
Bu ülke 28 Şubat 1997 darbesi üzerinden on yıllarını heba etti.
Milyonlarca insanımız maddi ve manevi bedel ödedi.
Başörtümüz yasaklandı, okulda namaz kılan çocuklar fişlendi, Ramazan'da orucumuzu sessizce kendi dünyamızda yaşamımız istendi.
Peki, hani biz çoğunluktuk!
Hani biz iktidar olmuştuk!
Türkiye'de her dinden, her mezhepten ve her meşrepten kişi ve kimlik kamu ve sosyal hayatta varlık gösterirken, hayatını özgürce görünür biçimde yaşarken dindar Müslümanların çektiği nedir?
24 yıldır AK Parti iktidarda! Ve hala bu ülkede dindar Müslümanların giyim tarzı aşağılanıyor, ilahisi banel bulunuyor, Ramazan'ı görünür olmasın isteniyor.
Bakınız sadece ve sadece 10 gün önce Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün, şalvarı ve beyaz başörtüsünden dolayı hedefe kondu. Üç dönemdir işini başarıyla yürüten bir kadın, inancından dolayı hakarete maruz kaldı ve ağlatıldı. Onca yıldan sonra hala böyle bir gündemin içinde olmamız, gerçekten skandal bir gelişme!
RAMAZAN COŞKUSUNU HAZMEDEMEYEN AZGIN KİTLE!
Oysa 2026 Ramazan'ında her şey mükemmel derecede güzel bir atmosferde ilerliyordu.
Ramazan, güzel başladı.
Celal Karatüre isimli Samsun'da yaşayan Roman bir vatandaşımızın bir grup arkadaşıyla söylediği "Kabe'de hacılar hu der Allah" ilahisi gönülleri fethetti. Türkiye'de milyonların diline dolandı bu ilahi. Çocuklarımız Ramazan coşkusuyla birlikte okul bahçelerinde zıplayarak bu ilahiyi söylemeye devam ediyorlar. Hatta ilahinin şöhreti yurt dışına taştı ve Japonya'dan bile videolar paylaşılıyor.
Memleket bu denli çiçek bahçesine dönmüşken bu ülkenin dinine, kültürüne yabancı birkaç sözde gazeteci isim çıkıp ilahi ile alay etti. Milletin inancını, kültürünü, ilahisini beğenmemek de nedir? Üstelik bu aşağılama, kamera karşısında alenen yapılıyor. Milletin değerlerini hedefe koymanın bedeli olmayacak mı?
Dillere pelesenk olan ilahi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da gündemine girdi.
Sayın Erdoğan, "Kabe'de hacılar hu der Allah, ilahisini yediden yetmişe insanımızın diline ve İnşallah kalbine nakşeden ülkemizi o güzel ilahilerle tek ses tek yürek haline getiren bestecisinden icracısına kadar tüm kardeşlerime tebriklerimi iletiyorum" ifadelerini kullandı.
MHP Lideri Bahçeli de konuya katkıda bulundu ve Sayın Bahçeli, "Türkiye'de gerici, şeriatçı bir kuşatma varmış. Allah'a iman etmek gericilikse biz de bal gibi gericiyiz" açıklamasında bulundu.
MİLLİ EĞİTİM BAKANI YUSUF TEKİN'İN İCRAATI VE REFLEKSİ BİR İLK!
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Ramazan'ın gelişiyle birlikte toplumun ortak değerinin nesillerimize aktarılması bağlamında 81 il müdürlüğüne "Maarif'in Kalbinde Ramazan" konulu bir genelge gönderdi. Bu bağlamda gönüllülük esasına binaen okullarımızda çocuklarımız Ramazan etkinliği yapmaktalar.
Aslında ülkemiz için çok gecikmiş bir uygulama.
Ramazan, okullarda çocukların dünyasına değmeden adeta ıssızca sonlanıyordu.
Bakan Bey, olması gerekeni hayata geçirdi. Toplumun yüzde sekseni uygulamadan memnuniyet duyuyor. Bunu etkinliklere katılımlardan anlayabiliyoruz.
Ayrıca milletimiz faaliyetlere destek olmak için Bakanlığın iletişim hattı olan MEBİM'i telefon yağmuruna tuttu. Hattı tebrik için 9300 kişi aradı ve teşekkür etti. CİMER yine bu kapsamda binlerce tebrik mesajı aldı ve Bakanlığa tebrik temalı dijital mektup ulaştıranların sayısı ise 127.264. Bu sayı her geçen saat katlanarak artmakta.
