Selahaddin E. ÇAKIRGİL
Selahaddin E. ÇAKIRGİL
selahaddincakirgil@gmail.com
Tüm Yazıları

''İnsan öldürmenin zevki''nden bahseden Trump, ruh halini daha nasıl anlatsın?

(Pazar günlerini okuyucu görüşlerine tahsis ettiğimiz bu sütunu, bugünlük, istisnaen, dünya gündeminin en hassas ve tehlikeli gelişmesi olan Amerikan ve Siyonist İsrail rejiminin saldırganlığını anlatmaya öncelik vermek gerekliliği ortaya çıktı.

Okuyucuların görüşlerini yarına bırakıp, bu günün dünya gündemindeki en hassas konu olan Amerikan emperyalizminin Müslüman dünyasına saldırması ve Amerikan Savunma Bakanı'nın da açıkça 'Müslümanlar bizim düşmanımızdır..' demesi, gündemin en sıcak konusunu göstermiş oldu ve bu yüzden,

Okuyucuların mesaj ve görüşlerini yarına bırakmayı tercih etmek gerekliliği ortaya çıktı. Okuyucularımız mazur görürler, umarım.)

*

**

İran'a yapılan bombardımanların uydu görüntülerini filmlerden ve video oyunlardan görüntülerle birleştirerek yapılan paylaşımlarla, savaşı ve ölümleri hafife alan Amerikan emperyalizminin başındaki Trump, sonunda düşman olan insanların öldürülmesinin insana büyük bir haz verdiğini belirtmişti. Burada onun 'insan' olarak anladığı, münhasıran Müslümanlar olduğu açık..

Geçenlerde de Amerikan eski Başkanları'ndan Barrack Huseyn Obama ve hanımını, sırf, siyah tenli olmalarından dolayı, aklınca komik gösterecek kadar seviyesiz ve ahlâksızca bir beyaz tenlilerin üstün olduğu çılgınlığı sergilemişti.

Trump yönetimi 28 Şubat'ta İran'a -diplomatik açıdan resmen açıklanmasa da-, fiilen savaş açtı.. Washington'daki Beyaz isimli -gerçekte ise, kap-kara ve kanlı- Saray'ın resmî TikTok ve X hesaplarından paylaşılan kliplerde, video oyunlarından, beyzbol maçlarından, Hollywood filmlerinden görüntüler ve popüler şarkılardan bölümlerle renklendirilerek, 'İran'da vurulan noktalara aid uydu görüntüleri'yle birleştiriliyor. Paylaşımlar, savaşın yıkıcılığını hafife alıyor..

Hele de, ölümlerin korku dolu ve insanlıktan uzaklaşmışlığın hayalî sahneleri, Amerikan ordusunun İran'da bir aracı vurduğu ân'ı yansıtan bir eğlenceye indirgeniyor.

(Dün gece, CNN isimli Amerikan tv'sinin Türkçe yayınında 23.15 civarında, aman Allah'ım, ne utanç verici ve âdeta Amerikan ağzıyla konuşan yorumlar yapılıyordu..)

İran'ın en üst yetkili ismi olup, geçenlerde öldürülen dinî lider Seyyid Ali Khameneî'nin yerine İran'ın yeni ruhanî lideri olarak seçilen oğlu Müctebâ'nın, niye ortaya çıkmadığı' gibi tuhaf sorular soran ve bunu gazetecilik adına yaptığını söyleyen tiplerden birisi, bütün bunlardan sonra da, bir 'erkân-ı harb' subayı gibi savaş üzerine, 'şöyle yapılmalı- böyle yapılmalı..' diye ahkâm kesen yorumlar yapabiliyordu..)

*

**

Ve sonra, Trump'ın "DESTANSI ÖFKE OPERASYONU' adını verdiği saldırganlığının marşları dinletiliyordu..

'İran'ın füze cephaneliğini imha et! /Donanmasını yok et! / Asla nükleer silaha sahip olmamalarını sağla!"

Bu görüntüler 'Beyaz isimli kara ve kanlı Saray'ın İletişim Direktörü Steven Cheung tarafından dünyaya yansıtılıyordu..

Başka bir videoda ise, Amerikan ordusunu temsil eden bir bowling topunun 'İran rejimini temsil ediyor gibi gösterilen' 'labut'ları (bowling oyunundaki devrilmesi hedeflenen askerleri yok etmek için dizili cisimleri) ve yaşanan patlamalar ve de İran'a yapılan bombardımanlar coşkulu bir şarkıyla birlikte ve "STRIKE" yazısıyla ekrana geliyor. ("Strike" hem saldırı, hem de bowlingde sayı yerine kullanılıyor).

Bu paylaşımlarda, gerçek savaş, 'Tropik Fırtına, Cesur Yürek, Top Gun' gibi 'popüler kültür ikonları'yla karşılaştırılıyor.

