
HAMAS, Gazze'deki soykırıma gerekçe gösterilen 7 Ekim 2023 "Aksa Tufanı" saldırısını, İran'ın desteğiyle hazırlamıştı. Zaten Netanyahu'nun kulağına, "HAMAS'ı bitir" diye fısıldayan Körfez ülkelerinin ve Batı Şeria'daki Filistin yönetiminin desteği söz konusu olamazdı!
Dahası vardı... İran, İsrail'in "intikam saldırıları"na karşı da "destek" garantisi vermişti! HAMAS, bilhassa Hizbullah'a çok güvenmişti!
Bu desteği herkes beklediği için Hizbullah lideri Nasrallah'ın 3 Kasım 2023'te yapacağı açıklamaya bütün dünya kilitlenmişti.
Ancak ne yazık ki, Demirel gibi çok konuşup hiçbir şey söylememeyi beceren Nasrallah'ın 90 dakikalık nutku, "HAMAS'a övgü"den ibaretti!
HAMENEY DE "BAŞKA KAPIYA" DEMİŞTİ!
Bu hıyanet karşısında büyük şok yaşayan HAMAS lideri İsmail Haniye, soluğu Tahran'da almış ve 5 Kasım'da İran Şiî lideri Ali Hamaney ile görüşmüştü. İran resmî algı ajansı IRNA'nın dünyaya duyurduğu bu görüşmede Hamaney de, Gazze halkının direnişine övgü yağdırmış; İslâm ülkelerinin destek vermesi gerektiğini söylemişti!
Ama İran'ı "İslâm ülkesi" görmediğinden olacak ki, "Filistin'in özgürleştirilmesi Filistinliler için bir onurdur ve bizim bu onurda size ortak olmak gibi bir niyetimiz yok" demişti!
İran, hiç değilse Gazze'ye "gölge" etmeseydi ama bunu da çok gördü!
Bu görüşmeyi izleyen 9 ayda HAMAS'ın ezber bozan bir direniş sergilediğini gören İran yönetimi, İsrail'in yıllardır öldüremediği Haniye'yi 29 Temmuz'daki "tören" için davet etmiş ve iki gün sonra da MOSSAD'ın "konum" bilgili saldırısıyla ortadan kaldırmasını sağlamıştı!
İran yine bol tehdit savurdu ama asıl müsebbibi olduğu soykırıma karşı hiçbir şey yapmadı!
İRAN İSTESE RAHATLIKLA YAPABİLİRMİŞ!
Peki; İran ve tetikçisi Hizbullah, gücü yetmediği için mi Gazze'ye destek vermedi?
17, 18 Eylül 2024'teki çağrı cihazı patlamaları ve 30 Eylül'deki Nasrallah suikastıyla yönetim zaafı yaşayan Hizbullah, İran'ı korumak için Tel Aviv'e füze yağdırıyor.
Bu durum, Nasrallah'ın havanda su dövdüğü günlerde Hizbullah'ın İsrail'e çok daha güçlü bir tepki verebileceği anlamına geliyor.
Ya İran?
Yahudileri sığınaklara hapsetmekle övünen Tahran yönetimi, "Demir Kubbe'yi kevgire çeviren" füzelerinden birkaçını üç yıldır zulüm gören Gazze Müslümanları için neden ateşlemedi? Destek vadederek ayağa kaldırdığı HAMAS'ı neden yüzüstü bıraktı?
Ayrıca bugün, "Amerikan uşağı" oldukları iddiasıyla saldırdığı Körfez ülkelerine, neden üç yıldır "Siyonist İsrail'e karşı adam gibi bir duruş sergileyin" demedi de hıyanette yarış etti?
Çünkü Gazze'deki Müslümanlar, Şiî İran'ın da hiç umurunda değildir!
Çünkü Filistinliler Sünnî'dir ve Şiî rejim için Sünnî düşmanlığı Yahudi düşmanlığından daha önce gelmektedir!
TÜRKİYE'DE AYIRIMCILIK YAPAN KİM?
Üç yıldır İran'ın Gazze'deki bütün bu hıyanetlerini görmüyor; Şiîlerle değil Siyonistlerle uğraşıyoruz. Hakeza bugünkü savaşta da, İran'ın ezelî hasmane tutumuna rağmen Türkiye; ABD ve İsrail'in karşısında, İran'ın yanındadır.
Oysa bu kritik ortam ve Haçlı Siyonist saldırılar istismar edilerek Sünnî düşmanlığı için kullanılmaktadır. Şiî darbesini "İslâm Devrimi" zanneden muhafazakârlardan, "İran düşmanı" Kemalistlere ve Gülenistlere kadar bütün İktidar düşmanları, "ABD karşıtlığı" maskesi altında İran lejyonerliği yapmaktadır. Yine kirli bir işbirliği sergilenmektedir.
Mine Kırıkkanat gibilerin bile Şiî avukatlığına soyunması nasıl izah edilebilir? Böyle bir savaş esnasında neden "Sünnî-Şiî" mukayesesi körüklenmektedir? İran'a Siyonistler mi, yoksa Sünnîler mi saldırmaktadır?
