriyet fikriyatını dolaşıma süren arkadaşları daha da mutsuz edecek duyuruyu AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin yaptı“Cumhurbaşkanı adayımız Erdoğan’dır” dedi.

Ne diyordu İkinci Cumhuriyetçi arkadaşlar?

Milli gelir şu kadar olmalıydı...

Oldu...

Darbecilerden hesap sorulmalı, vesayet sistemi geriletilmeliydi.

Bu da oldu...

Ülkenin geleceğini aracı kurumlar değil, “siyaset kurumu” belirlemeliydi...

Öyle oldu...

Üstelik siyaset kurumuna itibarı iade edildi.

Ülkenin Güneydoğusundaki kirli savaşa son verilmeliydi. Barış olmalıydı. Haklar temelinde hukuki düzenlemeler yapılmalıydı. Kürtçe konuşanlar sorgusuz sualsiz içeri tıkılmamalıydı.

Bunlar da oluyor.

Darbe dönemlerinden kalma ilkel maddeler kaldırılmalıydı. Yasak kitap, yasak film uygulamasına son verilmeliydi. Nazım’ın vatandaşlığı iade edilmeli, Rutkay Aziz dostumuz Moskova’lara taşınmaktan helak olmamalıydı.

Bunlar da oldu...

Her bakımdan gelişmiş bir ülke manzarası oluşturulmalıydı. Otoyollar yapılmalı, havaalanları açılmalı, bayındır kentler kurulmalı, limanlara yeni limanlar eklenmeliydi.

Hepsi bihakkın gerçekleştirildi.

Eskiden, Tümen ve Tugay komutanlarına varıncaya kadar bütün generallerin ismini biliyorduk... Geçmiş dönem kuvvet komutanlarını gözümüz kapalı sayabiliyorduk. İstikbalde komuta kademesinde görev alacak generallerin ismini ezberlemiştik. İkinci Cumhuriyet fikriyatının babası, bu isimlerin bilinmemesini “demokratik ilerlememizin mikyası” sayıyordu...

Bilmiyoruz artık...

Kuvvet komutanları kimdir, tanımıyoruz.

Merak da etmiyoruz.

Genelkurmay Başkanı’nın ismini biliyoruz, evet... Ulusalcı tayfa gündemden düşürmediği için biliyoruz... Küfür ve hakaretlerden dolayı biliyoruz...

İkinci Cumhuriyet mottolarından biri de şuydu:

Eski Türkiye gömülmeli...

Eski Türkiye’nin yerinde yeller esiyor şimdi... 10 yıl önce hayal edilemeyecek gelişmeler yaşandı...

Üstelik Cumhurbaşkanı artık halk tarafından seçilecek. Çankaya vesayet girişimlerine kapalı olacak.

Bu sürece “İkinci Cumhuriyet” ismini verebilir miyiz?

Ben bir isim arama peşinde değilim... Erdoğan’ın adaylığını “başımıza gelmiş en kötü şey” olarak yorumlayan İkinci Cumhuriyet taifesine, “İstediğiniz bu değil miydi? Alın işte size İkinci Cumhuriyet” diyebilmek için gündeme getirdim bunları.

Efendim, Çankaya siyaset yeri değilmiş... Hiç siyasetçiden Cumhurbaşkanı olur muymuş?

Çankaya siyaset yeri değilse, ne yeridir?

Cumhurbaşkanları sadece heyet ağırlamak, konser izlemek, bisiklete binmek, milli bayramlarda mesaj yayınlamak, geçit resmi önünde poz vermek için mi seçilir?

Mustafa Kemal ve İnönü Çankaya’da ne yapmışlardı?

Siyaset dışı mı kalmışlardı?

Özal ve Demirel hangi siyasi partinin genel başkanıydı?

Efendim, Cumhurbaşkanları kucaklayıcı olmalı... Erdoğan’da bu vasıf yok.

Sizin Ekmeleddin’inizde hangi kucaklayıcı vasıf var?

Hayatınızda kaç “kucaklayıcı” Cumhurbaşkanı gördünüz?

İstiklal Mahkemeleri’nin yeniden (“devrim mahkemesi” olarak yeniden) kurulması emrini verenler mi kucaklayıcıydı?

Bir kalemde 50 idama onay veren, “adaleti sağlamak için bir sağdan bir soldan astığını” söyleyenler mi kucaklayıcıydı?

Nerdeyse önüne gelen her yasayı veto eden ve devleti çalışamaz hale getiren Sezer mi kucaklayıcıydı?

Demirel’in hangi kucaklayıcı icraatını gördünüz? “Başörtülüler Arabistan’a gitsin” dışında hangi beyanını hatırlıyorsunuz?

Efendim, Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi Çankaya’yı icra üzerinde söz sahibi kılar... Bu da devlet içinde istenmeyen çatışmalara neden olur...

Hiçbir şey olmaz, merak etmeyin.

Bu sonucu siz istediniz... Cumhuriyet mitingleriyle, 367 garabetiyle, e-muhtırayla, rezil darbe girişimlerinizle parlamento üzerinde vesayet kurmaya kalkmasaydınız böyle olmayacaktı.

Eserinizle övünün...

İsterseniz ağlayın.

Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilecek...

İyi ve örnek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den sonra, “İşte Cumhurbaşkanımız” diyeceğimiz bir Cumhurbaşkanımız daha olacak.