Bir İran gemisinin vurulma ânı, ünlü şarkıcı Kesha'nın Blow (Patlama) şarkısıyla birlikte veriliyor. İran'da bir binanın bombalandığı ve insanların öldüğü an'ın, "Yangın var, yangın var / Ben yanıyorum / Yetişin a dostlar / Tutuşuyorum.." şarkısını hatırlatan bir traji-komik hava içinde verildiği düşünüldüğünde, konu daha iyi anlaşılabilir. (Kesha, "Savaşı hafife almaya çalışmak iğrenç ve insanlık dışı bir tutum. Müziğimin herhangi bir şiddeti teşvik etmek için kullanılmasını kesinlikle kabul etmiyorum.." diyorsa da, USA emperyalizmi, bu gibi itirazlara aldırmıyor.)

*

Evet, Washington'daki -kapkaranlık ve kanlı- Beyaz Saray'ın sosyal medya hesapları, İran'a savaş başlatıldığı günden beri böyle videolarla dolup taşıyor. Bu tarz onlarca video mevcut. Üstelik bu sosyal medya stratejisi, Amerikan medyasında da geniş bir şekilde ele alınıyor. Savaş propagandası ya da savaşın oyunlaştırılması, gerçek çatışmaları bir sosyal medya içeriğine dönüştürmek; yani, bir yandan insanları gerçekten öldürürken, diğer yandan bunu milyonlarca kişiye bir yayın olarak sunmak ve bu sunumu, savaşı hafifleştirerek yapmak, savaş tarihinde bir ilk olsa gerek..

*

Trump ise, bu videoların yönetimin savaş alanındaki kazanılmamak için hazırlandığına, bu çabayı bir başarı olarak nitelendirdi.

*

Nitekim, 'Trump'ın sarayının Basın Temsilcisi Karoline Leavitt, bu paylaşımların, Beyaz Saray'ın başarısı hayli kanıtlanan medya stratejisine bir başka örnek olduğunu belirterek, "Sadece son birkaç günde Beyaz Saray'ın videolarının 2 milyardan fazla paylaşım konusu olduğu ve 'İnsanlar savaştaki muazzam başarıyı ve Amerikan ordusunun İranlı teröristleri etkisiz hale getirmesini konuşuyorlar. Asıl amaç da bu zâten..." açıklamasını yaptı.

*

Trump yönetiminin, hem "büyük çaplı muharebe operasyonları", hem de "kısa süreli bir gezi" olarak tanımladığı savaşa destek kazanmak için sosyal medyada yürüttüğü stratejiyi anlamamıza yardımcı oluyor.

'NBC News' ise, bu sosyal medya stratejisini, halk nezdinde olumsuz karşılanan bir çatışmayı kabul ettirebilmek amacıyla yürütülen bir çaba olarak yorumluyor.

CNN International'e konuşan Foreign Policy Dergisi Yazı İşleri Müdürü Ravi Agrawal'ın bu konudaki görüşleri ise net:

"Videolar berbat görünüyor. Dünyaya sunmak için aşırı çirkin bir görüntü. Duyarsız, umursamaz, maço, iğrenç bir yöntem. İnsanlar gerçekten ölüyor. Bölgede iş hayatı altüst oldu.'

*

Bahse konu paylaşımlar aslında ikinci başkanlık dönemini yürüten Trump'ın değişen sosyal medya yaklaşımının da bir göstergesi.

Wall Street Journal'de çıkan bir yorumda, Trump yönetiminin mesajlarının daha çok iç kamuoyuna yönelik olduğu kaydedildi..

Ancak, videolar bazı kesimlerde olumlu karşılanmıyor..

Tabiî bu arada, İran popüler kültür ürünlerini kullanarak yaptığı 'yapay zekâ' videoları da internette yerini alıyor.

Bu cümleden olmak üzere, Wall Street Journal'deki bir analizde, İran'ın videolarının hedefinin de Amerikan izleyiciler olduğu bilgisine yer verildi.

*

**

Ve bir '.... (şey) şakası...'

Sokaktaki insanlar hani bazan, bazı şakaları, '... şakası' olarak nitelerler ya, işte öyle bir durum..

ABD Başkanı Donald Trump, evvelki gün, Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae'yi Beyaz Saray'da kabul ettiği sırada; gazetecilerin sorularına cevap verirken, "Herhangi bir ABD askeri göndermiyorum. Göndersem size söylemezdim ama göndermiyorum.." ifadelerini kullandı. Ama, Trump'ın bir gün içinde neredeyse her saat başı bir farklı taktik değiştirdiği göz önüne alındığında açıklamalarına ciddiyetle bakabilmek de ayrı bir mesele oluşturuyor..

Trump'la görüşen Japonya Başbakanı Takaiçi ise, Japonya olarak ABD'nin İran'a yönelik saldırılarına destek verdiklerini ifade ederek, "İran'ın nükleer silah edinmesine asla izin verilmemeli.." değerlendirmesinde bulunuyordu.

