Yazarlar

Yiğit BULUT

Yiğit BULUT

yigitbulut@stargazete.com

IMF gitti ‘işbirlikçiler’ taş mı yiyecek?

Yiğit BULUT tüm yazıları

1876’da “içerideki işbirlikçiler” ve “dışarıdaki efendilerinin” attıkları adımlarla boynumuza geçirilen “finansal pranga” 2008 yılında Başbakan Erdoğan’ın “IMF’yi Türkiye’den çıkarma” kararını tek başına vermesi ve arkasında durması ile çıkartılmış ve o günden sonra da borç ödememiz devam etmişti...

Sevgili dostlar, bu yazıyı yazdığım saatlerde son taksit de ödendi ve “küresel emperyalist yapının” taşeronlarından biri olan IMF, tam olarak Türkiye’den kovulmuş oldu... Çok ama çok önemli bir adım. Tekrar ediyorum; 1876’da elimizden alınan özgürlüğümüzü, 2008 yılında ancak geri alırken “borçsuz” bir duruma gelerek “bu bağımsızlığı” perçinlemiş olduk... Bu ülkeyi sevenler bu duruma yürekten sevinirken, 2001’den bugüne “IMF’siz olmaz-olamaz” diyenlerin son birkaç gündür yine kara propaganda yapmaya başladıklarını ve şu cümleyi, aldıkları emir doğrultusunda, tüm TV’lerde kullandıklarını üzülerek gördük; “IMF’ye borç bitti ama Türkiye’nin 300-500 milyar dolar borcu var, IMF’den kurtulduk yalanına inanmayın”!

Sevgili dostlar, 1876’dan 2003’e hatta güçleri tükenip kovuldukları 2008’e kadar “artık bildiğimiz oyunu” oynayan “dışarıdaki efendileri” ve “içerideki uzantıları”, son 130 yılda bu ülkenin her anlamda kanını emdiler, canlarımızı aldılar, topraklarımızı ve enerji kaynaklarımızı çaldılar. Bugün tarihi bir gün! BU İĞRENÇ KURULUMUN tam olarak çöktüğü, Türk Milleti ve Devleti’nin tam olarak bağımsızlığını ilan ettiği gün! Şimdi ana soru şu; sistem çöktüğüne ve en önemlisi finansal dokusundan medya dokusuna kadar her detayı deşifre olduğuna göre şimdi içerideki yerleşik “işbirlikçiler” ne olacak? Son 130 yıllık bu baskı, işkence, zulüm, hırsızlık sürecinde yer alan her birey ve her kurum hesap verecek! BEKLEYİN ve ayağa kalkan Türk Devleti’nin nelere kadir olduğuna şahitlik edin... YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ GÜÇLÜ BÜYÜK TÜRKİYE...

Önemli not: Her türlü baskıya rağmen 2008 yılında IMF’yi tek başına Türkiye’den KOVMA kararı alıp 130 yıllık prangayı bu milletin boynundan söken Başbakan Erdoğan’a bir Türk vatandaşı olarak sonsuz teşekkürler...

Türkiye’nin en önemli şirketlerinden biri: ETİ Maden

Daha önce bu konuyu gündeme getirmiş kamuoyunun dikkatini çekmiştim. Türkiye’yi “eski oyun sahaları” sanmaya devam edenler, ne yazarsak yazalım, Türkiye nasıl değişirse değişsin, bildiklerini okumaya ve “istediğimizi yaparız” algılamalarında ısrar etmeye devam ediyorlar. Bir sonuç elde etmeleri imkansız olmasına rağmen Küresel “maden kartelleri” ve Türkiye’deki uzantıları, milli bir değer olan ETİ Maden’in peşinde yalanmakta ısrarcılar...

Sevgili dostlar, geçmişten alışmışlar ya; alacaklar, ele geçirecekler sonra da adına kamuoyunda “özelleştirme” dedirtip, içimize yerleştirdikleri “kalemleri ve ses verenleri” ile olayı aklileştirecekler. Geçmişte hep öyle yapmadılar mı!

Sevgili dostlar, ETİ Maden üstünde son dönemlerde aldığım “işi kotarmaya” çalışıyorlar duyumları iyice güçlenirken, basında çıkan bazı haber-yazı ve yorumlar üzerine şüphem iyice arttı. Bu noktada soralım; ETİ Maden tam olarak ne yapıyor? Bor tuzları, nükleer enerji hammaddeleri uranyum ve toryum madenlerinin imtiyazı ülkemizde ETİ Maden’e ait. En büyük rakibi ise Rothschild ailesinin denetimindeki Rio Tinto. Eti Holding, Rio Tinto, US Boraks, Boraks Argentina gibi şirketler dünya bor arzının büyük bölümünü karşılıyor. Buradaki ana detay; ETİ Maden’in büyümesi sahip olduğu rezervler derinde olan ve her gün daha da zor “çıkarılabilir” hale gelen Rio Tinto’nun küçülmesine yol açıyor... Daha net aktarayım; Eti Maden’in 2011 yılında toplam satışı; 2 milyon ton-852 milyon dolar düzeyinde. 2011 yılı ihracatı 831 milyon dolar olurken, 2012 sonunda 1 milyar doları geçmesi bekleniyor...

Sonuç: Daha önce bu konuyu gündeme taşıdığımda şu cümle ile bitirmiştim; “...Sayın Başbakan’a konu nasıl arz edildi-neler aktarıldı bilmiyorum fakat bildiğim bir şey var; bu ülkenin yetiminin her kuruşunu canı pahasına koruyan Recep Tayyip Erdoğan “bu plana” mutlaka DUR diyecektir...”...Bugün sevinerek öğreniyorum ki; özellikle içeride yerleşik bir “iş bilen grubun” her türlü oyununa rağmen Türk Devleti bu şirketin sonuna kadar Türk HALKI’nın malı olarak kalmasına karar vermiş durumda...

Son söz: LEŞ KARGALARI ve bu ülkeyi 2003’e kadar “dışarıdaki patronları ile birlikte her türlü oyunu oynayarak” sömürmeye alışanlar, bu yazdıklarımı iyi okuyun; SİZİN DÖNEMİNİZ, bu ülke üzerinde oynadığınız oyunlarınız bitti ! İşte IMF de kovuldu, şimdi sıra sizde!