Fadime ÖZKAN
Fadime ÖZKAN
fozkan@star.com.tr
Tüm Yazıları

İran kendini neden yalnızlaştırıyor?

ABD ve İsrail'in –müzakereler sürerken- İran'a yönelik kapsamlı bir hava saldırısına girişmesi, İran'ın da tüm gücüyle karşılık vermesi bölgeyi ateş topuna çevirmiş durumda. Ortadoğu'da ateşin düşmediği yer yok neredeyse. İran'da, Umman'da, BAE'nde, Katar'da, Kuveyt'te, Bahreyn'de, Irak'ta, Suudi Arabistan'da, Suriye'de, Lübnan'da ve İsrail'de düşen füzelerin dumanı hala tütüyor.

İran askeri ve istihbari olarak 12 gün savaşından ders çıkarmış, yeni stratejisini buna göre oluşturmuş görünüyor. Lakin ilk gün dini lider Hamaney'in ve komuta kademesinden 50'ye yakın ismin nokta operasyonlarla öldürülmesi Mossad ve CIA'in İran içinde hala çok etkin olduğunu, Tahran yönetiminin de istihbarat açığına karşı aldığı tedbirlerin işe yaramadığını ortaya koydu. O kadar ki Hamaney'in cesedinin görüntüsü olay yerinde bulunan Mossad ajanı tarafından anında Gazze kasabı Netenyahu'ya servis edilmiş.

İRAN BU KEZ GÖZE GÖZ, DİŞE DİŞ

Ama bu kez İran göze göz, dişe diş bir mücadele stratejisi uyguluyor. Daha önce ilan ettiği gibi aynı anda hem İsrail'i, hem ABD'nin bölgeye gelen mobil güçlerini hem de Ortadoğu'da bulunan askeri üslerini vuruyor. ABD ile hareket ettiğini söylediği diğer İslam ülkelerine füze gönderirken sadece "düşmanlarına" değil komşularına ve din kardeşlerine de maliyet ödetmek istiyor İran. Bunun nedenini -mealen- "canı yanan bölge ülkelerinin İran'a saldırıyı durdurması için ABD'ye baskı yapması için" diye açıklamıştı İran Dışişleri Bakanı Arakçi.

Lakin işler tam da öyle gitmiyor. Savaşın üçüncü gününde Körfezden gelen tepkiler gösterdi ki hiçbir ülke topraklarının, sivil altyapının vurulmasını sineye çekmiyor. "Bu egemenlik ihlalidir" diyor haklı olarak.

KÖRFEZ ÜLKELERİ İRAN'A MI KARŞI?

Nitekim İran'ın sivil yerleşim yerlerini, turizm merkezlerini, otelleri, enerji tesislerini vurması Körfez ülkelerinin "tarafsızlık" politikasını terk edip "aktif savunmaya" geçmesine neden oldu bile.

Yedi ülke ortak bir bildiri yayınladı. Suudi Arabistan, BAE, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Ürdün, (ilginç biçimde İsrail'i koruyan ama kendilerini korumayan) ABD ile beraber "bölgesel istikrarı tehdit ettiği için İran'ı kınayıp" (!) kendi topraklarını, vatandaşlarını ve egemenliklerini korumak için "tek vücut" olup meşru müdafaa hakkını kullanacaklarını" ilan ettiler.

Sahadan gelen ama ilgili ülkelerin teyit etmediği bilgilere göre körfezden İran'a füzeyle atılıyor.

Bu da zaten ateş topuna dönen bölgeyi korkulan senaryoya biraz daha yaklaştırıyor. Müslümanın Müslüman kardeşini -Ramazan ayında- katlettiği; ülkelerin mezhebi aidiyetleri dolayısıyla Şii-Sünni çatışmasına sürüklendiği o kötü senaryoya... Bu gerçekten çok üzücü ve ürkütücü...

BÖLGE KAZANMAZ, SİYONİST İSRAİL KAZANIR

Böyle bir sonuç İsrail ve destekçileri dışında kimseyi sevindirmez, kimseye kazandırmaz. Kuşkusuz İran'a da kazandırmaz.

Bölge ülkeleri hava sahalarını ve askeri üsleri ABD kullanımına açmayacaklarını ilan etmişken ve Gazze konusunda olduğu gibi en azından ilkesel olarak İran'ın yanında durmaya hazır iken İran'ın onları karşısına alması hesap hatası değilse çok sıkıntılı bir duruma işaret ediyor.

İran on yıllarca bölgeye hükmetmek ve Şii hilali kurmak için çalıştı malum. Baas rejimine bunun için arka çıktı, vekil güçlere bunun için bütçe ayırdı. Kasım Süleymani ve Esed benzeri gaddarlar eliyle yüzbinlerce Müslümanın kanı döktü. Bunca yanlışın bedelini sürekli isyan halindeki halkının memnuniyetsizliğiyle ödüyor zaten.

Ama İran tam da şimdi, zaten çok büyük bir saldırı altındayken komşularını ve din kardeşlerini neden karşısına almayı seçiyor?

İRAN KERBELA'DA OLMAYI SEÇER GİBİ

Tarihsel olayların mirasına sahip çıktığını, yastan ve intikam duygusundan beslenen bir kültürel kökten geldiğini biliyoruz. Mezhebi aidiyetin keskin bir ideolojiye dönüştüğünü de. Belki de bu yüzden İran bugün de Kerbela'da olmayı seçiyor gibi.

Oysa Peygamber Efendimizin kıymetli torunu Hazreti Hüseyin'in şehit edilmesi ümmetin dinmeyen ortak acısıdır, aynı keder birleştirebilmeli kardeşleri.

Tablonun tüm sertliğine rağmen rasyonel siyaset zemini, ortak akıl ve ortak ilkesel tutum yeni acıların önüne geçebilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hem İsrail ve ABD'nin İran'a saldırısını kınayan hem de İran'ın Müslüman ülkeleri vurmasını eleştiren açıklamaları, Hakan Fidan'ın ilk günden beri gösterdiği çabalar tam da bunu sağlamak için zaten.