RAMAZAN KUTLAMALARINDAN RAHATSIZ OLANLAR KİMLER?
Ramazan etkinliklerinin okullara yansıması faşist zihniyetli seküler kesimi adeta delirtti.
168 kişi "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" bildirisi yayınladı.
20 sene öncesi olsa; askerden medet umar, darbe yapmalarını beklerlerdi.
20 sene öncesi olsa; medya hakimiyetleri nedeniyle büyük kara propaganda başlatır ve ülkeyi "irtica heyulası" ile korkuturlardı.
Sokağa çıkıp vandallık yapacak durumları da mevcut değil, çünkü böyle bir gerekçenin toplumdaki kısıtlı karşılığı da eriyip yok olma sürecine girdi. Kim sokağa çıkıp da Ramazan etkinliklerini eleştirerek devlete ve millete meydan okuyabilir?
Geriye kalan tek seçenekleri konuyu CHP'nin gündem yapması ve yargı yoluna giderek suç duyurusunda bulunma hamlesi oldu.
Bakınız kimler devreye girmiş?
Atatürkçü Düşünce Derneği, Bakan Tekin hakkında "anayasayı ihlal" ve "görevi kötüye kullanma" iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Sol Parti de okullardaki Ramazan etkinliklerini laikliğe ve demokrasiye saldırı olarak değerlendirdi ve suç duyurusunda bulundu. Türkiye Komünist Hareketi de yine aynı şekilde Bakan Bey'i yargıya şikayet etti.
YUSUF TEKİN SAVUNMADA KALMADI!
Laiklik bahane edilerek ortaya atılan tüm saldırıların fikri açıdan altı boş!
Avrupa'daki uygulamalara da baktığımızda gönüllülük esasıyla Ramazan okullarda kutlanır, etkinlikler hayata geçirilir.
Nedense bir tek bizim ülkemizde dini pratikler "bir kısım kısıtlı kesim" tarafından kriz oluşturuyor.
Bakınız, Yusuf Tekin'in açıklaması gayet açıklayıcı... Tekin, atılan adımların tamamen hukuki bir zemine oturduğunu vurguladı. Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Bakan Tekin, hazırlanan genelgenin anayasal dayanaklara ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu başta olmak üzere mevcut mevzuata tam uyumlu olduğunu belirtti. Bakan Tekin, toplumun büyük bir çoğunluğunun hassasiyetle sahip çıktığı değerleri yaşatanlara yönelik "gerici azınlık" gibi ithamlarda bulunulmasını kabul edilemez bulduğunu söyledi. Tekin, "Müslüman bir ülkede, inançlarına ve kültürüne sahip çıkan insanlara bu yakıştırmayı yapma cüreti gösterenlere karşı, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak hukuki haklarımı kullanmak benim sorumluluğumdur" diyerek konuyu yargı mercilerine taşıyacağını aktardı.
"Ramazan Talibanlaşmadır", "Laik anayasal düzene yönelik saldırı var" diyerek toplumu kutuplaştıranlar için artık hiçbir şey eskisi gibi kolay olmayacak.
Ramazan iklimine zarar verenlerin, halkı kin ve düşmanlığa tahrik (TCK 216, 218. m), halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (TCK 217/A), devletin kurumlarını aşağılama (TCK 301), kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret (TCK. 125/3) tanımlamaları üzerinden hesap vermeleri istenecek.
Laiklik üzerinden muhafazakar kesime yöneltilen bir bildiri, iktidar tarafından ilk defa suç duyurusuna konu oluyor. Önemli bir gelişme.
Burada kalmamalı!
Halkımız dini değerlere ve toplumun huzuruna saldırı mahiyetindeki bu girişimlere farklı açılardan tepki vermeli!
Her ilde iftar sonrası olmak üzere mitingler düzenlenebilir, milletimiz yargı sürecine müşteki olarak katılabilir, dijital mecralarda imza kampanyaları başlatılabilir.
Laiklik üzerinden bu milletin değerlerine saldırı, artık tarihe gömülmeli!
Bu zemini oluşturmak ve yasal çerçeveyi inşa etmek siyasetçilerin millete borcudur. Yeni anayasa umarız bu ihtiyacı karşılayacak kapsamda olacaktır.