Bu sinsi operasyonun etkisinde kalanların "Şiîliği tartışacak zaman değil" türü ortaya karışık beyanları da, fitnecilerin ekmeğine yağ sürmektedir!
Herhangi bir ülkedeki hiçbir "birey"in inancını sorgulamak haddimiz değildir. Ancak Şiî İran rejiminin, Sünnî ve Türkiye düşmanlığı Yahudi düşmanlığından daha öndedir!
Biz İran'ı yeni keşfetmedik! Şah İsmail'in, Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi vesellem) mübarek bedenini tünel kazarak Avrupa'ya kaçırmak isteyen Haçlılarla yaptığı iğrenç işbirliğini de, Yavuz Sultan Selim Han'ın buna haddini bildirmek için (FETÖ'cülerin çaldığı meşhur "Çamurlu Kaftan"ın sahibi olan) İbn-i Kemal Hazretlerinden aldığı "fetva"yı da biliyoruz!
İRAN HÂLÂ İSRAİL'E HİZMET ETMEKTEDİR!
Fitne için kullanılan bu savaştan kimin kârlı çıktığını da sorgulamak gerekir!
Bu savaşı, İsrail'in başlattığı bir gerçektir. Ancak İsrail'e bu fırsatı veren de, İran'ın (bilinçli değilse) basiretsiz tutumudur.
Bu gidişat ise, yine İsrail'e hizmet etmektedir.
İran, hıyanet ettiği Gazze'ye bu savaşla bir darbe daha vurmaktadır!
Çünkü herkes Hürmüz Boğazı'nı konuşmakta olup; Gazze'yi unutulmuştur.
Oysa Gazze'deki katliam ve zulüm devam ederken Batı Şeria da eklenmiştir.
İsrail'e rağmen Gazze'de bir "Uluslararası Yönetim" süreci başlamıştı. Ağır aksak yürüse de, İsrail'in keyfiliğine son vereceği için çok önemliydi.
BM Güvenlik Konseyi'nin, 17 Kasım 2025 tarih ve 2803 sayılı kararıyla başlayan süreç, tam da Neyanyahu'nun istediği gibi unutulmuş durumdadır.
İsrail Gazze'de köşeye sıkışmıştı. İçeride, "Madem bu noktaya gelecektik, bu kadar naneyi niye yedik" sorgusuna muhatap olan Netanyahu'nun günleri sayılıyordu. Şimdi siyasî hayatının en güçlü dönemini yaşıyor.
"İran'ın moral üstünlüğü" denilen şey, aslında İsrail'in 7 Ekim'den sonra kaybettiği ve milyarlarca dolar harcadığı halde geri alamadığı "Mağduriyet üstünlüğü"ne İran sayesinde kavuşmasıdır.
Peki İsrail bu "mağduriyet"i, hangi faturayı ödeyerek kazandı? İran, Suriye'de Müslümanlara yaptığının ne kadarını Siyonistlere yapabildi?
Sadece Tel Aviv'de birkaç bina yıkıldı! Unutmayın ki, Yahudiler için en kolay problem, "para" ile çözülendir.
İSRAİL'İN YAPAMADIĞINI İRAN YAPTI!
Öte yandan İsrail, defalarca teşebbüs etmesine rağmen bir türlü Filistin dışına uzatamadığı "işgal haritasını" İran sayesinde Lübnan'a taşıdı.
Savaşın ilk gününden itibaren sinsice Lübnan'a yüklenen İsrail, güneydeki "stratejik" bölgeyi işgal etmek üzeredir. Böylece, Suriye'deki gelişmeler sebebiyle tehlikeye giren "Golan işgali"ni tahkim etme ve Doğu Akdeniz'deki "Münhasır Bölge"sini genişletme peşindedir.
Bu adımlar bütün bölgeyi ama özellikle Türkiye'yi doğrudan etkilemektedir.
Ya bölge... ABD, nihayet bu bölgeyi terk etmek zorunda kalmıştı.
ABD'siz İsrail'in kocaman bir "hiç" olduğunu iyi bilen Netanyahu, Washington'a mekik dokumuş ama Trump'ı ikna edememişti. Ama onun yapamadığını İran yaptı!
BİZİM AÇIMIZDAN DEĞNEĞİN İKİ UCU DA AYNI!
Bu savaşın sonu, bizi yakından ilgilendiriyor!
Zira İsrail veya İran'dan hangisi galip çıkarsa çıksın; yeni hedefi Türkiye olacaktır!
"İsrail tamam da İran ne alaka" diyenlere, Karabağ Özgürlük Savaşı'nda İran'ın Ermenistan'a destek verdiğini hatırlatmak gerekir!
"Bu tutumun sebebi, İran'ın 'İran'daki Türkler' hassasiyetidir" diyecek kadar savrulmuş olan yerli İrancılara şunu sormak gerekir:
Kendi vatandaşı ve çoğunluğu Şiî olan Türkleri "tehdit" gören İran paranoyasının, bölgede en güçlü orduya sahip olan üstelik bu süreçte daha da güçlenen Sünnî Türkleri "tehdit" görmemesi mümkün mü?