Yazarlar

Resul Tosun

Resul Tosun

rtosun@stargazete.com

İntihar mı istişhad (şehitlik özlemi) mı?

Bütün toplumlarda radikal gruplar, fanatik topluluklar ve aşırı uçlar vardır. Hıristiyan topluluklarda olduğu gibi Yahudi topluluklarda da Müslüman topluluklarda da. 

Hatırlayın, 22 Temmuz 2011’de Norveç’te 77 kişiyi katleden Anders Breivik fanatik bir Hıristiyandı.

***

25 Şubat 1994’de Filistin el Halil şehrinde sabah namazında Müslümanlara kurşun yağdıran ve 29 Müslümanı katleden Barush Goldstien de bir Yahudi idi.

10 Ekim 2015’te Ankara’da 102 kişiyi, Cumartesi günü İstanbul’da 5 kişiyi ve Brüksel’de 34 kişiyi katledenler de maalesef  Müslüman’dı.

Örnekleri artırabiliriz.

***

Yalnız Müslümanların eylemi diğerlerinden farklıydı. Onlar intihar eylemi yapmışlar ve kendileri de ölmüştü!

Ankara eylemini gerçekleştiren Y. Emre Alagöz’ün ve İstiklal caddesinde intihar eylemi gerçekleştiren M. Öztürk’ün rahat halleri hiç de biraz sonra yok olacak kimselerin hallerine benzemiyordu.

Ölüme gül bahçesine gider gibi gidiyorlardı!

***

İşte intiharcı Müslümanların kandırıldıkları kırılma noktası burası. Yapılan eylemin intihar değil istişhad olduğuna yani şehitlik mertebesine yükseleceklerine inandırılmış olmalarıdır!

İslam âlimlerinin hemen hepsi bu tür eylemlerin şehitlik değil intihar olduğu, intiharın da dinen yasak ve günah olduğu fikrinde ittifak etseler de maalesef radikal yapılanmalar dini bilgiden mahrum mensuplarını bu eylemlere ikna etmekte ve ölüme göndermektedirler.

Maalesef emperyalist politikalar da bu radikal grupların ekmeğine yağ sürmektedir!

***

Bu bağlamda sahih İslam’ın öğretilmesi ve eğitim yoluyla bu eğilimleri aza indirmek mümkündür!

Ayrıca hatırlatmakta fayda var ki, laiklik gerekçesiyle dini eğitim karşıtlığı yapmak da radikalizme zemin hazırlar.

Ancak eğitimde ne kadar başarılı olunursa olunsun az da olsa aşırı uçlara her dönemde ve her toplumda rastlamak mümkündür.

***

Bu tür eylemlerin önüne geçilmesi bence radikal grupların takip edilmesinden ziyade silah mühimmat ve patlayıcıların takip edilmesiyle mümkün olabilir!

Çünkü eylemci sicili temiz ve ilk eylemini gerçekleştiren cinsten olabilir. Güvenlik güçlerinde takip kaydı olmadığı için gözden kaçabilir. İstiklal caddesindeki intihar eylemcisinde olduğu gibi!

Ama patlayıcıların takibi pek âlâ mümkündür!

***

Devlet evet, bir taraftan aşırı uçları takip etmeli ve gereğini yapmalıdır ama ondan daha önemlisi patlayıcıları ve patlayıcı imal edilen ürünleri sıkı takibe almalıdır. Kim alıyor, neden alıyor nerede kullanıyor devlet bunu bilmeli.

Tabii bir devletin bilmesi de yeterli değildir.

Uluslararası bir koordinasyon sağlanamazsa umulmadık yerlerde patlamalar yaşanabilir.

***

Sözgelimi Türkiye işin ucunu ne kadar sıkı tutarsa tutsun eğer komşu ülkelerle ciddi bir koordinasyon olmazsa patlayıcıların takibi zorlaşır!

Mesele sadece komşu ülkeler meselesi de değildir. Terör artık uluslararası bir boyut kazanmıştır, küresel mücadele gerektirir.

Terörle mücadele için yapılacak bir anlaşma üzerinde çalışan BM yıllardır bir yere varamamıştır.

Maalesef henüz terörün tarifi üzerinde bile bir ittifak oluşmamıştır!

***

Bunun için de Türkiye’nin onca ikazına rağmen Belçika kendisine teslim edilen eylemciyi serbest bırakmıştır!

Onca eyleme rağmen batı dünyası terör örgütlerine hâlâ göz yummaktadır.

Maruz kaldığı son terör eylemine rağmen mesela terör örgütü PKK/PYD Brüksel’de hâlâ faaliyet gösterebilmektedir.

Hasılı, terör küresel bir sorundur ve topyekûn mücadele edilmediği sürece bir yerde biter başka yerde başlar!

Teröristin iyisi kötüsü olmaz. Terör insanlık suçudur!