Tabiatiyle, Ağustos-1945'de, Japonya'nın Amerika'dan Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atılan beşer tarihinin ilk iki atom bombasını yemiş olan Japonya'nın başbakanı olarak Takaiçi'nin, Trump'ın sergilediği en firavunca ve barbarca lafları karşısında hiç değilse susması tercih edilirdi.

*

Takaiçi bunun yerine, İran'ın, Körfez ülkelerine düzenlediği saldırılarını ve Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasını kınadıklarını belirterek, "Aslında çok ciddî bir güvenlik krizi ile karşı karşıyayız, bu gelişmeler yüzünden dünya ekonomisi şu anda büyük bir darbe almak üzere. Ancak bu durumda bile, dünyada barışı sağlayabilecek tek kişinin Başkan Trump olduğuna inanıyorum. Bunu başarmak için uluslararası toplumdaki ortaklarımıza ulaşmaya hazırım." diye konuştu.

*

Bir Japon gazeteci, Trump'a, 'İran'a saldırmadan önce neden müttefiklerine haber vermediğini' sorunca, ABD Başkanı Trump'ın, "Bunun sürpriz olmasını istedik, sürpriz konusunda Japonya'dan daha çok bilen kim var? Pearl Harbor hakkında bir şey demediniz?" karşılığını vermesi, özellikle Japon heyeti üzerinde soğuk duş etkisi yaptı... (7 Aralık -1945'de Japon güçlerinin, Amerikan'ın Büyük Okyanus'daki üssüne, ânî bir saldırı yaparak, Amerikan donanmasını yok edişlerini ve Amerika'nın savaşa 2. Dünya Savaşı'na zemin hazırlayan saldırıyı önceden haberi verip vermediklerini' söyleyecek kadar güçperest bir karşılık verince, ABD heyetinde bulunanlar gülerken, Japon heyetinin şaşkınlığı kameralara yansıdı..

Trump'ın hatırlattığı ve Birleşik Amerika'nın , 7 Aralık 1941 tarihindeki Pearl Harbor saldırısında, 2 bin 400 Amerikan askeri ölmüş, 12 savaş gemisi savaş dışı kalmıştı. Bu saldırı, ABD'nin 2. Dünya Savaşı'na girmesine zemin hazırlayan kırılma noktasıydı.)

Japonya Başbakanı Takaiçi, 'Japonya olarak ABD'nin İran'a yönelik saldırılarına destek verdiklerini' ifade ederek, "İran'ın nükleer silah edinmesine asla izin verilmemeli." değerlendirmesinde bulundu.

İran'ın Körfez ülkelerine düzenlediği misilleme saldırılarını ve Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasını kınadıklarını aktaran Takaiçi, "Aslında çok ciddi bir güvenlik krizi ile karşı karşıyayız, bu gelişmeler nedeniyle dünya ekonomisi şu anda büyük bir darbe almak üzere. Ancak bu durumda bile, dünyada barışı sağlayabilecek tek kişinin Başkan Trump olduğuna inanıyorum." diye konuştu; 'ciğeri kediye teslim' edercesine..

Bu ifadede, Trump'a bir övgü var gibiyse de, diplomasi dilindeki dolaylı kinayelerden birisi olarak, asıl saldırganın Trump olduğuna dolaylı bir işaret olduğunu düşünenler de olup ve bu tarz dolaylı anlatımların, Japon mentalitesine aykırı olmadığı da belirtiliyor..

*

Japon Başbakanı'nın sözlerini gururla dinleyen Trump, bu açıklamalardan, Avrupa Devletleri'nin ders almalarını ister gibiydi.. Ancak, başlangıçta Fransa, İngiltere ve Almanya'nın Trump'ın beklentilerine 'hayır' demeleri ve hattâ Almanya başbakanı Friedrich Merz'in, 'İran'a saldırırken, bize mi danıştın?' demesi, Trump'ı küplere bindirdi.. Ama, İngiltere çok ısrarlı olamadı ve Amerika'nın yanında yer aldı. Öyle de olsa, bir itiraz dalgası içten içe NATO ülkelerinin halkları arasında da gelişiyor ve Trump, bu durumda, 'Biz olmasak ve Amerika olarak NATO'yu terketsek; NATO'nun kağıttan bir kaplan olduğu görülecektir..' diye tehditler savurması Rusya ve Çin tarafından daha bir dikkatle takib ediliyor..

(NOT: Bu yazının, Amerikan başkanı Trump'ın, İran'a, Hürmüz Boğazı'nı (23 Mart Salı sabahına kadar 48 saat içinde açmadığı takdirde) İran'ın bütün elektrik alt yapısını yerle bir edeceklerine dair, son anda açıkladığı en firavunca tehdidinden önce yazıldığını belirtelim.

Evet, 'Görelim, Mevlâ neyler..' )

*